16 milyon nüfuslu İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan barajlardaki seviye, nisan ayındaki yağışlara rağmen beklenen yükselişi göstermedi.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verileri, su kaynaklarındaki durgun tablonun devam ettiğini ve kuraklık riskinin hâlâ sürdüğünü ortaya koydu.
Su yönetiminde sınıfta kaldık! Yurdun yarısı şiddetli kurak
YILBAŞINDAN BU YANA 390 KİLOGRAM YAĞIŞ REZERVLERİ DOLDURAMADI
Şehrin su havzaları, yılın başından bu yana metrekare başına 390 kilogram yağış almasına karşın tam kapasiteye ulaşmaktan uzak kaldı.
Barajlardaki mevcut durum, devasa rezervlerin dolması için mevcut yağışların yetersiz kaldığını gözler önüne serdi.
İSKİ kayıtları incelendiğinde, 11 Nisan 2026 tarihinde yüzde 70,05 olan genel doluluk oranı aradan geçen süreye rağmen sadece yüzde bir civarında artış gösterdi.
22 Nisan 2026 tarihinde yüzde 70,53 olarak ölçülen seviye, 23 Nisan 2026 tarihinde yüzde 70,9 bandına ulaşırken, 3 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla yüzde 71,35 seviyesinde kaldı.
SON 10 YILIN EN DÜŞÜK İKİNCİ SEVİYESİ
Ortaya çıkan tabloyu değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, 2023 yılı dışarıda bırakıldığında mevcut durumun son 10 yılın en düşük ikinci seviyesi olduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Hüseyin Toros, şunları söyledi:
"Maalesef 2023 yılı hariç bugün itibarıyla İstanbul barajlarındaki en düşük ikinci seviyedeyiz.
Bu da tabii bizler için pek ümit verici bir durum değil. İstanbul için su sıkıntısının devam ettiğini gösteriyor."
Su iflası başladı: Yarın, bugünden daha kötü olacak
İSTANBUL'UN YILLIK SU İHTİYACI 1,5 MİLYAR METREKÜPÜ BULUYOR
Günlük su tüketiminin üç milyon metreküpü aştığı megakentte, sadece barajlardaki suyla ihtiyacı karşılamak zorlaşıyor.
Melen ve Yeşilçay sistemlerinden sağlanan 267 milyon metreküplük dış kaynak transferi, olası bir krizi önleyerek şehrin su arzını ayakta tutan en önemli unsur haline geldi.
Uzmanlar, İstanbul'un yıllık su ihtiyacının yaklaşık 1,5 milyar metreküp civarında olduğunu ifade ediyor.
İklim değişikliği ve havzaları daraltan hızlı kentleşme gibi faktörlerin etkisiyle, mevcut barajlar tam kapasiteyle dolu olsa bile kentin yaz aylarında zorlu bir süreç yaşaması bekleniyor.
KURAKLIK RİSKİ SADECE BARAJ SEVİYELERİYLE ÖLÇÜLMÜYOR
Barajlarda bulunan mevcut su hacminin toplam depolama kapasitesine bölünmesiyle hesaplanan doluluk oranı, su kaynaklarının yeterliliği hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Yüzde ile ifade edilen bu değer, içme suyu ve tarımsal sulama planlamalarında temel veri olarak kullanılıyor.
Yaz aylarında tüketimin artması ve yağışların azalması rezervleri doğrudan etkilerken, kuraklık tehlikesi yalnızca baraj doluluk oranlarına bakılarak değerlendirilmiyor.
Meteorolojik kuraklık olarak bilinen yağış azlığı, göl seviyelerindeki düşüşü ifade eden hidrolojik kuraklık ve topraktaki nem kaybını anlatan tarımsal kuraklık bir bütün olarak inceleniyor.
2040'ta su kıtlığı çeken ülke olacağız! Mevcut su politikaları kuraklığı önleyemez
