Bakan Tunç'tan 'Can Atalay' sorusuna yanıt: Hep Adalet Bakanı'nı sıkıştırıyorsunuz

Bakan Tunç'tan 'Can Atalay' sorusuna yanıt: Hep Adalet Bakanı'nı sıkıştırıyorsunuz

8 Kasım'da Yargıtay'ın TİP Milletvekili Atalay’a 'hak ihlali' kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla ilgili yöneltilen sorulara Adalet Bakanı Tunç'tan yanıt geldi. Bakan Tunç, bu konunun 'çok merak edildiğini' belirterek, "Yani hep Adalet Bakanını sıkıştırıyorsunuz. Benim sağ tarafımda Anayasa Mahkemesi var. Sol tarafımda Yargıtay ve Danıştay var. Dolayısıyla biz aradayız" şeklinde konuştu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Adalet Bakanlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay'ın 2022 yılı kesin hesap kanun teklifleri, 2024 yılı bütçe kanun teklifleri ile Sayıştay raporları görüşülerek kabul edildi.

Gerçekleşen sunum sonrasında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sorulan soruları yanıtladı.

'TWEET ATMAK BİR SUÇ DEĞİL'

Bakan Tunç, düşünceyi ve ifade özgürlüğünü genişleten düzenlemelerin oluştuğunu ifade ederken, “Haber sınırın aşmayan gazeteciler için suç oluşturmayacağını ifade ettik… O maddeler yargı huzurunda uygulanırken, o cümleler olmadığı için sorunlar çıkmıştı. O cümleler oraya eklendiğinde o sorunların tekrarlanmadığını görüyoruz… Bundan sonra tweet atan tutuklanıyor şekline ifadeler kullanıldı. Tweet atmak suç değildir ama atılan tweet suç teşkil ediyorsa elbette ki yargının konusu olur. Bir kişiye gerçek hayatta hakaret ediyorsak, bunu sanal ortamda da yaptığınızda aynı aynı yaptırım ile karşı karşıya kalmak mümkün” ifadelerini kullandı.

'BİZ MİLLETİMİZİN PENCERESİNDEN BAKARIZ'

Tunç, HDP Grup Başkanvekili Sezai Temelli'nin “adalete sermayenin ve namlunun penceresinden bakıldığı” eleştirisine, “Biz adalete hukukun üstünlüğü, milletimizin penceresinden bakarız. 21 yıldır böyle yaptık, milletimizin desteğini almayı başardık” dedi.

'CAN ATALAY MESELESİNDE HEP BENİ SIKIŞTIRIYORSUNUZ'

Bakan Tunç'a, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 8 Kasım Çarşamba günü Gezi Parkı Davası'ndan tutuklanan ve 18 yıl hapis cezası alan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’a “hak ihlali” kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile ilgili de sorular yöneltildi.

Bakan Tunç, Can Atalay meselesiyle ilgili hep kendisini sıkıştırdıklarını ifade ederek şu şekilde konuştu:

"Özellikle Can Atalay meselesi çok merak ediliyor. Yani hep Adalet Bakanını sıkıştırıyorsunuz. Benim sağ tarafımda Anayasa Mahkemesi var. Sol tarafımda Yargıtay ve Danıştay var. Dolayısıyla biz aradayız. Yargı bağımsız diyorsunuz ama diyorsunuz ki, Anayasa Mahkemesi ya da Yargıtay'a müdahale şeklinde.

Bana gazeteciler sorduklarında, Yargıtay şu kararı verdi, şu gerekçeyle, kendi düşüncesi bu dedim. Anayasa Mahkemesi de bu kararı verdi, şu gerekçeyle dedim. Anayasa Mahkemesi kararı şöyledir, Yargıtay'ınki böyledir şeklinde değerlendirmede bulunmadım.

Buradaki tartışma şu, Anayasal düzene karşı işlenen suçlar, terör suçları seçimden önce işlenmişse dokunulmazlık kapsamında mıdır, değil midir? Siz işin esasına da giriyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararına uyulup uyulmamasıyla ilgili tartışma yapmıyorsunuz.

Yargıtay şunu diyor, Anayasa'nın 83'üncü mahkemesinde seçimden önce ya da sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili Meclis'in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.

