Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2026 yılı fitre bedelini 240 TL olarak açıkladı. Ancak bu rakam, Türkiye'deki derin yoksulluk tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, açıklanan rakamın ve Diyanet'in "fetva" kriterlerinin, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik çöküşün resmi itirafı olduğunu savundu.

"EMEKLİ VE ÇALIŞAN 'MUHTAÇ' STATÜSÜNDE"
Karal, fitrenin İslam dininde "zengin olanın yoksula verdiği" bir sadaka olduğunu hatırlatarak, Türkiye'de bu dengenin altüst olduğunu vurguladı.
Diyanet'in "Alo 190 Fetva Hattı"nın geçtiğimiz dönemde yaptığı "Geçinemeyen, kirada oturan asgari ücretliye fitre verilebilir" değerlendirmesini hatırlatan Karal, tablonun vahametini şu sözlerle anlattı:
"Fitre artık sadece klasik anlamdaki yoksullara değil; sabahın köründe işe giden asgari ücretliye ve yıllarca çalışmış emekliye verilebilir hale geldi. Bu, 'Ülkenin çalışan kesimi fakruzaruret içindedir' demektir. Bu tablo kabul edilemez bir sosyal alarmdır."
RAKAMLARLA "YOKSULLUK MATEMATİĞİ"
Hasan Karal, fitre tartışmasını somut ekonomik verilerle de destekledi. 2026 yılı projeksiyonlarına göre ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi:
En Düşük Emekli Maaşı: 20.000 TL
Asgari Ücret: 28.075 TL
Açlık Sınırı: 30.143 TL ????
Yoksulluk Sınırı: 98.188 TL
Karal, "Rakamlar ortada. Milyonlarca vatandaşımız fiilen açlık sınırının altında yaşıyor. Bugün fitre, yoksulun değil; çalışanın bayram sabahı sofrasına ekmek koyup koyamayacağını belirleyen bir meseleye dönüşmüştür" dedi.
"SORUN RAKAMDA DEĞİL, ADALETTE"
Geçen yıl 180 TL olan fitrenin yüzde 33 artışla 240 TL'ye çıkmasının gıda enflasyonu karşısında yetersiz kaldığını belirten Karal, çözümün sadaka ekonomisinde değil, DEVA Partisi'nin önerdiği "onurlu yaşam" politikalarında olduğunu ifade etti: "Bir ülkede 'Emekliye fitre verilir mi?' tartışması yapılıyorsa, orada gelir dağılımında derin bir uçurum var demektir. Vatandaşımızın yardımlarla değil, alın teriyle geçinebileceği bir düzeni kurmak zorundayız."
