Sanatın eğitimle değil, ruhla başladığının en canlı kanıtı Necmi Öztürk, hayat hikayesiyle ilham veriyor. Maddi zorluklar nedeniyle okulunu yarım bırakmak zorunda kalan ancak fırçasını elinden hiç düşürmeyen Öztürk, 55 yıldır tuvalleriyle dertleşiyor. İlkokul sıralarında arkadaş desteğiyle başlayan resim yolculuğu, İstanbul’daki akademi çevrelerine uzanan ve ardından memleketine dönen bir başarı hikayesine kapı aralıyor.
DEFTER YERİNE KAĞIT PARÇALARINA YAPTI
Necmi Öztürk’ün sanat serüveni, çocukluk yıllarında babasının iflasıyla yaşadığı büyük yokluk dönemine dayanıyor. Resim defteri alacak gücü olmayan Öztürk’e, yeteneğini fark eden sınıf arkadaşları sahip çıktı. Her arkadaşının defterinden kopardığı bir sayfa kağıt, onun ilk tuvalleri oldu. Öztürk, o günleri "Herkes bir sayfa veriyordu, ben de onlara resim yapıyordum. Yeteneğim o dar imkanlar içinde parladı" sözleriyle yad ediyor.

İSTANBUL’DA AKADEMİSYENLERİN DİKKATİNİ ÇEKTİ
İlkokuldaki başarısı öğretmenlerinin gözünden kaçmadı. İstanbul’dan Osmaneli’ne gelen üniversite akademisyenleri, küçük Necmi’nin çalışmalarını görünce hayranlıklarını gizleyemedi. Bu keşif, onun hayatında yeni bir sayfa açtı. İstanbul’a davet edilen Öztürk, yıllarca bir ressamın yanında çıraklık ve asistanlık yaparak sanatın mutfağında pişti. Akademik bir eğitimi olmasa da profesörlerin yanında geçirdiği yıllar, onun doğal yeteneğini ustalık seviyesine taşıdı.
10 METREKARELİK ATÖLYEDE SESSİZ BİR DÜNYA
İstanbul’daki hocasının vefatının ardından doğup büyüdüğü Osmaneli’ne geri dönen Necmi Öztürk, burada kendine mütevazı bir çalışma alanı kurdu. 10 metrekarelik küçük atölyesinde 55 yıllık tecrübesini tuvallere aktarmaya devam ediyor. Büyük şehirlerin şatafatlı sergilerinden uzak, sessiz ve sakin bir yaşam süren sanatçı, vaktinin büyük çoğunluğunu fırçalarıyla geçiriyor.

"RESİM BENİM EN YAKIN DOSTUM"
Ortaokulu yarım bırakmak zorunda kalan ilkokul mezunu sanatçı, Osmaneli’nde düzenlenen festivallerde ve yerel sergilerde eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Portre taleplerini karşılayarak günlerini geçiren Öztürk, resim yapmanın kendisi için bir hobi olmaktan öte, hayatın anlamı olduğunu vurguluyor. 55 yıldır aralıksız çalışan usta el, resimle olan bağını "En yakın arkadaşım tuvallerim oldu" diyerek özetliyor.
