İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2025 yılına ilişkin iş cinayetleri raporunu yayımladı. Rapora göre yıl boyunca en az 2105 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Pandemi sonrası en yüksek işçi ölüm sayısının kaydedildiği yıl olan 2025’te İSİG Meclisi, Türkiye’de yıllardır işleyen “olağanlaştırılmış bir iş cinayetleri rejimi”nin kalıcılaştığı uyarısında bulundu. Rapor, ölümlerin yalnızca iş güvenliği tedbirleriyle açıklanamayacak çok katmanlı bir sistemin sonucu olduğuna dikkat çekiyor.
“Çalışma koşulları ağırlaşıyor, işçiler daha fazla sömürülüyor ve bu durum iş cinayetlerine yol açıyor.”
İSİG Meclisi’ne göre iş cinayetleri, artık yalnızca işyerinde alınacak önlemlerle engellenemeyecek kadar karmaşık bir hal aldı. Neoliberal politikaların, grev yasaklarının, sendikal baskıların ve Türkiye’nin küresel ucuz emek politikalarının etkisiyle yapısal bir sorun haline gelen iş cinayetlerinin arkasında devlet aygıtı, yargı, idari mekanizmalar ve üretim yapısı bulunuyor.
AYLARA VE NEDENLERE GÖRE DAĞILIM
Raporda, 2025 yılında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle verildi:
Ölümlerin nedenlerine göre ilk sırada trafik ve servis kazaları (466 ölüm) yer aldı. Bunu ezilme/göçük (374), yüksekten düşme (354), kalp krizi/beyin kanaması (299), elektrik çarpması (95), şiddet (92), intihar (89) ve patlama/yanma (81) izledi.
EN ÇOK ÖLÜM İNŞAAT VE TARIMDA
2025’te iş cinayetlerinin en çok görüldüğü işkolları şöyle sıralandı:
İnşaat, yol: 493
Tarım, orman: 414 (183 işçi + 231 çiftçi)
Taşımacılık: 272
Ticaret, büro, eğitim, sinema: 144
Belediye, genel işler: 125
Metal: 108
Konaklama, eğlence: 103
Madencilik: 61
Enerji: 48
Petro-kimya, lastik: 45
İnşaat iş kolundaki ölümlerin önemli kısmı, deprem sonrası yeniden inşa faaliyetlerinde kaydedildi. 2025 yılı içinde bu faaliyetler sırasında en az 131 işçi hayatını kaybetti. Deprem bölgesindeki işçiler için barınma, hijyen ve güvenlik sorunlarının sürdüğü vurgulandı.
ÇOCUK İŞÇİLİK ARTIYOR: 94 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ
Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri de çocuk işçi ölümlerine ayrıldı. 2025’te en az 94 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Bu sayı, İSİG Meclisi’nin bugüne kadar kaydettiği en yüksek çocuk işçi ölümü oldu. Çocuk işçiliğin kent merkezlerine taşındığına, MESEM uygulamalarıyla yaygınlaştırıldığına ve devlet politikalarıyla teşvik edildiğine dikkat çekildi.
“MESEM patronlar için ücretsiz bir işgücü kaynağıdır.”
Eğitim sistemindeki dönüşüm, yoksullaştırma politikaları ve açık öğretime yönlendirme gibi uygulamaların çocuk işçiliği artırdığı ifade edildi. 5. ve 6. sınıflar için yapılan yeni düzenlemelerle mesleki eğitimin daha erken yaşlara çekildiği ve işçileşme yaşının düşürüldüğü belirtildi.
GÖÇMEN VE MÜLTECİ İŞÇİLER: 91 ÖLÜM
2025’te hayatını kaybeden işçilerden 91’inin göçmen veya mülteci olduğu tespit edildi. Bunların 33’ü Suriyeli, 12’si Afganistanlı, 9’u Türkmenistanlı ve diğerleri farklı ülkelerden. Rapor, göçmen işçiliğin savaş ve yoksullukla bağlantılı olduğunu ve Türkiye’de yaygınlaştığını ortaya koydu.
SENDİKASIZ İŞÇİ ÖLÜMLERİ %97’Yİ AŞTI
2025 yılında hayatını kaybeden işçilerin sadece 50’si sendikalıydı. 2055 işçi ise sendikasızdı. Bu tabloya ilişkin İSİG Meclisi, “Sadece sendikalı olmak yetmez, örgütlü de olmak gerekir” vurgusu yaptı. Ayrıca kamu çalışanlarının sendika üyeliklerinin görünmez kalabildiği, sendikaların ölen üyelerine dair taziye bile yayımlamadığı durumların tespit edildiği kaydedildi.
EN ÇOK ÖLÜM İSTANBUL’DA
İş cinayetlerinin en çok görüldüğü şehir İstanbul oldu. Onu sırasıyla İzmir (75), Antalya (71), Ankara (65), Hatay (64), Bursa (62) ve Sakarya (60) izledi. Rapor, özellikle İstanbul-Çorlu-Gebze-Sakarya hattında sanayi, inşaat ve taşımacılığa bağlı ölümlerin yoğunlaştığını ortaya koydu.

