İsrail Başbakanı, seçimler öncesinde yeni savunma anlaşmalarını sonuçlandırmaya çalışıyor

İsrail Başbakanı, seçimler öncesinde yeni savunma anlaşmalarını sonuçlandırmaya çalışıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, seçimler öncesinde Türkiye kaynaklı güvenlik tehditlerini öne çıkararak savunma harcamalarını artırmaya çalıştığı öne sürülüyor. İsrail’in deniz kuvvetlerini güçlendirme planları, geçmişte büyük tartışmalara neden olan denizaltı alımlarını ve yolsuzluk iddialarını yeniden gündeme taşıdı.

The Times of Israel’in haberine göre Netanyahu, İsrail’in deniz kuvvetlerini güçlendirmesi ve deniz savaş kabiliyetlerini geliştirmesi gerektiğini açıkladı. İsrail’in Almanya’dan iki 6denizaltı daha satın alarak filosundaki denizaltı sayısını 6’dan 8’e çıkarmayı hedeflediği belirtiliyor. Türkiye’den gelebilecek olası deniz tehditleri de bu girişimlerin gerekçeleri arasında gösteriliyor. Netanyahu’nun, Türk savaş gemilerinin Akdeniz’deki limanları abluka altına alabileceği ve Leviathan ile Tamar açık deniz doğal gaz sahalarına erişimi kesebileceği yönünde açıklamalarda bulunduğu öne sürülüyor.

Netanyahu’nun, askerî tehdit söyleminin seçimler öncesinde halkı iktidardaki Likud Partisi etrafında birleştireceğini umduğu, ancak bu girişimin ülkedeki yolsuzluk tartışmalarını yeniden alevlendirdiği ileri sürülüyor. İsrail’de “3000 No’lu Dosya” olarak bilinen süreç, Alman savunma şirketi ThyssenKrupp’tan milyarlarca dolarlık denizaltı alımlarına ilişkin yolsuzluk iddialarını kapsıyor.

Denizaltı alımları ve yolsuzluk iddiaları

Savunma alımlarına ilişkin tartışmalı sürecin geçmişi, Berlin ile anlaşmaların imzalanmasından çok daha öncesine uzanıyor. The Times of Israel’in haberine göre Netanyahu’nun, 2007 yılında kuzeni Nathan Milikowsky’den SeaDrift şirketindeki hisseleri 400 bin dolara satın aldığı ve 2010 yılında aynı hisseleri 4,3 milyon dolara sattığı öne sürüldü. Haberde, Netanyahu’nun bu işlemden yüzde 700’ün üzerinde kazanç sağladığı iddiasına yer verildi.

Hisse alım satımı, şirketin Alman savunma şirketi ThyssenKrupp ile bağlantıları nedeniyle çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı. SeaDrift’in ThyssenKrupp’un tedarik zincirindeki konumu nedeniyle, hisse satışından elde edilen yüksek kazancın savunma sözleşmelerine yönelik lobi faaliyetleri karşılığında verilmiş bir ödeme olabileceği iddia edildi. Ancak söz konusu iddialar, tek başına suç işlendiğini kanıtlamıyor.

İddialara göre süreç ilerleyen dönemde daha da büyüdü ve İsrail’in kendi savunma sanayisine zarar verdi. İsrail ordusunun başlangıçta Hayfa’daki devlete ait Israel Shipyards tersanesinden dört savaş korveti satın almayı planladığı belirtiliyor. Bu tercihin yerel mühendislere istihdam sağlayacağı ve kamu bütçesinden tasarruf edilmesine katkıda bulunacağı savunuluyordu.

Ancak sözleşmelerin Alman şirketi ThyssenKrupp’a verilmesi ve süreçteki aracılık faaliyetleri ciddi tartışmalara neden oldu. Israel Hayom’un haberinde, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Marom ile Netanyahu’nun avukatı David Shimron’un denizaltı alımlarına ilişkin yolsuzluk soruşturmasında gündeme geldiği aktarıldı. Soruşturmada, aracılar üzerinden rüşvet ve komisyon alındığı iddiaları incelendi.