Siz burada nokta koyuyorsunuz, devam etmiyorsunuz. Devam ettiğiniz zaman ağır cezayı gerektiren suç üstü hali dokunulmazlık kapsamında değildir, bir de seçimden önce soruşturasına başlanmış olmak kaydıyla, Anayasa'ın 14'üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır diyor.

Anayasa'nın 14'üncü maddesindeki durumlar nedir? Anayasa'nın 14'üncü maddesini açtığınız zaman temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmamasıyla ilgili madde, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak biçiminde temel hak ve özgürlükler kullanılamaz diyor.

Ancak bu durumlara ilişkin yaptırımlar kanunla düzenlenir. Yargıtay diyor ki, burada bir belirsizlik yoktur. Kanunla düzenlemiştir, devletin güvenliğine ilişkin suçlar TCK ve TMK'da belirlidir diyor. Belirlilik ilkesi bakımından bir sorun yoktur…

Anayasa Mahkemesi de şunu söylüyor, Anayasa'nın 14'üncü maddesi belli değildir. Belirli olmadığı için 83-2 son gereğince, Anayasa'nın 14'üncü maddesine yollama yaptığınız zaman orada suçların hepsini tek tek sayılması gerektiğini söylüyor.

'BİRİ ALÇAK BİRİ YÜKSEK MAHKEME DEĞİL'

Ben şunu söyledim, Anayasa'nın 83 ve 14'ün uygulanması bakımından Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasında görüş farkı var dedim… Biri alçak biri yüksek mahkeme değil. Yüksek mahkemeler sayılmış. Yüksek mahkemeler diye başlık var Anayasa'da.

153, evet Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlar. 154 de diyor ki, adliye mahkemelerinde verilen kararların son inceleme merci Yargıtay'dır diyor. Burada ortaya çıkan sorunun sebebi, 1982 Anayasası Anayasa Mahkemesi'ne 3 görev veriyor. Soyut ve somut norm denetimleri ile kanunların denetlenmesi, KHK ve TBMM İçtüzüğünün, siyasi parti kapatma davaları ve yüce divan. 3 görevi vardır.

Biz 82'deki bu görevlere haiz bir Anayasa Mahkemesi'ne 2010 yılında yeni görev ekledik, o da bireysel başvuru. Bunu biz getirdik, geri adım atmayacağımızı hep söyledik, söylemeye de devam ediyoruz. Orada bireysel başvurunun kanun koyucu bir yetki tartışmasına neden olacağını öngörerek, Anayasa'nın 148'inci maddesinin 4'üncü fırkasına hüküm koydu. O da bireysel başvuru yolunda, kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar incelenemez diyerek, aslında bir yerde yetki tartışmasının çıkmamasını amaçladı.

Bireysel başvurunun esas ve usullerinin kanunla belirleneceğini yazdık Anayasamıza. Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş kanununda da 49 ve 54'üncü maddelerinde de bireysel başvuru ile ilgili düzenlemeler yaptık. Anayasa Mahkemesi Kanununun 50'inci maddesinde mahkeme kararından kaynaklanan bir hak ihlali durumunda, yeniden yargılama usulü ile ilgili bir usul ihdas edildi.

Bir de CMK'da yargılamanın yenilenmesi var. Anayasa Mahkemesi diyor ki, yargılamanın yenilenmesiyle yeniden yargılama farklı şeyler diyor. AİHS'in ihlal kararlarını yargılamanın yenilenmesi saydık.

Ama Anayasa Mahkemesi kararlarını yargılamanın yenilenmesi sebebi saymadık. Burada adliyeye mahkemelerine AİHM bakımından taktir yetkisi verilirken, Anayasa Mahkemesi'ne taktir yetkisi verilmediğini söylüyor Anayasa Mahkemesi.

Biz sadece bugünkü problemi konuşur ve çözeriz. Kanun değişikliğinde uzlaşırız. TBMM'nin takibinde olan hususlar. TBMM bizim her zaman başvurabileceğimiz bi yerdir. Kanunlarımızda yorum farkı nedeniyle tartışmalar ortaya çıkıyorsa, bu yetki tartışmalarına sebep olmayacak şekilde maddeleri netleştirmek TBMM'nin görevidir.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR (9)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
9 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN