AK Parti İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul'un Bayrampaşa ilçesinde düzenlenen Yeşil Camii ve Kur'an Kursu Külliyesi temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'de toplumsal çürüme yaşandığı yönündeki değerlendirmelere karşı çıktı. Soylu'nun açıklamaları, kamuoyunda Erenköy Cemaati olarak bilinen çevreyle bağlantılı Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın 13 Ekim'de yayımladığı ve fon skandalı üzerinden toplumsal yozlaşma, yolsuzluk, denetimsizlik ve kayırmacılığı eleştirdiği bildirinin ardından geldi.
Soylu, konuşmasında vakfın adını doğrudan anmadı. Ancak “toplumsal çürüme” değerlendirmesine karşı kullandığı ifadeler, bildirinin yarattığı tartışmalara AK Parti cephesinden dolaylı bir yanıt niteliği taşıdı.
“ÇÜRÜME BATI'YA HAMLEDİLİR, BİZE HAMLEDİLMEZ”
Bayrampaşa'nın İsmetpaşa Mahallesi'ndeki törende konuşan Soylu, cami ve Kur'an kursu yatırımlarının Türkiye'nin manevi değerlerini korumak açısından önem taşıdığını söyledi. Batı toplumlarında manevi değerlerin zayıfladığını savunan Soylu, Fransa'daki gelişmeleri örnek göstererek toplumsal çürümenin Türkiye'ye atfedilmesine karşı çıktı.
Erenköy cemaatinden sert açıklama: Çürümeye itirazımız var
Soylu, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Fransa'da olan olayları görüyorsunuz. Televizyonlarda söylendiği gibi değildir. Bu bir maddi kalkışma değildir. Bu bir yer kapma kavgası da değildir. Bu, on yıllardır, yüzyıllardır Batı'nın maneviyat eksikliğidir ve çürümesidir. Bunu çok net söylüyorum.”
Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada hep beraber hâl diliyle biz buna itiraz ediyoruz. Sadece burada şu anda dökülecek betonla bir harç atmıyoruz. Biz maneviyatımıza, benliğimize, değerlerimize sahip çıkıyoruz. Kimse endişe etmesin. Çürüme Batı'ya hamledilir, bize hamledilmez.”
“BEŞ VAKİT EZAN OKUNUYOR MU, İSTİKLAL MARŞI OKUNUYOR MU?”
Türkiye'nin dinî ve millî değerlerini koruduğunu belirten Soylu, toplumun bütünü hakkında olumsuz değerlendirmeler yapılmasına tepki gösterdi.
Soylu, şunları söyledi:
“Allah'ımıza şükürler olsun. Beş vakit ezan okunuyor mu? Çocuklarımızın kulağına okunuyor mu? Her sabah pazartesi çocuklarımız okula gittiğinde, cuma akşamı okuldan çıkarken İstiklal Marşı'nı okuyorlar mı?”
Ardından sözlerini daha da vurgulu biçimde sürdüren Soylu, “Bu ülkeyi kimse çürütemez. Kimse çürütemez. Bunu çok net söylüyorum” dedi.
“BİR YANLIŞI TOPLUMUN GENELİNE YAYARSAK BÜYÜK BİR YANLIŞ YAPARIZ”
Soylu, konuşmasında 28 Şubat dönemine de değinerek Türkiye'de dinî özgürlükler konusunda geçmişte yaşanan sorunları hatırlattı. 1999 yılında çocuğuna Kur'an-ı Kerim eğitimi aldırabileceği yer bulmakta zorlandığını anlatan Soylu, geçmiş dönemle bugünkü Türkiye arasında karşılaştırma yaptı.
Toplumda yaşanan olumsuzlukların bütün ülkeye mal edilmemesi gerektiğini savunan Soylu, şu ifadeleri kullandı:
“Bundan 27 yıl önce, eğer biz bugün tenkitlerimizi, eğer biz bugün değerlendirmelerimizi sadece bir yanlış üzerinden genele teşmil ederek yaparsak, şunu çok açık bir şekilde söylüyorum: Yapılan yanlış kadar bir yanlışla beraber bir toplumun imhasına sebebiyet teşkil ederiz.”
Soylu, münferit yanlışların bütün toplumu değerlendirmek için ölçü alınmaması gerektiği görüşünü yineledi.
ERENKÖY CEMAATİ'NİN BİLDİRİSİNDE NE DENİLMİŞTİ?
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, 13 Ekim'de “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı bir bildiri yayımlamıştı. Bildiride Türkiye'deki fon skandalının yanı sıra eğitim, aile yapısı, sanal kumar, bağımlılık, kamu yönetiminde kayırmacılık ve yolsuzluk iddiaları ele alınmıştı.
Vakıf, toplumsal değerlerin aşındığını savunarak şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır.”
Fon skandalına özel yer ayrılan bildiride, yaşananların yalnızca mali bir sorun olarak değerlendirilemeyeceği savunulmuş; denetimsizlik, kayırmacılık ve hesap verebilirlik sorunlarına dikkat çekilmişti.
Vakıf, açıklamasında şu çağrıyı yapmıştı:
“Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir.”
