İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü, 13 Mart 2026 tarihinde Tokat'ın Erbaa ilçesinde meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki (Mw) depreme ilişkin detaylı sismolojik ve mühendislik analizlerini içeren "Bilgi Notu"nu kamuoyuyla paylaştı.
Gece saat 03.35'te gerçekleşen ve merkez üssü Erbaa olan sarsıntı; Tokat'ın yanı sıra Ordu, Samsun ve Sivas illerinde de oldukça şiddetli hissedilerek bölge halkında paniğe neden olmuştu. İTÜ'nün yayımladığı rapor, sarsıntının boyutlarını bilimsel bir çerçeveye oturturken, yüreklere su serpen tespitlere de yer verdi.

FAYLANMA MEKANİZMASI BÖLGENİN TEKTONİĞİYLE UYUMLU
İTÜ'lü uzmanların yayımladığı verilere göre, depremin odak derinliği 10 kilometre olarak hesaplandı. Uzak ve yakın sismik istasyonlardan elde edilen dalga kayıtlarının çözümlenmesi sonucunda, depremin "sağ-yönlü doğrultu-atımlı" bir kırılma mekanizmasıyla gerçekleştiği tespit edildi. Bilim insanları, bu kaynağın bölgenin aktif tektonik ve jeodinamik özellikleriyle tam bir uyum içinde olduğunu vurguladı.
"2018 YÖNETMELİĞİNE UYGUN BİNALAR GÜVENDE"
Raporun mühendislik camiası ve vatandaşlar açısından en kritik bölümünü ise depremin yapılara olan olası etkilerinin değerlendirildiği kısım oluşturdu. AFAD tarafından sağlanan veriler kullanılarak, depremin en büyük yer ivmesine sahip istasyon kayıtları üzerinden elastik tepki spektrumları hesaplandı.
Yapılan spektral analizler sonucunda, depremin sahada yarattığı sarsıntı değerlerinin, o bölgelerdeki zemin sınıfları için mühendislikte öngörülen tasarım sınırlarının (DD2 tasarım spektrumları) altında kaldığı saptandı.
İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü raporunda bu duruma ilişkin şu kritik değerlendirmede bulunuldu:
"Çalışılan istasyonlarda elde edilen ivme spektrumları, ilgili zemin sınıfı için oluşturulan tasarım spektrumunun altında kalmaktadır. Bu nedenle, TBDY 2018'e (Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği) göre tasarlanan ve inşa edilen binalarda yapısal hasar oluşmayacağı öngörülmektedir."
MÜHENDİSLİK HİZMETİNİN ÖNEMİ BİR KEZ DAHA GÖRÜLDÜ
Söz konusu bilimsel analiz, sarsıntı geniş bir coğrafyada şiddetle hissedilmesine rağmen güncel deprem yönetmeliklerine harfiyen uyularak inşa edilmiş yapıların bu ölçekteki depremleri yapısal hasar almadan atlatabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
