Hakim 'salonu boşaltın' dedi İmamoğlu sert tepki gösterdi: Önce beni yaka paça aşağı indirsin

Hakim 'salonu boşaltın' dedi İmamoğlu sert tepki gösterdi: Önce beni yaka paça aşağı indirsin

İBB davasının 31. gününde duruşma salonunda tansiyon yükseldi. Mahkeme Başkanı’nın avukatların tahliye taleplerine ilişkin söz istemesi üzerine duruşmaya ara vermesi ve salonun boşaltılmasını istemesinin ardından Ekrem İmamoğlu, “Biz pinpon topu muyuz götürüp getiriyorsunuz? Salondan çıkmayacağız” dedi. Jandarma personelinin sanıkları salondan çıkarmak istemesi üzerine İmamoğlu, “Önce beni yaka paça aşağı indirsin." dedi. Duruşma yaşanan gerginliğin ardından yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu sanıklar arasında yer aldığı 414 sanıklı İBB davasının 31. günü, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu duruşma salonunda başladı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmada, eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy’un sağlık durumu, avukatların tahliye talepleri ve Mahkeme Başkanı’nın salonun boşaltılması yönündeki tutumu nedeniyle tansiyon yükseldi.

Davanın 30. gününde 15 tutuklu sanık hakkında tahliye kararı verilmiş, böylece dosyada tutuklu sanık sayısı 77’ye düşmüştü. Mahkeme Başkanı, bir sonraki tutukluluk incelemesinin Kurban Bayramı’ndan önce yapılacağını bildirmişti.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, İBB Başkan Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı.

İMAMOĞLU SALONA GİRİNCE TUTUKLULAR AYAĞA KALKTI

Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirildi. Bu sırada izleyici bölümünde bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selam vermeye çalıştı.

Ekrem İmamoğlu salona getirildiğinde tutuklu sanıkların ayağa kalktığı görüldü. İmamoğlu, salonda tutuksuz sanıklar bölümünde bulunan babası Hasan İmamoğlu ile ayaküstü konuştu. İzleyiciler, alkışlarla “Ekrem Başkanım, bu hafta her şey iyi olacak” diye seslendi. İmamoğlu da bu sözlere “Olacak, olacak” karşılığını verdi.

Duruşmanın, “Cebeci Maden Sahası’nda yapılan hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu” iddiasından yargılanan sanıkların savunmalarıyla devam etmesi bekleniyordu. Ancak savunmalara geçilmeden önce hem Engin Ulusoy’un sağlık durumu hem de avukatların tutukluluk incelemesine ilişkin talepleri gündeme geldi.

ENGİN ULUSOY YÜRÜMEKTE ZORLANDI

Duruşmanın başlangıcında eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy’un salona getirilmesi sırasında yaşananlar dikkat çekti. Ulusoy’un sağlık sorunu nedeniyle yürümekte zorlandığı görüldü.

Ulusoy’un avukatı, müvekkilinin sağlık durumuna işaret ederek hastaneye götürülmediğini söyledi. Avukat, “Dışarıda olsa 112 aracıyla hastaneye götürülecek kişi hâlâ hastaneye götürülmedi. 1 Mayıs da tatil olduğu için 3 gündür araç getirilmedi” dedi.

Mahkeme Başkanı ise bu sözlere, “Dilekçe verin, savunmalarla devam edeceğiz” yanıtını verdi.

AVUKATLARDAN TAHLİYE TALEPLERİNİN DİNLENMESİ TALEBİ

Duruşmada daha sonra avukatlar, tutukluluk incelemesine ilişkin taleplerini sözlü olarak sunmak istedi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, duruşmada verilen ifadelerin ve sorguların bir sonuç doğurması gerektiğini belirterek, önceki haftalarda yaşanan gelişmelerin tahliye değerlendirmesine yansımadığını savundu.

Pekin, özellikle etkin pişmanlık beyanları ve iddianamedeki örgüt şemasına ilişkin tartışmalara dikkat çekerek, “Duruşmanın bir anlam üretmesini bekliyoruz” dedi. Pekin, tahliye taleplerinin üç hafta sonrasına bırakılmamasını, avukatlara ve müdafilere yeniden söz verilmesini istedi.

Pekin, “Özgürlük esastır, bir dakikası bile eğer yanlışsa dünyanın en yanlış işidir” diyerek, en azından her hafta perşembe günleri tahliyeler konusunda değerlendirme yapılmasını talep etti.

