Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, Anadolu koku kültürünün binlerce yıllık serüvenine ev sahipliği yapan "Antik Çağdan Günümüze Parfüm Atölyesi" etkinliğini düzenledi. Yoğun ilgi gören organizasyonda katılımcılar, tarihin derinliklerinden gelen koku formüllerini öğrenmenin yanı sıra kendi kişisel parfümlerini tasarlama fırsatı buldu.
Etkinliğin detaylarını paylaşan Uluslararası Koku Uzmanı ve Denetçisi Bihter Türkan Ergül, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi bünyesinde böyle bir organizasyona imza atmaktan duydukları gururu dile getirdi. Anadolu koku kültürünün Antik Çağ, Osmanlı, Selçuklu, Mezopotamya, Hitit, Mısır, Asur, Roma ve Bizans dönemlerini kapsayan geniş bir yolculuk olduğunu belirten Ergül, katılımcılarla birlikte bu dönemlere ait formülleri uyguladıklarını ifade etti. Anadolu koku kültürünü yakın zamanda Paris’te düzenlenen Parfüm Haftası'nda (Paris Perfume Week) anlattıklarını hatırlatan Ergül, Paris’in ardından bu mirası Külliye’de de aktarmanın önemine vurgu yaptı. Toplumun göçebe geçmişinden dolayı kokuya yatkın bir genetiğe sahip olduğunu belirten uzman, atölye sırasında çok başarılı tasarımların ortaya çıktığını ekledi. Ayrıca Paris'teki etkinlikte Burdur’un endemik bitkilerini içeren dört özel kokunun uluslararası parfümörlerin beğenisine sunulduğu bilgisi de paylaşıldı.
Eğitim sürecinde Koku Akademisi eğitmenleri Selçuk Nergiz, Sefa Ertaş, Esma Özkan ve Rıfat Dalkıran, parfüm yapımının teknik detaylarını katılımcılarla paylaştı. Parfüm akort etme, üst ve alt notaların dengelenmesi gibi profesyonel yöntemlerin aktarıldığı eğitimde, Türkiye’nin bitki zenginliği üzerinde duruldu. Eğitmenlerden Rıfat Dalkıran özellikle Burdur Gülü ve kullanımı hakkında bilgilendirme yaparken, Esma Özkan Türkiye’de yetişen lavanta türlerinin özelliklerini anlattı.
Atölyeye katılanlar, edindikleri deneyimden duydukları memnuniyeti dile getirirken Anadolu’nun koku konusundaki zenginliğini yeni keşfettiklerini belirttiler. Kendi kokusunu tasarlayan bir katılımcı, etkinliğin kendisi için büyük bir ilham kaynağı olduğunu ve kariyerini bu alanda şekillendirmek istediğini ifade etti. Diğer katılımcılar ise Türkiye’nin sahip olduğu koku kalitesinin ve bu derin kültürel mirasın farkına varılmasının önemine dikkat çekerek, bu zenginliğin geç keşfedilmesinin şaşırtıcı olduğunu vurguladılar.
