Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 12 ülkenin dışişleri bakanlarının Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir araya gelerek yayımladığı ortak bildiri, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yönelttiği 24 soruluk kapsamlı önergede, bildirinin dilini ve Türkiye'nin mevcut dış politika çizgisini sorguladı.
"İLKELİ DIŞ POLİTİKA SÖYLEMİYLE ÇELİŞİYOR"
Yayımlanan bildiride İran’ın sivil hedeflere ve altyapı tesislerine yönelik saldırılarının sert bir dille kınandığını, ancak bölgedeki savaşın asıl sorumluları olan ABD ve İsrail’in saldırılarına hiç değinilmediğini belirten Gergerlioğlu, bu durumu "çifte standart" olarak nitelendirdi.
Gergerlioğlu önergesinde, "İran’ın bombalanan ve saldırıya uğrayan taraf olduğu bir tabloda, saldırıyı başlatan veya derinleştiren aktörlerin adının anılmaması, dış politikanın ilkeden çok güç dengelerine göre şekillendirildiği izlenimini vermektedir" ifadelerini kullandı. Bu durumun Türkiye'nin "uluslararası hukuka dayalı ve adil dış politika" söylemiyle de ciddi bir çelişki doğurduğu vurgulandı.
"MEŞRU MÜDAFAA HAKKI İRAN İÇİN GEÇERLİ DEĞİL Mİ?"
Ortak bildiride Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi kapsamındaki "meşru müdafaa" hakkına vurgu yapıldığını hatırlatan Gergerlioğlu, bu hakkın neden sadece İran dışındaki devletler için kullanıldığını ve İran'ın maruz kaldığı saldırıların neden bu kapsamda tartışılmadığını sordu. İsrail'in Lübnan'daki saldırganlığına tek bir cümleyle değinilmesini de eleştiren Gergerlioğlu, metnin diplomatik ve ahlaki açıdan sorunlu olduğunu belirtti.
BAKAN FİDAN'A YÖNELTİLEN KRİTİK SORULAR
Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu'nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan yazılı olarak cevaplamasını istediği kritik sorulardan bazıları şunlar oldu:
ABD VE İSRAİL NEDEN KINANMADI? Bildiride İran açıkça kınanırken, ABD ve İsrail’in saldırıları neden açıkça kınanmamıştır? Türkiye, ABD ve İsrail’in askeri saldırılarını uluslararası hukuka uygun mu görmektedir?
DİPLOMATİK ÇEKİNGENLİK Mİ, BASKI MI? Söz konusu ortak bildiride ABD ve İsrail’in açıkça anılmaması, bu ülkelere karşı diplomatik çekingenlikten mi kaynaklanmıştır? Türkiye’nin bu dili benimsemesinde ABD veya Körfez ülkelerinin siyasi baskısı olmuş mudur?
GÜÇLÜYE SESSİZ, ZAYIFA SERT ELEŞTİRİSİ: Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin bu bildirideki tutumunun, "güçlüye sessiz, zayıfa sert" bir dış politika örneği olduğu yönündeki eleştirilere ne cevap vermektedir?
İSRAİL'İN ASKERİ ÜSTÜNLÜĞÜ: Bildiride İran’dan askeri kapasitesini bölge ülkelerini tehdit etmek için kullanmaması istenirken, İsrail’in bölgesel askeri üstünlüğü ve saldırı kapasitesi neden aynı biçimde sorun edilmemiştir?
YENİ BİR TUTUM BELİRLENECEK Mİ? Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Riyad’daki bu ortak bildirinin ardından, savaşın kaynağını gizleyen değil tüm saldırgan tarafları açıkça tanımlayan, barışı ve adaleti esas alan yeni bir diplomatik tutum benimseyecek midir?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, bölgesel dengelerin hassas olduğu bir dönemde Meclis'e sunulan bu 24 soruluk detaylı önergeye vereceği cevap kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.