“AY SONUNU BEKLEMEK ANLAMSIZ”

Tora Pekin, mahkemenin tahliye taleplerini ay sonuna bırakmasının savunma açısından sorun yarattığını belirtti. Duruşmada ortaya çıkan yeni beyanların ve gelişmelerin tutukluluk değerlendirmesine kısa sürede yansıtılması gerektiğini savunan Pekin, mahkeme heyetinin bu konuda ara karar oluşturmasını istedi.

Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya da söz alarak, daha önce dile getirilen bazı hususların mahkemece yeterince dikkate alınmadığını ileri sürdü. Kaya’nın “Bu bize açıkçası bir mizansen gibi geliyor” sözleri üzerine Mahkeme Başkanı araya girdi.

Mahkeme Başkanı, “Bir tane duraksayalım. Talebe gelelim” diyerek avukatın sözlerini kesmek istedi.

MAHKEME BAŞKANI İLE AVUKATLAR ARASINDA GERGİNLİK

Baran Kaya’nın açıklamalarının ardından Mahkeme Başkanı, avukatların üslubuna tepki gösterdi. Başkan, “Bu şekilde böyle anlamsız sürekli taleplerle, cümlelerle yargılama ilerleyemiyor benim gözümde” dedi.

Gerginliğin artması üzerine Mahkeme Başkanı, “Avukat Bey, bu üslupla devam ederseniz salondan çıkarttırırım sizi. Kanun hükmünü uygularım” ifadelerini kullandı.

Başkan, duruşma sırasında söz hakkı verilmeden konuşulmasına izin vermeyeceğini belirterek, “Talep almıyorum. Şu an savunmalarla devam edeceğim” dedi.

AKALIN: “BİR YIL BOYUNCA AVUKAT TEK TAHLİYE TALEBİ YAPAMAYACAK MI?”

Necati Özkan’ın avukatı Kazım Yiğit Akalın da söz alarak tahliye taleplerinin sözlü olarak alınmamasına tepki gösterdi. Akalın, davanın çok sayıda sanık ve tanık nedeniyle uzun süreceğini belirterek, mevcut yöntemle sanıkların uzun süre sözlü tahliye talebinde bulunamayacağını savundu.

Akalın, “Velev ki bir yıl tutuklu kalıyorlar. Bir yıl boyunca bir avukat tek tahliye talebi yapamayacak mı?” diye sordu.

Normal ağır ceza yargılamalarında her celsede tahliye talebi yapılabildiğini söyleyen Akalın, bu dosyada da düzenli aralıklarla sözlü tahliye talebinin alınması gerektiğini belirtti.

Akalın, “İnfazı dolmuş insanlar dahi tahliye olmayıp, 400 yılla yargılanıp etkin pişmanlıkçı olmayan bir etkin pişmanlıkçı tahliye olunca sözlü talepte bulunmak zorunda olduğumuzu hissettik” dedi.

Mahkeme Başkanı: “Taleplerinizi yazılı olarak sunun”

Mahkeme Başkanı ise çok sayıda tutuklu sanık bulunduğunu, savunmaların uzun sürdüğünü ve bu nedenle yargılamanın güçlükle ilerlediğini söyledi.

Başkan, “Günde bir tane veya çok zorladığımızda iki sanığımızın savunmasını ancak alabiliyoruz. Bu usulle her hafta tutukluluk değerlendirmesi yapıp, her hafta o değerlendirmede de tüm tutuklu sanıkların avukatlarına söz hakkı vererek ben bu yargılamayı nasıl ilerleteceğim?” diye konuştu.

Tartışmanın uzaması üzerine Mahkeme Başkanı, “Şu an ne yapmaya çalıştığınızı anlıyorum ve buna müsaade etmeyeceğim. Taleplerinizi yazılı olarak sunun” dedi.

Ardından Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdi.

İMAMOĞLU: “BİZ PİNPON TOPU MUYUZ?”

Mahkeme Başkanı’nın duruşmaya ara vermesi ve salonun boşaltılmasını istemesinin ardından sanıklar ve avukatlar salondan çıkmadı. Saat 11.20 sıralarında tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, salonun boşaltılmasına tepki gösterdi.

İmamoğlu, “Biz pinpon topu muyuz götürüp getiriyorsunuz? Salondan çıkmayacağız” dedi.

Mahkeme heyeti duruşma salonundan ayrılırken, sanıklar ve avukatlar salonda kalmaya devam etti.

