Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan “Türkiye’de Toplam Doğurganlık Düşüşünün Anatomisi: 2013–2024 Dönemi Üzerine Bir Ayrıştırma Analizi” başlıklı araştırmaya göre, Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2013’te 2,11 seviyesindeyken 2024 itibarıyla 1,48’e geriledi.
Araştırmaya göre doğurganlıktaki düşüşün büyük bölümü evlilik oranlarındaki gerilemeden değil, ailelerin çocuk sayısına ilişkin kararlarının değişmesinden kaynaklandı. Veriler, özellikle ikinci çocuk konusunda daha temkinli davranıldığını ortaya koyuyor. Evliliklerdeki azalma etkili olsa da, asıl belirleyici unsurun çocuk sahibi olma tercihindeki değişim olduğu vurgulandı.
İKİNCİ ÇOCUK KARARI BELİRLEYİCİ HALE GELDİ
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, doğurganlık düşüşünde ikinci çocuk kararının merkezi rol oynaması oldu. Araştırmada bu durum şu ifadeyle açıklandı:
“Doğru okuma: birinci çocuğu olan ailelerin ikincisinden vazgeçme eğilimi 2013–2024 döneminin baskın demografik dinamiğidir.”
EVLİLİK ORANLARINDA GERİLEME SÜRÜYOR
Doğurganlıktaki düşüşte ikinci önemli başlık evlilik oranları oldu. TÜİK verilerine dayanan analizde, 15–49 yaş arası kadınlarda evli olma oranlarının yıllar içinde sistematik biçimde gerilediği ortaya kondu. Çalışmada, “15-49 yaş kadın nüfusu 11 yılda yaklaşık 1 milyon artmasına rağmen, evli kadın sayısı yaklaşık 1 milyon azalmıştır” tespiti yapıldı. Bu durum, evliliklerdeki gerilemenin doğurganlık üzerindeki etkisini gösteriyor.
EKONOMİK BASKILAR İKİNCİ ÇOCUK KARARINI ZORLAŞTIRIYOR
Araştırma, doğurganlık davranışındaki değişimin arkasında ekonomik faktörlerin güçlü bir rol oynadığını ortaya koydu. Özellikle barınma ve temel yaşam maliyetlerindeki artışın ikinci çocuk kararını zorlaştırdığı vurgulandı. TÜİK Hane halkı Bütçe Araştırması verilerine atıf yapılan çalışmada, düşük gelir grubunda konut ve gıda harcamalarının toplam harcamalar içindeki payının yüzde 63,6’ya ulaştığı belirtildi.
Bu durum raporda şu ifadeyle açıklandı:
“Bütçesinin üçte birinden fazlasını barınmaya, yüzde 63,6’sını ise yalnızca iki temel ihtiyaca ayıran bir hanenin ikinci çocuğun tetikleyeceği ‘ek oda’ ve ‘bakım’ maliyetini karşılayabilme kapasitesi kalmamaktadır.”
TÜRKİYE KRİTİK EŞİĞE YAKLAŞIYOR
Araştırma, mevcut eğilimin sürmesi halinde Türkiye’nin demografik açıdan önemli bir eşikle karşı karşıya kalacağını ortaya koydu. Raporda, doğurganlık hızının 2027 yılında “en düşük doğurganlık” eşiği olan 1,30 seviyesinin altına gerileyebileceği belirtildi.
POLİTİKA TARTIŞMALARINA VERİ TEMELLİ ZEMİN
Çalışma, doğurganlık tartışmalarında hangi faktörlerin belirleyici olduğunu sayısal olarak ortaya koymayı amaçlıyor. Araştırmada, “Hangi demografik bileşenin ne ölçüde belirleyici olduğu bilinmeden yapılan politika müdahaleleri, kaynakları yanlış önceliklere yönlendirme riskini taşımaktadır” değerlendirmesi yer aldı.
Sonuç bölümünde ise doğurganlıktaki düşüşün yeni bir evreye girdiği vurgulanarak, özellikle ikinci çocuk kararını etkileyen ekonomik ve sosyal koşullara odaklanan politikaların önemine işaret edildi.
