Türkiye'nin sosyal politikalarında ve nüfus planlamasında stratejik bir değişime gidildiğini gösteren yeni genelge Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütülecek yeni eylem planı kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarının katılımıyla her yıl belirli bir dönem aile kurumuna adanacak.
MİLLİ AİLE HAFTASI NE DEMEK?
Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile hayatımıza giren Milli Aile Haftası, aile kurumunun toplumdaki yerini güçlendirmek, gençleri evliliğe teşvik etmek ve çok çocuklu aile yapısını desteklemek amacıyla oluşturulmuş bütüncül bir sosyal farkındalık dönemidir. Her yıl mayıs ayının son haftasında kutlanacak olan bu dönemde, sadece sembolik törenler yapılmayacak; aynı zamanda kamuoyunda aileyi merkeze alan somut politikalar, teşvik paketleri ve kültürel etkinlikler hayata geçirilecek.

MİLLİ AİLE HAFTASI RESMİ TATİL Mİ?
Genelgenin yayımlanmasının ardından milyonlarca öğrenci ve çalışanın arama motorlarında en çok sorduğu soru bu haftanın resmi tatil olup olmadığıydı. Yapılan düzenlemeye göre Milli Aile Haftası bir resmi tatil değildir. Ulusal bayramlar veya genel tatiller kanununda herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.
Dolayısıyla mayıs ayının son haftasında okullarda eğitim öğretime devam edilecek, kamu kurumları ve özel sektördeki iş yerleri normal mesai saatleri içerisinde çalışmayı sürdürecektir. Bu hafta, tatil odaklı değil etkinlik ve farkındalık odaklı bir çalışma dönemi olarak planlanmıştır.
GENÇLERE YENİ DESTEKLER GELECEK
Genelgenin en somut adımlarından biri demografik yapıyı korumaya yönelik teşvikler oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından güçlü toplumun temeli olarak nitelendirilen yeni vizyon doğrultusunda, evlilik hazırlığındaki gençlere yönelik finansal kolaylık mekanizmaları güçlendirilecek. Bunun yanı sıra, nüfus artış hızındaki yavaşlamanın önüne geçmek amacıyla çok çocuklu aile yapısını özendirecek yeni sosyal destek programları devreye alınacak.

Milli Aile Haftası ilanı, yüzeyde basit bir farkındalık kampanyası gibi görünse de aslında devletin son dönemde açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu nüfus verilerine verdiği çok stratejik bir yanıt olarak yorumlanıyor.
Doğurganlık hızının tarihin en düşük seviyelerine gerilemesi ve nüfusun hızla yaşlanması, ekonomi yönetiminden sosyal politikalara kadar alarm zillerinin çalmasına neden olmuştu. Bu genelge ile devlet; barınma, iş bulma ve kreş gibi ekonomik kaygılarla evlenmekten veya çocuk yapmaktan çekinen gençlere "arkanızdayız" mesajı vermeye hazırlanıyor.
KIRSALA DÖNÜŞ TEŞVİKLERİ NELER OLACAK?
Bu teşviklerin temel odağını, kentlerdeki yoğunlaşmayı azaltmak amacıyla köye dönen ailelere sunulan can suyu hibeleri, tarımsal üretim için sağlanan düşük faizli yatırım kredileri ve hayvancılık yapmak isteyenlere yönelik bedelsiz hayvan dağıtımı gibi finansal mekanizmalar oluşturuyor. Özellikle genç girişimcilerin ve kadınların kırsalda kendi işlerini kurmalarını kolaylaştıracak olan bu paket; SGK prim desteği, vergi muafiyetleri ve köy okulları ile sağlık ocaklarının modernizasyonunu da kapsayan bütüncül bir yerel kalkınma modelini hedefleyeceği belirtilmiş bulunuyor.