“ÖNCE BENİ YAKA PAÇA AŞAĞI İNDİRSİN”

Saat 11.25 sıralarında jandarma personelinin salonu boşaltmak istemesi üzerine İmamoğlu bu kez jandarmaya seslendi.

İmamoğlu, “Önce beni yaka paça aşağı indirsin. Ben buradayım, beni indirin yaka paça, kullanın yetkinizi” dedi.

Bu sözlerin ardından salondaki gerginlik daha da arttı. Sanıkların ve avukatların salonu boşaltmaması üzerine jandarma personeliyle sanıklar arasında tartışmalar yaşandı.

“ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL, BURADA HERKES İNSAN”

Jandarma personelinin, “Mahkeme Başkanı gelmez, duruşmayı bitirdi” dediği aktarıldı. Bu sözler üzerine Ekrem İmamoğlu bir kez daha tepki gösterdi.

İmamoğlu, “Çocuk oyuncağı değil. Burada herkes insan. Devam etmeyecekse etmesin” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’nun sözleri, duruşma salonunda yaşanan sürecin sanıklar açısından bir belirsizlik ve itiraz noktasına dönüştüğünü gösterdi.

SAVUNMA MAKAMI “ÖZGÜRLÜK ESASTIR” DEDİ, MAHKEME SAVUNMALARLA DEVAM ETMEK İSTEDİ

Duruşmanın bu bölümünde savunma avukatlarının temel itirazı, tutukluluk değerlendirmelerinin daha sık yapılması ve avukatlara sözlü tahliye talebi için söz verilmesi oldu. Avukatlar, dosyada çok sayıda tutuklu sanık bulunduğunu, yargılamanın uzun süreceğini ve bu süreçte yalnızca belirli aralıklarla tutukluluk incelemesi yapılmasının hak kaybına yol açabileceğini savundu.

Mahkeme heyeti ise yargılamanın ilerleyebilmesi için savunmalara devam edilmesi gerektiğini, taleplerin yazılı olarak sunulabileceğini belirtti.

31.⁠ ⁠gün sağlık sorunu ve usul tartışmasıyla başladı

İBB davasının 31. duruşma günü, esas olarak Cebeci Maden Sahası’nda hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu iddiasına ilişkin savunmalarla devam etmek üzere açıldı. Ancak duruşmanın ilk bölümünde Engin Ulusoy’un sağlık durumu, avukatların tahliye talepleri ve Mahkeme Başkanı’nın salonu boşaltma kararı öne çıktı.

Ulusoy’un avukatının hastane sevkiyle ilgili açıklaması, tutuklu sanıkların sağlık hizmetlerine erişimi konusunu gündeme taşırken; avukatların tahliye taleplerinin sözlü olarak alınması yönündeki ısrarı mahkeme heyetiyle savunma arasında gerilime neden oldu.

DURUŞMA YARINA ERTELENDİ

Duruşmada yaşanan gerginliğin ardından mahkeme heyeti duruşma salonuna gelmedi. Mübaşir tarafından duruşmanın yarına ertelendiği bildirildi.

İMAMOĞLU’NUN AVUKATI TORA PEKİN VE FATİH KELEŞ’İN AVUKATI BARAN KAYA, NECATİ ÖZKAN’IN AVUKATI KAZIM YİĞİT AKALIN'IN MAHKEME BAŞKANIYLA DİYALOGUNUN TAM METNİ:

