İstanbul Üniversitesi'ne yaptığı yatay geçiş sürecindeki işlemlerin "usulsüz olduğu" gerekçesiyle diplomasının iptal edilmesinin ardından hukuk mücadelesi başlatan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun davası bugün görülmeye başlandı. İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından yürütülen davanın duruşması, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içerisindeki 4 No’lu duruşma salonunda gerçekleştiriliyor.
"ART NİYETLİ BİR TERCİH"
Duruşma salonunun önünden gelişmeleri aktaran CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, salon tercihini eleştirdi. Silivri'deki salonların idaresinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait olmasına rağmen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kampüs içindeki en küçük salonu tahsis ettiğine dikkat çeken Tanrıkulu, "Bu tercihin kötü niyetli ve art niyetli olduğu açıktır" dedi. Tanrıkulu, bu engellemelere rağmen odaklarının duruşmanın esası olduğunu vurguladı.
İMAMOĞLU BİR SAAT BOYUNCA BELGELERİ ANLATTI
Duruşmanın başlamasıyla birlikte Ekrem İmamoğlu'nun söz aldığını belirten Tanrıkulu, İmamoğlu'nun yaklaşık bir saat boyunca diplomasının iptaline giden süreçle ilgili tüm gelişmeleri ve belgeleri mahkeme heyeti huzurunda detaylı bir şekilde anlattığını ifade etti.
"KARAR 15 GÜN İÇİNDE AÇIKLANMALI"
Sezgin Tanrıkulu, İdari Yargılama Usulü Kanunu’na (İYUK) göre idari mahkemelerde duruşmaların istisnai olduğuna dikkat çekerek sürece dair teknik bilgiler verdi. Duruşma sırasında anlık tutanak tutulmadığını, başkanın daha sonra tutanak düzenleyeceğini belirten Tanrıkulu, "İmamoğlu’nun beyanlarının ardından, taraf avukatları ikişer kez söz alacak ve duruşma kapatılacaktır. İYUK’un 17. maddesi uyarınca, mahkeme başka bir araştırma yapılmasına gerek görmezse, kararını en geç 15 gün içinde açıklamak zorundadır" şeklinde konuştu.
"İŞLEMİN NEDENİ SİYASİ, TÜM TÜRKİYE BİLİYOR"
Diplomanın iptal edilmesi işleminin hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu savunan Tanrıkulu, açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı:
"Bu işlem; hukuka aykırı idari işlemlerde istikrar, hukuk devleti ilkesi, öngörülebilirlik, müktesep hak ve idare hukukunun bilinen tüm temel ilkelerine aykırıdır. Danıştay’ın ve yerleşmiş yargı içtihatlarının bu konuda son derece açık olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu işlemin hangi gerekçelerle yapıldığını bugün artık bütün Türkiye bilmektedir."
