Avrupa Birliği'nin 'Made in Europe' şartı getirerek Türkiye'yi denklem dışı bırakan yeni düzenlemesi, otomotiv ve sanayi sektöründe büyük tedirginlik yarattı. Taslak, batarya, güneş ve rüzgar enerjisi bileşenleri ile elektrikli araç gibi ürünlerin AB ülkeleri ile İzlanda, Norveç, Lihtenştayn'dan alınması şartını içeriyor. Gümrük Birliği'ni fiilen zedeleyecek taslağa ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Komisyonu'na mektup göndererek, Türkiye'nin tedarik zincirinden dışlanmasının risklerine dikkat çekti.
30 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT RİSK ALTINDA
Türkiye’nin AB’ye otomotiv ihracatının 2025'te yaklaşık 30 milyar dolar olduğunu ve bu oranın toplam otomotiv ihracatının yüzde 72’sine denk geldiğini hatırlatan sektör temsilcileri yaşanması muhtemelen kan kaybına dikkat çekti. Renault Türkiye'nin eski CEO'su Hakan Doğu "Bir pazardan böyle kovulmak kabul edilecek bir durum değil. Artık Türkiye'nin yeni bir hikaye yazması gerekiyor" dedi. Avrupa Komisyonu'nda bugün gündeme gelmesi beklenen taslak ise 'tartışmalar' nedeniyle 25 Şubat'a ertelendi.

YENİ KABUSUMUZ MADE İN EUROPE
Yıllardır Türkiye’yi tam üyelik kapısında bekleten AB, bu yetmezmiş gibi şimdi de gümrük birliğinden atacak hamleler yapıyor. Kamu alımlarında yerlilik şartı getirmeye hazırlanan Birlik’te karar yasalaşırsa Türk sanayisinin bel kemiğini oluşturan birçok sektörde ihracat tehlikeye girecek. Ankara konu ile ilgili teyakkuza geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Brüksel’e endişelerini mektupla iletti.
ABD’nin gümrük birliği tarifeleri ve Çin ile ekonomi savaşı, Avrupa Birliği ülkelerinde korumacı hamleleri gündeme getirdi. Alınan yeni kararlar ise Türk sanayicinin yeni kabusu haline geldi. AB’nin taslak teklifine göre Birlik, batarya, güneş ve rüzgar bileşenleri ile elektrikli araçlar gibi kritik yeşil teknoloji ürünlerinin kamu alımlarında yerel içerik payına ilişkin asgari şartlar getirmeyi planlıyor. Taslak metin “Made in Europe” tanımına AB üye ülkelerinin yanı sıra Avrupa Ekonomik Alanı’na dahil İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn’ı dahil edip Türkiye’yi kapsam dışı bırakıyor. Uzmanlar, bu planın Türk sanayisi için tehlike çanlarını çaldırdığını söyledi. Kararı değerlendiren uzmanlar göre bu hamle tam üye olmayan Türkiye’yi dışlama anlamına geliyor. Bir başka açıdan yorumu ise Türkiye’den birçok ürünün AB’ye satılamayacağı olarak özetleniyor. Türkiye’nin kapsam dışında kalması halinde otomotiv, savunma sanayii ve yan sanayi ihracatında önemli kayıplar yaşanabileceğine vurgu yapan uzmanlar, “Avrupa Birliği’nin “Made In EU” kararı, Türkiye için bir yol ayrımı anlamı taşıyor. Birlik yönetimi, Türkiye’yi stratejik ortak olarak kabul ederse sanayi ve ihracat cephesinde yeni bir dönem başlayabilir. Aksi durumda Türkiye, Avrupa pazarında ciddi bir rekabet kaybı riskiyle karşı karşıya kalabilir. Önümüzdeki aylar, bu sürecin seyrini belirleyecek diplomatik temaslara sahne olacak” dedi. Konu ile ilgili sanayicilerden çok fazla şikayet alan Ankara’da duruma sessiz kalmadı.