İsrail’de denizaltı alımlarını inceleyen devlet komisyonunun bulguları da sürece ilişkin eleştirileri artırdı. The Times of Israel’in komisyon raporuna ilişkin haberinde, savunma tedarik süreçlerinde sistematik aksaklıklar tespit edildiği ve bu durumun ülkenin güvenliğini tehlikeye atmış olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Denizaltı tedarik programının maliyeti, kararların nasıl alındığı ve savunma kurumlarının süreçteki rolü İsrail siyasetinde uzun süre tartışıldı. Uzun süren hukuki süreçler ve sözleşme koşullarındaki değişiklikler nedeniyle “Dragon” adlı altıncı denizaltının Hayfa’daki İsrail deniz üssüne ulaşmasının 12 yıl sürdüğü belirtiliyor. Bu dönemde İsrail denizaltı filosunun modernizasyonunda gecikmeler yaşandığı ve filonun eskidiği yönünde eleştiriler dile getirildi.

Netanyahu hakkındaki üç yolsuzluk dosyası

İsrailliler açısından denizaltı skandalı, Netanyahu hakkındaki yolsuzluk iddialarının en dikkat çekici başlıklarından biri hâline geldi. Reuters’ın Netanyahu hakkındaki davalara ilişkin analizine göre başbakan, üç ayrı yolsuzluk dosyası kapsamında dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma ve rüşvet iddialarıyla karşı karşıya. Netanyahu ise hakkındaki suçlamaları reddediyor.

“1000 No’lu Dosya” kapsamında Netanyahu’nun, yapımcı Arnon Milchan ve iş insanı James Packer’dan lüks şampanya ve purolar şeklinde 200 bin doların üzerinde değere sahip hediyeler aldığı iddia ediliyor.

The Times of Israel’in haberine göre Arnon Milchan, mahkemede verdiği ifadede Netanyahu’dan vergi muafiyeti konusunda yardım istediğini anlattı. Dosyada, Netanyahu’nun iş insanı için 10 yıllık vergi muafiyeti sağlanmasına yönelik girişimde bulunduğu iddiası da yer alıyor. Dönemin Maliye Bakanı Yair Lapid’in ise söz konusu düzenlemeye karşı çıktığı belirtiliyor.

Başbakanın, kendisini destekleyen iş insanları için ABD’ye uzun süreli vize alınması konusunda da girişimlerde bulunduğu iddia ediliyor. Orijinal metinde yer alan iddiaya göre Netanyahu, milyarderlerin standart ABD Dışişleri Bakanlığı prosedürlerini aşarak ülkeye giriş yapabilmelerini sağlamak amacıyla dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro’yu üç kez şahsen aradı. Bu ayrıntının verilen kaynaklar üzerinden ayrıca doğrulanması gerekiyor.

Diğer iki dosyada ise Netanyahu’nun ülkenin önde gelen medya kuruluşları üzerindeki etkisini kendi lehine kullanmaya çalıştığı iddia ediliyor. “2000 No’lu Dosya” kapsamında Netanyahu’nun, Yedioth Ahronoth gazetesinin sahibi Arnon Mozes ile gazetenin yayın politikası ve medya düzenlemeleri hakkında görüştüğü öne sürülüyor.

Reuters’ın haberine göre dosya, Netanyahu’nun gazeteye yönelik düzenlemeler konusunda bazı vaatlerde bulunması karşılığında kendisi hakkında daha olumlu yayın yapılmasını sağlamaya çalıştığı iddialarını içeriyor.

“4000 No’lu Dosya” kapsamında ise Netanyahu’nun, telekomünikasyon şirketi Bezeq lehine düzenleyici kararlar alınmasını sağladığı ve şirketin kontrolündeki Walla haber sitesinin yayın politikasını etkilediği iddia ediliyor. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre dosyada, Netanyahu’nun kamu görevini kullanarak şirket lehine avantajlar sağladığı ve haber içeriklerinin yönlendirilmesinde rol oynadığı iddiaları inceleniyor.

