İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, Türkiye'nin son 10 yılda içinden geçtiği siyasi ve ekonomik sarsıntıları İstanbul'un tarihi semtlerinden Karagümrük üzerinden mercek altına aldı. Makalede, Erdoğan döneminin yükselişi, kentsel dönüşümün yarattığı tahribat, Suriyeli göçmenlerin mahalleye entegrasyonu ve gelinen noktada en ateşli destekçilerin bile yaşadığı büyük hayal kırıklığı çarpıcı bir dille anlatıldı.
KARAGÜMRÜK ÜZERİNDEN TÜRKİYE OKUMASI
Makalede Karagümrük, yalnızca bir İstanbul mahallesi olarak değil, Türkiye’nin yakın tarihindeki büyük kırılmaların izlenebileceği bir toplumsal alan olarak anlatıldı. 2015 sonbaharında mahalleye yapılan ziyaretle başlayan yazıda, o dönem Suriye iç savaşından kaçan milyonlarca insanın İstanbul’a ulaştığı, Karagümrük’teki birçok dükkânın Arapça tabelalarla değiştiği aktarıldı.
Yazıda, Karagümrük’ün geçmişte milliyetçi, muhafazakâr, kapalı ve dışarıdan gelenlere mesafeli bir mahalle olarak bilindiği vurgulandı. Buna rağmen Suriyelilerin mahallede tutunabilmesi, makalede İstanbul’un geleneksel mahalle dayanışmasıyla açıklanan dikkat çekici bir dönüşüm olarak sunuldu.
SURİYELİLER, MAHALLE DAYANIŞMASI VE GİZLİ GERİLİM
Financial Times’ın makalesinde, Karagümrük’te yaşayan Türkler, Kürtler ve Suriyeliler arasındaki ilişkiler karmaşık bir çerçevede ele alındı. Mahalle sakinlerinin Suriyelilere elektrik bağlatmaktan çocuklarını okula yazdırmaya kadar çeşitli konularda yardım ettiği, ancak aynı kişilerin zaman zaman Suriyeliler hakkında sert ve ayrımcı ifadeler kullanabildiği belirtildi.
Makalede, Türkiye’deki Suriyeli varlığının yalnızca insani bir kriz değil, aynı zamanda ulusal kimlik tartışmasını yeniden şekillendiren bir gelişme olduğu ifade edildi. Kemalist ve milliyetçi çevrelerin Araplara yönelik tarihsel mesafesi ile Erdoğan tabanındaki dini dayanışma söylemi arasındaki farkın, Karagümrük’teki gündelik hayat üzerinden görünür hale geldiği aktarıldı.
ERDOĞAN DÖNEMİNDE KİMLİK VE ŞEHİR DÖNÜŞÜMÜ
Yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’la kurduğu siyasi bağa da geniş yer verildi. Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde altyapı, ulaşım ve belediye hizmetleriyle geniş bir destek kazandığı; daha sonra ise İstanbul’un dev projeler, köprüler, tüneller, AVM’ler, yüksek yapılar ve büyük camilerle yeniden şekillendirildiği anlatıldı.
Makalede bu dönüşüm, yalnızca ekonomik kalkınma hamlesi olarak değil, aynı zamanda Türkiye’de muhafazakâr kesimlerin şehir üzerinden yeni bir güç alanı kurması olarak değerlendirildi. Ancak yazıya göre bu süreç, İstanbul’un yeşil alanlarının azalması, mahalle dokusunun bozulması, zorunlu tahliyeler ve hızlı betonlaşma gibi sonuçlar da doğurdu.
ARAP BAHARI, IŞİD, DARBE GİRİŞİMİ VE OTORİTERLEŞME
Makalede, Türkiye’nin 2010’lu yıllarda bölgesel krizlerin merkezine çekildiği de vurgulandı. Arap Baharı, Suriye savaşı, IŞİD’in yükselişi, İstanbul’daki bombalı saldırılar ve 2016’daki darbe girişiminin Türkiye’de siyasi atmosferi kökten değiştirdiği belirtildi.
Yazıya göre, 2016 sonrası dönemde Erdoğan yönetimi devlet kurumları, medya, sivil toplum, yargı, üniversiteler, sendikalar ve Kürt siyasi hareketi üzerinde daha sert bir kontrol kurdu. Makalede bu süreç, Türkiye’de demokratik gerilemenin ve başkanlık sistemiyle güç yoğunlaşmasının hızlandığı dönem olarak anlatıldı.
“GÜÇLÜ LİDER” OKUMASINA İTİRAZ
Financial Times’taki analizde Erdoğan’ın yalnızca “güçlü liderler” kategorisinde değerlendirilmesinin yetersiz olduğu savunuldu. Makalede, Erdoğan’ın yükselişinin Türkiye’nin Osmanlı sonrası kimlik krizleri, askerî darbeler tarihi, kent yoksulluğu, dini muhafazakârlığın dışlanması ve merkez-çevre gerilimiyle birlikte okunması gerektiği belirtildi.
Yazıda, Erdoğan’ın geniş seçmen desteğinin yalnızca propaganda ile açıklanamayacağı; özellikle yoksul ve muhafazakâr kesimler açısından gerçek sosyal ve ekonomik kazanımların da bu desteğin oluşmasında etkili olduğu yorumu yapıldı.
EKONOMİK KRİZ VE YORGUNLUK
Makalede, Karagümrük’te yıllar içinde gözlenen değişimin son halkası olarak ekonomik kriz ve toplumsal yorgunluk öne çıkarıldı. 2025’e gelindiğinde, daha önce Erdoğan’ın güçlü destekçileri arasında yer alan bazı mahalle sakinlerinin ekonomik koşullar, muhalefete yönelik baskılar ve deprem felaketinin ardından umutsuzluk içinde göründüğü aktarıldı.
Yazıda, Suriye’de Beşar Esad rejiminin düşmesinden sonra bazı Suriyelilerin ülkelerine dönmeye başladığı, buna karşılık birçok Türk vatandaşının da başka bir ülkede yaşama isteğini dile getirdiği belirtildi.
MAHALLEDEN ÜLKEYE UZANAN HİKÂYE
Financial Times’ın makalesi, Karagümrük’ü Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı büyük dönüşümlerin küçük bir sahnesi olarak konumlandırıyor. Mahalledeki dükkânlar, sokaklar, esnaf, sığınmacılar ve yerel ilişkiler üzerinden, Türkiye’nin hem kendi iç tarihsel gerilimleriyle hem de küresel krizlerle nasıl değiştiği anlatılıyor.
Makalede öne çıkan ana fikir, Türkiye’nin son 20 yıldaki hikâyesinin yalnızca Erdoğan’ın kişisel siyasi çizgisiyle açıklanamayacağı yönünde. Yazıya göre Türkiye’nin dönüşümünde göç, savaş, kentleşme, ekonomik kriz, kimlik mücadelesi ve küresel düzenin sarsılması birlikte rol oynadı.
Bu yönüyle Financial Times analizi, Karagümrük’ü yalnızca “kanunsuz” ya da “sert” bir İstanbul mahallesi olarak değil, Türkiye’nin yakın tarihini anlamak için dikkatle bakılması gereken bir toplumsal laboratuvar olarak ele alıyor.