CUMHURBAŞKANINDAN BRÜKSEL’E MEKTUP
İhracattaki güçlü seyrin AB’nin aldığı kararla tehlikeye girdiğini gören ve gelen şikayetleri değerlendiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Avrupa Komisyonu Başkanına bir mektup yazarak Türkiye’nin tedarik zincirinden dışlanmasının yaratacağı risklere dikkat çekti. Serbest ticaret anlaşması olan ülkeler için bazı istisnalar öngörülse de durum belirsizliğini koruyor. Middle East Eye’a konuşan kaynaklar, düzenlemenin yasalaşmasının bir yılı bulabileceğini ve Türkiye’nin AB ile olan derin ekonomik bağları sayesinde istisna kapsamına alınabileceğini belirtiyor. Ancak sektör temsilcileri için ciddi bir uyarı da var: Türk şirketlerinin lobi faaliyetlerinde geç kaldığı ve yıllarca sadece devlet kanallarına güvendiği vurgulanıyor. Uzmanlar, Türk firmalarının artık ABD veya Çinli rakipleri gibi doğrudan ve kesintisiz lobi yapması gerektiğinin altını çiziyor.
İLK ETKİLENECEK SEKTÖR OTOMOTİV
Türkiye’nin AB’ye yaptığı otomotiv ihracatı 2025 yılı verilerine göre yaklaşık 30 milyar dolar seviyesine ulaşarak, ülkenin toplam otomotiv ihracatının yüzde 72’sini oluşturuyor. Ülkenin kapsam dışında kalması halinde otomotiv, savunma sanayii ve yan sanayi ihracatında önemli kayıplar yaşanabilecek. Uzmanlar önümüzdeki günlerin bu sürecin seyrini belirleyecek diplomatik temaslara sahne olacağını söyledi. Renault Group Türkiye’nin eski CEO’su Hakan Doğu, “Cin lambadan çıktı. Artık Türkiye’nin yeni bir hikaye yazması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi Mustafa Karabağlı, globalleşmeden ulus devlet kavramına geri dönüldüğüne vurgu yaparak, “Türkiye dahil olamazsa Gümrük Birliği’nin tartışıldığı bir ortama doğru gider” şeklinde konuştu. Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül de “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi.
GÖZLER 25 ŞUBAT’TAKİ KARARDA
AB’nin, serbest piyasa kurallarından uzaklaşarak, kendi sanayisini korumaya yönelik “ekonomik güvenlik” temelli yeni bir döneme girmeye çalışması, Şubat ayında açıklanan “Temiz Sanayi Mutabakatı” ve Mart ayındaki “Otomotiv Sanayi Eylem Planı”nın devamı niteliğindeki bu yeni stratejiyle netleşti. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 2026 Çalışma Programı’nda işaret ettiği ve Sanayi Stratejisinden Sorumlu İcra Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné tarafından teyit edilen ilk takvime göre; “Sanayi Hızlandırma Yasası” (Industrial Accelerator Act) için nihai karar günü ilk olarak 10 Aralık olarak belirlenmişti. Bu tarih daha sonra önce 29 Ocak’a, ardından da kısmen teklifi denetleyen Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné’nin fazla ileri gittiği yönündeki kaygılar nedeniyle 25 Şubat’a bırakıldı. Séjourné’nin yakın çalışma çevresi dışında kalan AB yetkilileri, teklifin “hazır olmadığı” görüşünü dile getirirken, düzenlemenin uygulanabilir olmayacağına yönelik endişelerin bulunduğunu ifade etti. Buna karşılık ekibinden bir isim, teklifin kamuoyuna açıklanmasının, “iç tartışmalarda ele alındığı şekliyle çok yüksek düzeydeki iddiayı korumak amacıyla” ertelendiğini ve sürecin aceleye getirilmeyeceğini söyledi.