Bu dosyalar, İsrail’de siyaset ile medya arasındaki ilişkilerin tartışılmasına neden oldu. Netanyahu hakkındaki davalar, başbakanın siyasi geleceği ve seçim kampanyası açısından da önem taşıyor.

Seçim öncesinde siyasi baskı artıyor

Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davalarının seçim kampanyasını olumsuz etkilediği ileri sürülüyor. Başbakanın ticaret yollarını koruma söylemini öne çıkarmasının, yeni savunma harcamalarını gerekçelendirmek ve siyasi açıdan elini güçlendirmek amacı taşıdığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor.

İsrail’de seçim öncesi kamuoyu araştırmaları da siyasi yarışın seyrine ilişkin tartışmaları artırıyor. Anadolu Ajansının yayımladığı bir ankete ilişkin haberde, İsrail muhalefetinin Netanyahu’nun liderliğindeki bloğun önünde olduğu bildirildi. Söz konusu araştırmada muhalefet bloğunun 18 sandalyelik üstünlüğe sahip olduğu belirtildi. Bu sonuçlar, Netanyahu’nun seçim sonrasında koalisyon kurup kuramayacağına ilişkin belirsizliği artırdı.

Knesset’te hükümet kurabilmek için 120 sandalyenin en az 61’ini elde etmek gerekiyor. Bu nedenle seçim yarışında blokların sandalye dağılımı, Netanyahu’nun siyasi geleceği açısından belirleyici olacak. İktidar bloğunun çoğunluğu sağlayamaması durumunda başbakanın yeni bir koalisyon kurması zorlaşabilir.

Türkiye kaynaklı güvenlik tehditlerinin öne çıkarılması ve deniz kuvvetlerinin güçlendirilmesine yönelik açıklamalar, Netanyahu’nun seçim stratejisine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Başbakanın seçim kampanyasında Türkiye ile yaşanan gerilimi öne çıkarmasının, iç siyasetteki baskıyı azaltmaya yönelik bir strateji olduğu ileri sürülüyor. Ancak bu değerlendirmeler siyasi yorum niteliği taşıyor ve Netanyahu’nun kişisel niyetine ilişkin kesinleşmiş bir bulgu olarak sunulmamalı.

Netanyahu’nun geçmişteki siyasi yöntemlere bağlı kaldığı ve önde gelen medya kuruluşlarının yöneticileriyle yapılacak anlaşmalar yoluyla kamuoyuna tek bir siyasi anlatı sunulabileceğine inandığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor. Bu eleştiriler, Likud’un seçimleri kazanacağı ve İsrail’in Orta Doğu’daki siyasi konumunu koruyacağı yönündeki söylemlerin artık eskisi kadar etkili olmadığı iddiasına dayanıyor.

Ancak sosyal medya ve dijital yayıncılık, siyasi gelişmelerin kamuoyuna ulaşma biçimini değiştirmiş durumda. Görüntü kaydeden sıradan vatandaşlar da olayların belgelenmesinde ve haberlerin yayılmasında rol oynuyor. Gazze’de yaşananlar uluslararası kamuoyunun gündeminde yer alırken, İsrail’in Türkiye ile ilişkileri ve denizaltı alımları da siyasi tartışmaların parçası olmayı sürdürüyor.

Netanyahu’nun siyasi rakipleri ve eleştirmenleri, denizaltı alımları ile diğer yolsuzluk dosyalarını yeniden gündeme getiriyor. Anadolu Ajansının aktardığı anket sonuçları muhalefet açısından olumlu bir tabloya işaret etse de seçimlerin sonucunu önceden kesin biçimde belirlemek mümkün değil.

Genel kanı ise Netanyahu’nun siyasi geleceği, seçim sonuçlarına ve hükümet kurma sürecinde oluşacak koalisyon dengelerine bağlı olacak ve her halükarda seçimleri kaybedecek.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN