CHP Diyarbakır Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen torba yasa teklifi üzerinden hükümetin ekonomi, vergi ve denetim politikalarına tepki gösterdi.
Toplam 15 maddeden oluşan ve 7 farklı kanunda değişiklik öngören düzenlemeye ilişkin konuşan Tanrıkulu, vergi politikaları ve denetim uygulamaları nedeniyle yurttaşların büyük mağduriyet yaşadığını söyledi.
Tanrıkulu, “Vergi politikalarınız ve denetim uygulamalarınız nedeniyle yurttaşlarımız adeta illallah etmiş durumda” ifadelerini kullandı.
“KÜÇÜK ESNAF ÜZERİNDE DENETİM TERÖRÜ UYGULANIYOR”
Özellikle küçük esnaftan yoğun şikâyetler aldığını belirten Tanrıkulu, Diyarbakır’da bir kasap dükkânında karşılaştığı olayı Meclis kürsüsünden anlattı.
Tanrıkulu, “Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da bir kasap dükkânına gittim. İçeride iki kişinin saatlerdir oturduğunu gördüm. Kim olduklarını sordum; vergi denetmeni olduklarını söylediler. Sekiz saat boyunca dükkânda oturup, kasaba geleni gideni izliyorlar. Adeta esnafın ortağı gibi dükkânda bulunuyorlar” dedi.
Küçük esnafın zaten ağır geçim sıkıntısı yaşadığını söyleyen Tanrıkulu, “Soruyorum: Bu yoksul esnaftan ne istiyorsunuz? Bu yalnızca Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında yaşanıyor. Küçük esnaf üzerinde adeta bir denetim terörü uygulanıyor” diye konuştu.
MEHMET ŞİMŞEK’E “BİLGİ FİŞİ” GÖNDERMESİ
Tanrıkulu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hakkında anlatılan bir olayı da kürsüye taşıdı.
Batman’ın Gercüş ilçesinden Hasankeyf’e giderken Bakan Şimşek’in yol üzerinde durdurulduğunu ve bir seyyar satıcının kendisine ayran ikram ettiğini aktaran Tanrıkulu, ayranı içtikten sonra Şimşek’in satıcıya “Bilgi fişin var mı?” diye sorduğunu söyledi.
Tanrıkulu, “Türkiye’de yaratılan vergi anlayışını özetleyen çarpıcı bir örnek budur” değerlendirmesinde bulundu.
“GERÇEK USULE GEÇİŞLE BİRÇOK DÜKKÂN KAPANDI”
Tanrıkulu, geçmişte götürü usulde vergi veren küçük meslek gruplarının gerçek usule geçişle birlikte ayakta kalmakta zorlandığını belirtti.
Berberler, terziler, kalaycılar ve benzeri meslek sahiplerinin çoğunun yaşlı ve mesleğini sürdürmeye çalışan insanlar olduğunu ifade eden Tanrıkulu, “Bu işletmeler ayakta kalamaz hâle geldi. Pek çok dükkân kapandı, insanlar evlerine ekmek götüremez duruma geldi” dedi.
“TEKSTİL SEKTÖRÜ DARBOĞAZA GİRDİ, GENÇ KADINLAR İŞSİZ KALDI”
Tanrıkulu, Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere bölgede tekstil sektörünün önemli bir istihdam kaynağı olduğunu belirtti.
Organize sanayi bölgelerinde ve ihtisas sanayi alanlarında on binlerce kişinin tekstil sektöründe çalıştığını söyleyen Tanrıkulu, özellikle genç kadınların bu fabrikalar sayesinde aile bütçelerine katkı sunduğunu, sosyal hayata katıldığını ve ekonomik bağımsızlık kazandığını ifade etti.
Ancak ekonomik kriz ve yanlış politikalar nedeniyle tekstil sektörünün ciddi bir darboğaza girdiğini belirten Tanrıkulu, “Birçok işletme kapandı, binlerce genç kadın işsiz kaldı” dedi.
“BAKAN YALNIZCA SIRTLARINI SIVAZLAMIŞ”
Batman’daki sanayicilerin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüştüğünü aktaran Tanrıkulu, iş insanlarının görüşmeden umutla ayrıldığını ancak bekledikleri desteği alamadığını savundu.
Tanrıkulu, “Bakan kendilerini son derece nazik bir şekilde karşılamış, dikkatle dinlemiş. Büyük bir umutla ayrılmışlar; yeni teşvikler ya da destekler beklemişler. Ancak görüşmenin sonunda yalnızca sırtlarını sıvazlayıp şu cümleyi kurmuş: ‘Durumunuz devletten daha iyidir.’ İşte bugün Türkiye’de yaratılan ekonomik anlayış budur” ifadelerini kullandı.
“HUKUK DEVLETİ OLMADAN VARLIK BARIŞI GÜVEN VERMEZ”
Konuşmasında yeniden gündeme gelen Varlık Barışı düzenlemesine de değinen Tanrıkulu, düzenlemenin dokuzuncu kez Meclis gündemine getirildiğini söyledi.
Ancak hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve mülkiyet hakkı güvence altında olmadan hiçbir yatırımcının Türkiye’ye güvenmeyeceğini belirten Tanrıkulu, “Siz istediğiniz kadar teşvik yasası çıkarın, istediğiniz kadar Varlık Barışı ilan edin; hiçbir yatırımcı, hiçbir sermaye sahibi mal varlığının güvende olmadığı bir ülkeye güvenerek yatırım yapmaz” dedi.
ŞİRKETLERE KAYYUM ELEŞTİRİSİ
Tanrıkulu, soruşturmalar yoluyla şirketlere el konulduğunu, kayyum atandığını ve bazı şirketlerin satışa çıkarıldığını ileri sürdü.
Haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan kişilerin mal varlıklarına el konulduğunu savunan Tanrıkulu, bu durumun yatırım ortamını ağır biçimde zedelediğini söyledi.
Tanrıkulu, Telebir örneğini gündeme getirerek, şirketin sahibi olmayan, yalnızca yöneticisi konumundaki Mervan Yanar üzerinden şirkete kayyum atandığını, iddianame düzenlenmeden şirkete el konulduğunu ve TMSF tarafından satış sürecinin başlatıldığını belirtti.
“MAHKEME KARARI OLMADAN ŞİRKETE NASIL EL KOYARSINIZ?”
Tanrıkulu, hükümete şu sözlerle tepki gösterdi:
“Hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmayan bir şirkete nasıl el koyarsınız? Nasıl satışa çıkarırsınız? Bu yalnızca küçük işletmeler için değil, Türkiye’de birçok büyük şirket için de uygulanmıştır ve hepimizin bildiği örnekler vardır.”
Tanrıkulu, konuşmasını yatırım güvenliği ve mülkiyet hakkı vurgusuyla tamamladı:
“Kendi yurttaşlarının şirketlerine mahkeme kararı olmadan el koyan bir sisteme kim güvenebilir? Böyle bir ülkeye kim sermaye getirebilir?”