Tora Pekin: Sayın Başkan, duruşmadan farklı şeyler anlıyoruz. Çok açık. Biz, duruşmanın bir anlam üretmesini bekliyoruz. Duruşmadaki söylenen sözlerin, verilen ifadelerin, verilen sorguların bir anlam üretmesini bekliyoruz. Bu anlam üretimine varsayıyoruz ki bunun olmadığını görüyoruz. Şimdi geçtiğimiz hafta sizin buradaki, sizin tanığınız diyelim kendisi, savcı beyin etkin pişmanlıkçısı, iddianameye gelmiş burada sizin gözünüzün önünde savcılığın tezi kendisine söyletilmek istenen, bu kendisine söyletilmek istenen tezin kendisine ait olmadığını ifade etti. Tanık Adem, tanık değil etkin pişmanlık itirafçı Adem Soytekin. Fakat dönüp geldi, tahliye konusunda verdiğiniz karara baktığınızda bunun size hiçbir şekilde geçmediğini, size hiçbir anlam ifade etmediğini gördük verdiğiniz kararda. Halbuki örgüt şemasının iddianame savcılarının etkin pişmanlıkçının olmadığı, onu söylemediği beyanın doğrudan altına imzasının altına alındığı ortaya çıkmıştı. Şimdi bu durumu nasıl giderebiliriz? Ancak şu olabilir; yani siz okuduğunuz ve dinlediğinize o gerekli değeri vermediğinize göre, ancak şu olabilir: bizim söz almamız ve bizim bunu anlatmamız gerekir. Öyle olduğu için bugünden, yani 3 hafta sonrasına bırakmaksızın tahliye talepleriyle ilgili olarak tekrar tanıklara veya müdafilere söz verilmesini talep ediyoruz. Bu talebi ara karar altına almanızı, değerlendirmenizi talep ediyoruz. İkinci bir talep; biz hâlâ daha niçin her ay sonu tahliye taleplerinin beklendiğini anlamıyoruz. Özgürlük esastır, bir dakikası bile eğer yanlışsa dünyanın en yanlış işidir. Öyle olduğu için en azından her hafta sonunda, perşembe günleri tahliyeler konusunda değerlendirme yapılmasını talep ediyoruz ve bu talep hakkında da heyetinizin bir ara karar oluşturmasını talep ediyoruz. Sözlerimi tamamlıyorum burada.

Baran Kaya: Sayın Başkan, bizim de söz talebimiz var. Sayın Başkan, geçen hafta Mehmet Emin Bey savunmasını yaparken daha önce dile getirmiş hususları dile getirdi. Siz de hatta ben bizzat ilk duruşmada ve iddianame tasfiyesi esnasında dile getirdiğim hususlarla birebir aynıydı. Bu Adem Soytekin'in tutukluluk değerlendirmesinin duruşma açılarak, yalnızca kendisinin duruşma açılarak yapıldığı konusundaki hususları dile getirdi. Biz de dile getirmiştik. Ancak biz dile getirdiğimiz esnada siz zan altında hissetmemiştiniz kendinizi, Adem Soytekin'e söz hakkı vermemiştiniz. Fakat o gün nedense zan altında hissettiniz, söz hakkı vermek istediniz. O gün bu söz verme işlemi gerçekleşemedi. Ertesi gün pazartesi günü daha doğrusu, ilk duruşma günü sonraki Adem Soytekin'in öne alınmasına karar verdiniz bir anda. Bu bize açıkçası bir mizansen gibi geliyor.

Mahkeme Başkanı: Bir tane bir duraksayalım. Talebe gelelim. Geleceğiz, geleceğiz. Geleceğiz, anlatmanıza gerek yok. Biz de buradayız. Bu şekilde böyle anlamsız sürekli böyle taleplerle, cümlelerle böyle yargılama ilerleyemiyor benim gözümde.

Avukat 2: Evet, yargılama bir sonuçtur.

Mahkeme Başkanı: Şimdi bir saniye. Evet, o sizin kendi şahsi takdiriniz. Avukat Bey bakın bu şekilde, bakın bu şekliyle ben böyle yargılamaya bu şekilde devam edemem. Hayır, böyle bir şey yok ya! Mizansense sizin takdiriniz, sizin düşünceniz yani. Kimlik tespitine geçiyoruz. Avukat Bey bu üslupla devam ederseniz salondan çıkarttırırım sizi. Çıkarttırırım sizi salondan! Bu şekilde devam ederseniz sizi de çıkartırım. Evet, tehdit etmiyorum salondan çıkartırım, kanun hükmünü uygularım. Duruşma esnasında böyle söz hakkı verilmeden tutup da "Talimatla iş yapıyorsunuz" diye bağıran avukatları salondan çıkartırım! Almıyo

Almıyorum talep! Şu an savunmalarla devam edeceğim. Talep almıyorum! Söz hakkı vermeden bağırmayın Avukat Bey! Kimlik tespitine devam ediyoruz.

