Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Portekiz ziyareti kapsamında katıldığı Portekiz Dışişleri Bakanlığı Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada, küresel sistemdeki dönüşüme, Avrupa güvenliğine ve bölgesel krizlere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına, Türkiye ile Portekiz arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yılına vurgu yaparak başlayan Fidan, “Bugün yaşadıklarımız bir dizi krizden daha fazlasıdır. Bu, tarihsel bir dönüşümün sürtüşmesidir” ifadelerini kullandı.
“AVRUPALILAR OLARAK HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”
ABD’nin değişen stratejik öncelikleri ve Ukrayna’daki savaşın Avrupa güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çeken Fidan, Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
"Ukrayna'daki savaş ve ABD'nin değişen stratejik öncelikleri, Avrupa'ya kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk üstlenmekten başka seçenek bırakmıyor. Avrupalılar olarak hepimiz aynı gemideyiz. Kendi evimizin güvenliğini ve emniyetini sağlamak, varoluşsal bir gerekliliktir. Kendi güvenliğimizi başkalarına devredemeyiz"
“AB, TÜRKİYE’Yİ DIŞLAMAYA DEVAM EDİYOR”
Türkiye’nin AB dışı müttefiklerle iş birliği taahhütlerine rağmen, yıllardır AB’nin güvenlik ve savunma çerçevelerinden dışlandığını belirten Fidan, “Az sayıda üye devletin dar ulusal gündemleri, Avrupa'nın daha geniş stratejik çıkarlarını rehin almıştır” dedi.
"Demografik dinamizmimiz, ekonomik potansiyelimiz ve güvenlik varlıklarımızla, Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu başarı öyküsünü hızlandırmaya yardımcı olabiliriz."
"TÜRKİYE SORUMLULUK ALMAYA HAZIR"
Gazze’deki insani krize de değinen Fidan, “Gazze, bölgenin kanayan yarası haline gelmiştir. Türkiye, yönetişim ve yeniden imar mekanizmalarında sorumluluk üstlenmeye hazırdır” dedi. İsrail’in Somaliland’ı tanımasını da eleştiren Fidan, bu adımın bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü zayıflattığını ifade etti.
Barış planının nihai sonucu, egemen bir Filistin Devleti’nin kurulması olmalıdır. Uluslararası hukuk ihlalleri Gazze'den Lübnan, Suriye, İran ve ötesine sıçradı. Son zamanlarda, bu istikrarsızlığın yeni bir biçim aldığını gördük. Netanyahu hükümetinin Somaliland'ı tanıması, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü zayıflatarak istikrarsızlığı ihraç eden stratejinin bir başka tezahürüdür"
“SURİYE’DE İSTİKRAR İÇİN GERÇEK BİR FIRSAT VAR”
Suriye konusunda ise yapıcı angajmanla istikrarın sağlanabileceğini belirten Fidan, “İstikrarlı ve işleyen bir Suriye, sadece bölgesel barış için değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik toparlanmayı teşvik etmek ve düzensiz göçü önlemek için de gereklidir” dedi.
