Gaziosmanpaşa Belediyesi davasında, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Aziz İhsan Aktaş’ın 300 bin dolarlık rüşvet iddiasında işaret ettiği isimler para teslimi olmadığını söyledi. Aktaş’ın ortağı Gürkan Dölekli “Kimseye rüşvet vermedim”, işletme müdürü Özer Ayık ise “Bahçetepe’ye bir su bile içirmedim” dedi. Tanık Burak Bayrak da kayıtlarda 300 bin dolarlık işlem bulunmadığını belirtti. Buna rağmen 404 gün sonra ilk kez hâkim karşısına çıkarak savunma yapan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin tutukluluğunun devamına karar verildi. Cezaevinde felç geçiren Erdal Celal Aksoy ise sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturmasından ayrılan Gaziosmanpaşa Belediyesi dosyasının iki gün süren ilk duruşması tamamlandı.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, cezaevinde geçirdiği rahatsızlık sonucu sağ kolu ve bacağında felç oluşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’un sağlık sorunları nedeniyle tahliyesine hükmetti.
Mahkeme, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile eski CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner’in tutukluluklarının ise devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 2 Ekim’de görülecek.
Dokuz sanığın yargılandığı dosyada Bahçetepe, Aksoy ve Aydöner ilk duruşmaya tutuklu olarak katılmıştı. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş ile Aziz Lal, Gözde Bahçetepe, Gürkan Dölekli, Özer Ayık ve Seza Büyükçulha ise tutuksuz yargılanıyor.
İddianamede sanıklar hakkında rüşvet, rüşvete aracılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve haksız mal edinme suçlamaları yöneltiliyor. İddianame, Bahçetepe’nin tutuklanmasından 343 gün sonra tamamlanmıştı.
DAVANIN MERKEZİNDEKİ 300 BİN DOLARLIK İDDİA
Dosyanın merkezinde, bir akaryakıt istasyonuna elektrik hattı çekilmesi için gerekli kazı ve izin işlemleri karşılığında Hakan Bahçetepe’ye 300 bin dolar rüşvet verildiği iddiası bulunuyor.
Aziz İhsan Aktaş’ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanlarda, para tesliminin ortağı Gürkan Dölekli ve işletme müdürü Özer Ayık üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülüyor.
Ancak ilk duruşmada Aktaş’ın işaret ettiği iki isim de söz konusu para trafiğini reddetti. Para tesliminde rol aldığı iddia edilen bir başka isim ile duruşmada dinlenen tanıklar da 300 bin dolarlık ödeme yapıldığına ilişkin anlatımı doğrulamadı.
Böylece Aktaş’ın etkin pişmanlık beyanı ile para alışverişinin tarafı olarak gösterilen kişilerin mahkeme huzurundaki ifadeleri arasında açık bir çelişki ortaya çıktı.
AKTAŞ’IN ORTAĞI: KİMSEYE RÜŞVET VERMEDİM
Dünkü duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı Gürkan Dölekli, rüşvet iddiasını kesin bir dille reddetmişti.
Suçlamaya konu tarihlerde İngiltere’de olduğunu ve uçuş kayıtlarını mahkemeye sunduğunu belirten Dölekli, şunları söylemişti:
“Kesinlikle, üstüne basarak tekrarlıyorum; ben kimseye rüşvet vermedim. Ne Baki Aydöner’e ne Seza Büyükçulha’ya ne de Erdal Celal Aksoy’a para verdim.”
Dölekli, Aktaş ile arasında ticari anlaşmazlık bulunduğuna ilişkin savunmalara konu olan şirketin ortaklarından biri olarak dosyada “rüşvet vermekle” suçlanıyor.
AYIK: BAHÇETEPE’YE BİR SU BİLE İÇİRMEDİM
Duruşmanın ikinci gününde savunma yapan akaryakıt istasyonunun işletme müdürü Özer Ayık da 300 bin dolarlık rüşvet iddiasını reddetti.
Elektrik hattının çekilmesi için Boğaziçi Elektrik ile sözleşme imzaladıklarını ve 1 milyon 400 bin lira ödeme yaptıklarını söyleyen Ayık, kazı iznine ilişkin işlemlerin BEDAŞ ile Gaziosmanpaşa Belediyesi arasında yürütülen rutin bir süreç olduğunu savundu.
Belediyeye şahsen dilekçe vermediğini, işlemin belediye başkanının doğrudan görev alanında bulunmadığını belirten Ayık, Hakan Bahçetepe’den yalnızca istasyonda çalıştırılacak personelin bulunması konusunda Beyaz Masa üzerinden yardım istediğini anlattı.
İddianamede paranın Kapalıçarşı’da teslim edildiği yönündeki suçlamaya da karşı çıkan Ayık, şu ifadeleri kullandı:
“Kapalıçarşı’yı ömrümde görmedim. Nerede olduğunu dahi bilmiyorum. Bırakın 300 bin doları, Hakan Bahçetepe’ye bir su bile içirmedim. Kimseye para vermedim.”
Ayık, Erdal Celal Aksoy’u da tanımadığını belirterek şirketten herhangi bir kamu görevlisine para verilmediğini söyledi.
TANIK: 300 BİN DOLARLIK İŞLEM KAYITLARDA YOK
Duruşmada SEGBİS üzerinden dinlenen tanık Burak Bayrak da 300 bin doların döviz bürosu aracılığıyla teslim edildiği yönündeki iddiayı doğrulamadı.
Bayrak, Hakan Bahçetepe’nin kazı izni karşılığında para talep ettiği ve kendisinin döviz bürosundan para teslim ettiği yönündeki suçlamalar için şöyle konuştu:
“Böyle bir para teslimi olmadı. Kayıtlarda da buna ilişkin herhangi bir işlem bulunmuyor. 300 bin dolar ödendiğine dair herhangi bir kayıt yok.”
Tanık Hamza Danışmaz ise akaryakıt istasyonunun kazı ve ruhsat işlemlerinin gerekli izinler alındıktan sonra yürütüldüğünü söyledi.
Bahçetepe’nin avukatı, dosyaya konu kazı izninin müvekkilinin henüz belediye başkanı olmadığı dönemde verildiğini belirterek bu durumun dikkate alınmasını istedi.
Otomobil satışına ilişkin dinlenen Fırat Kınık da satışta usulsüzlük yaşanmadığını, Bahçetepe’yi ilk kez duruşma salonunda gördüğünü ifade etti.
AKTAŞ “İFADELERİMİN ARKASINDAYIM” DEDİ
Dünkü oturumda savunma yapan Aziz İhsan Aktaş ise 30 Mayıs ve 11 Haziran 2025 tarihlerinde etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin arkasında olduğunu söylemişti.
Hiç kimseye iftira atmadığını savunan Aktaş, “Gördüğümü gördüğüm gibi, duyduğumu duyduğum gibi, yaşadığımı yaşadığım gibi anlattım” ifadelerini kullanmıştı.
Hakan Bahçetepe’nin avukatı çapraz sorguda, “Edebiyat istemiyorum. Bahçetepe’nin 300 bin dolar aldığını gördünüz mü?” diye sormuştu.
Aktaş, soruya doğrudan “Gördüm” yanıtını vermek yerine, “Burada süreci anlattım, kendisi ne anlıyorsa o şekilde” demişti. Bunun üzerine avukat, değerlendirmeyi mahkemeye bıraktıklarını ifade etmişti.
Aktaş, iddia edilen paranın nerede olduğuna ilişkin Erdal Celal Aksoy’un sorusuna ise “O zaman Ekrem İmamoğlu’na gitmiştir” karşılığını vermiş; bu sözler salonda tepkiye neden olmuştu.
BAHÇETEPE 404 GÜN SONRA SAVUNMA YAPTI
Yaklaşık 13 ayı aşkın tutukluluğun ardından ilk kez hâkim karşısında savunma yapan Hakan Bahçetepe, suçlamaları reddetmişti.
Belediye başkanlığına seçildikten sonra kendisinin ve ailesinin yaşam biçiminde herhangi bir değişiklik olmadığını söyleyen Bahçetepe, pazara gitmeye devam ettiğini ve evi ile belediye arasında makam aracı kullanmadığını anlatmıştı.
Gözaltı sürecinde TRT’de “Bahçetepe’nin kasasından balya balya dolar çıktı” şeklinde haber yayımlandığını belirten Bahçetepe, söz konusu kasanın kendisine değil eski belediye başkanına ait olduğunu savunmuştu:
“O kasa bana ait değil. Eski belediye başkanının kasasıydı. Ben o kasaya hayatım boyunca bir kez bile dokunmadım.”