Kazım Yiğit Akalın: Başkanım, Tora Bey'in demek istediği de şu: Eğer bir önceki ara kararınızda devam ederseniz, gerçekten samimi soruyorum, gerçekten Başkanım lütfen bakın. Velev ki, ben kendi müvekkilim için olduğu için söylemiyorum. Velev ki bir yıl tutuklu kalıyorlar. Bir yıl boyunca bir avukat tek tahliye talebi yapamayacak mı? Böyle gerçeklik yok. Doğal şartlarda görüyoruz, tutuksuzları da dahil ederseniz eğer savunmayı bölmeyeceğiz derseniz, tutuksuzlar tanıklar da dahil ederseniz, biz önümüzdeki sorgu süreci bir sene sürecek. Sayın Başkan, gerçekten samimi soruyorum. Yani siz tahliye talebi yaptırmazsanız avukatlara... Siz diyorsunuz ya normal ağır cezalarda ne yapıyorsunuz? Gerçekten ben normal ağır cezada sizinle de çıktığım zaman her celsede tahliye talebi yapıyorum. Doğru değil mi? En azından ağır cezaysa bir ayda bir, iki ayda bir duruşma veriyor, en azından iki ayda bir konuşabiliyoruz, değil mi? Ama siz bu sistemde devam edersek velev ki birinin kaldı bir sene, bir sene bir avukat sözlü yargılamada ağzını açamayacak, sanık ağzını açamayacak, kendi meramında devam edecek. Sayın Başkan, örnek vermek istemiyorum, Allah'ın Fetullahçıları bile iki haftada bir tahliye talebi yapıyordu. İki haftada bir her cuma gelir tahliye talebi yapardı. Biz bir sene hiç konuşmayacak mıyız?

Mahkeme Başkanı: Biz her ay bir sonraki gözden geçirme safhasında değerlendiriyoruz.

EKREM - DİLEK İMAMOĞLU'NDAN TEPKİ

Ekrem İmamoğlu: Komutan Bey, ben buradayım. Komutan Bey, Komutan Bey ben buradayım. Gel beni indir. Komutan Bey, Komutan Bey ben buradayım, yaka paça beni indir. Tamam mı? Ben buradayım, ben buradayım; yaka paça beni indir. Aileler varsa var.

Dilek İmamoğlu: Nereyi boşaltıyorsunuz ya, nereyi? Hepimizi kolumuzdan tutun atın o zaman.

(Karşılıklı konuşmalar nedeniyle sözler net olarak anlaşılamıyor…)

Avukat1: Bana eziyet etmeyin!

Avukat2: Böyle bir şey yok ya!

Ekrem İmamoğlu: Ben inmiyorum. Yaka paça beni götür. Yaka paça götür. Tamam mı?

Avukat3: Tekrar gelecek adamı neden götürüyorsunuz onu anlamıyorum ya? Tekrar gelmeyecek mi bu adamlar?

Ekrem İmamoğlu: Komutanım inmiyorum.

(Hep bir ağızdan konuşmalar…)

Ekrem İmamoğlu: …İnsanız insan. Herkes insan.

Jandarma: Evet basın mensubu arkadaşlar. Basın mensubu arkadaşlar. Sizleri de alalım. Evet basın mensubu arkadaşlar. Sizleri de alalım.

Basın mensupları: Neden alıyorsunuz? Onlar çıkmadan biz çıkamayız.

Jandarma: Herkes diğerinin boşaltmasını söylüyor. Böyle makul bir hareket tarzı değil.

Avukat3: Her gün 11’de başlıyorsunuz zaten, 10’da değil ki?

Avukat4: Basın da çıkmıyor, seyirciler de çıkmıyor. Biz, güdülecek koyun değiliz burada. Aynen böyle iletin.

Ekrem İmamoğlu: (Dışarıdan bir ses üzerine.) Kim gazeteci?

Dış ses1: Gazeteci Ferhat Murat. Servet Yıldırım’la röportaj yapan.

Ekrem İmamoğlu: Hangi gazeteci?

(Ortam geriliyor…)

Dış ses2: Orada, gazeteci orada. Burak Doğan arkada. Siz burayı tutuyorsunuz da onların orada ne işi var? O gazetecinin orada ne işi var? Ferhat Murat varmış.

EKREM İMAMOĞLU’NUN DURUŞMA SALONUNDAN ÇIKARKEN YAPTIĞI KONUŞMA

"Ne yazık ki yargı heyeti, yargılama yapmak istemiyor. Bugün yaptığı şey, yargılama yapmak istememektir. Çünkü yandaş medyayı, adliyenin arka tarafına kimsenin giremediği bir yere yandaş bir medya görevlisini alıp, oradan bizim arkadaşımıza parmak sallamasını sağlayan bir akıl, yargılama yapmayı istemiyor; algı yönetmek istiyor. Biz, mücadelemize devam ediyoruz. Hepinizi çok seviyorum."

İlgili Haberler
YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN