Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunu tasfiyeye almasıyla başlayan ve finans dünyasından siyaset koridorlarına sıçrayan fon krizine ilişkin muhalefet kanadından dikkat çeken bir "siyasal ahlak ve kurumsal çürüme" analizi geldi.
Yazılı bir basın açıklaması yayımlayan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, kamuoyunu sarsan son gelişmelerin sorunun yalnızca finansal veya teknik bir aksaklık olmadığını, meselenin doğrudan siyasetin ahlaki zeminini yitirmesinden kaynaklandığını savundu.
"800 MİLYARLIK FON TARTIŞMASI GÖSTERDİ: MESELE DÖNÜP DOLAŞIP AHLAKA GELİYOR"
SPK'nın tasfiye kararlarıyla açığa çıkan 800 milyar liralık devasa fon hacmine işaret eden Hasan Karal, kamu gücünü kullananların vicdani bir sorumluluk taşımadığında sistemin tıkandığını ifade etti:
"Özellikle SPK’nın 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesiyle gündeme gelen 800 milyar liralık fon tartışmaları, sorunun yalnızca ekonomi ve finans boyutuyla ele alınamayacağını gösterdi.
Bugün hangi meseleyi konuşursak konuşalım, dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: Ahlak.
Siyaset, kamu gücünü kullananların önüne yalnızca kanunları değil, çok daha güçlü bir vicdani ve ahlaki sorumluluğu da koymak zorundadır. Denetimin zayıfladığı, hesap verme duygusunun kaybolduğu yerde güven de ortadan kalkar."
"YANLIŞ SIRADANLAŞTI, HESAP SORULMUYOR"
Siyasetteki güç algısının çoğunluk ya da koltuklardan değil, doğrudan halkın güveninden beslendiğini hatırlatan Karal, ahlak ilkelerinin kişisel bir erdem olmanın ötesinde kurumsal bir devlet standardı haline gelmesi gerektiğini kaydetti.
Güven erozyonunun toplumsal faturasını değerlendiren DEVA Partili Karal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ahlakını yitiren siyaset, önce yönünü, sonra ölçüsünü, en sonunda da milletin güvenini kaybeder. Nitekim kaybetti de.
Siyasetin asıl gücü makamdan, yetkiden veya çoğunluktan değil, milletin ona duyduğu güvenden gelir. O güven bir kez sarsıldığında onu yeniden inşa etmek hiç kolay değildir.
Bugün yaşadıklarımız, siyasetin ahlaktan kopuşunun topluma ödettiği en ağır bedeldir. Mesele sadece yanlışların ortaya çıkmasından ziyade, yanlışın sıradanlaşması, hesabın sorulmaması ve milletin bütün bunlara bakıp siyasete olan inancını kaybetmesidir."
"SADAKAT DEĞİL LİYAKAT, KAPALI KAPILAR DEĞİL ŞEFFAF YÖNETİM"
Tablonun tersine çevrilebilmesi için somut bir yeniden yapılanma ve denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Karal, temiz siyaset ve adalet ilkelerine vurgu yaptı:
"Çözüm bellidir. Siyaseti yeniden ahlak, hukuk ve milletin emaneti üzerine inşa etmek zorundayız. Kamu yönetiminde liyakati esas almalı; şeffaflığı, hesap verebilirliği ve denetlenebilirliği kural haline getirmeliyiz.
Devletin imkânlarını kullanan herkes, attığı her adımın hesabını millete verebilmelidir. Bizim DEVA Partisi olarak savunduğumuz temiz siyaset anlayışının özü budur.
Kişilere göre değişen kurallar değil herkese eşit uygulanan hukuk, kapalı kapılar değil şeffaf yönetim, sadakat değil liyakat, hesap sorulmayan bir düzen değil millet adına işleyen güçlü bir denetim istiyoruz. Çünkü siyasete güven ancak ahlakla, hukukla ve hesap vermekle yeniden kazanılır."
