Dünya genelinde artan nüfus ve iklim krizi, kısıtlı olan su kaynaklarının değerini her geçen gün daha da artırıyor. Bilimsel veriler, gezegenimizdeki suyun büyük bir kısmının okyanuslarda tuzlu su olarak bulunduğunu, hayati önem taşıyan tatlı suyun ise sanılanın aksine çok daha kısıtlı olduğunu gösteriyor. Son yapılan araştırmalar, mevcut tatlı su kaynaklarının devasa bir kısmının buzullarda veya yerin derinliklerinde hapsolduğunu, insanların erişebildiği kısmın ise bir damla kadar az olduğunu kanıtladı.

ERİŞİLEBİLİR SU KAYNAKLARI SADECE %0,3
Yeryüzündeki su dengesi incelendiğinde, ortaya çıkan tablo su tasarrufunun bir seçenek değil zorunluluk olduğunu gösteriyor. Toplam tatlı su rezervlerinin büyük bir bölümü buzullarda donmuş halde bulunurken, yerin yüzeyinde; nehirlerde, göllerde ve atmosferde bulunan ulaşılabilir su miktarı sadece %0,3 seviyesinde kalıyor.
Sibirya soğukları şehri dondurdu! Termometreler eksi 22’yi gördü, Kızılırmak buz tuttu
Kar taneleri aslında renksizdir! Peki neden beyaz görünürler?
İNSANLIĞIN HİZMETİNDEKİ "YÜZDE 1"
Canlı yaşamının devamı için kritik olan tatlı su kaynakları, erişim zorlukları ve kirlilik gibi faktörlerle birleşince kullanılabilirlik oranı daha da daralıyor. Uzmanlar, dünyadaki toplam tatlı suyun sadece %1’inin insanlar tarafından doğrudan kullanılabilir durumda olduğunu vurguluyor. Geriye kalan %99’luk kısım ise buzullar, kalıcı kar tabakaları ve derin yer altı suları şeklinde saklı duruyor.

SU KRİZİ KAPIDA MI?
Kullanılabilir su miktarının bu denli az olması, küresel su yönetiminin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Tarım, sanayi ve evsel tüketim için paylaşılan bu kısıtlı kaynak; kirlilik ve bilinçsiz kullanım nedeniyle her geçen gün azalıyor. Çevre bilimciler, mevcut %1'lik payın korunması adına acil önlemler alınması gerektiğini, aksi takdirde su savaşlarının kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor.