“AYNI BAZDA OLDUĞUM SÖYLENEN GÜN VALİYLE TOPLANTIDAYDIM”
Bahçetepe, iddianamede Özer Ayık ile aynı baz istasyonundan sinyal verdiği yönündeki değerlendirmeye de itiraz etmişti.
Suçlamaya konu gün boyunca İstanbul Valisi Davut Gül ile toplantıda bulunduğunu söyleyen Bahçetepe, bunu kolluk aşamasında anlatmaya çalıştığını ancak dikkate alınmadığını belirtmişti:
“Daha sonra savcı durumu anladı ve bana ‘Evet, haklısın’ dedi. Özer Ayık ile aynı baz sinyali verdiğim iddia edilen tarihte ben gün boyu İstanbul Valisi Davut Gül ile toplantı hâlindeydim.”
Bahçetepe’nin savunmasına göre akaryakıt istasyonuyla ilgili başvuru BEDAŞ tarafından yapılmış, kazı izni de belediye meclisinden oy birliğiyle geçmişti.
BÜYÜKÇULHA: HAKKIMDA TEK BİR DELİL YOK
Duruşmanın ikinci gününde savunma yapan Seza Büyükçulha da Aktaş’ın beyanlarını reddetti.
Yaklaşık bir yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildiğini belirten Büyükçulha, Hakan Bahçetepe’yi ve dosyada adı geçen CHP’li ilçe belediye başkanlarını tanımadığını söyledi.
Hakkında HTS kaydı, baz verisi, kamera görüntüsü, para transferi, banka hareketi, telefon görüşmesi, mesaj, e-posta veya tanık beyanı bulunmadığını savunan Büyükçulha, suçlamanın yalnızca Aktaş’ın anlatımına dayandığını ifade etti:
“Benimle ilgili tek bir delil yoktur. Bütün bunların sebebi tek bir kişinin gerçeğe aykırı beyanlarıdır.”
Aktaş’ın asıl husumetinin ortağı Gürkan Dölekli ile yaşadığı ticari anlaşmazlıktan kaynaklandığını öne süren Büyükçulha, kendi adının bu anlatımı inandırıcı hâle getirmek amacıyla dosyaya eklendiğini savundu.
FELÇ GEÇİREN AKSOY OTURARAK SAVUNMA YAPMIŞTI
Dünkü ilk oturum, cezaevinde geçirdiği rahatsızlık sonrasında sağ kolu ve bacağı felç olan Erdal Celal Aksoy’un savunmasıyla başlamıştı.
Boyunlukla duruşmaya getirilen Aksoy, ayakta durmakta zorlandığı için kürsüde oturarak savunma yapmıştı. Öz bakımını dahi yerine getiremediğini ve çok zor şartlarda fizik tedavi gördüğünü belirten Aksoy, şöyle konuşmuştu:
“Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanırken ben neden sağlık sorunlarımla 14 aydır cezaevinde mücadele ediyorum? Ortada rüşvet varsa neden sadece ben tutukluyum? Ciddi ve acil olarak tedaviye ihtiyacım var, yoksa kalıcı hasar olacak.”
Duruşmanın ikinci gününde Aksoy, Bahçetepe’nin yardımıyla kürsüye gelerek Özer Ayık’a soru yöneltmişti.
SAVCI ÜÇ SANIK İÇİN DE TUTUKLULUĞUN DEVAMINI İSTEDİ
Savunmalar ve tanık beyanlarının ardından ara mütalaasını sunan duruşma savcısı; Bahçetepe, Aksoy ve Aydöner’in tutukluluklarının devamını talep etti.
Mahkeme heyeti, kısa aranın ardından sağlık sorunlarını dikkate alarak Aksoy’un tahliyesine karar verdi. Bahçetepe ile Aydöner’in ise tutukluluk hâllerinin devamına hükmetti.
Böylece Aktaş’ın 300 bin dolarlık rüşvet anlatımında para verdiğini veya taşıdığını ileri sürdüğü isimlerin suçlamayı reddetmesine ve tanığın para teslimini doğrulamamasına rağmen, 404 gün sonra ilk savunmasını yapan Bahçetepe hakkında tahliye kararı çıkmadı.
Davanın ikinci duruşması 2 Ekim’de yapılacak.
