Teknolojinin hızla dönüştürdüğü dünyada, el emeği ve göz nuru gerektiren zanaatlar birer birer sessizliğe bürünüyor. Ordu'nun dar sokaklarından birinde, 40 yıldır milimetrik çarklarla ve zamanın hassas dengesiyle uğraşan 64 yaşındaki Salih Sakarya, unutulmaya yüz tutmuş saat tamirciliği mesleğini ayakta tutmaya çalışıyor. Dijital saatlerin ve akıllı cihazların kuşattığı piyasada, antika değerindeki mekanik saatlerin kalbini yeniden attırabilen nadir ustalardan biri olan Sakarya, mesleğin geleceğine dair endişelerini paylaşırken koleksiyonerlerin neden kapısını çaldığını anlatıyor.
10 METREKAREDE BİR ÖMÜR
Salih Sakarya için 10 metrekarelik dükkanı sadece bir iş yeri değil, hayatının neredeyse tamamının geçtiği bir dünya. Dile kolay, tam 40 yılını bu küçük alanda bozuk çarkları onararak ve akrep ile yelkovanın uyumunu sağlayarak geçiren Sakarya, mesleğini büyük bir sadakatle sürdürüyor. Ömrünü gün, ay ve saat olarak bu tezgahın başında tükettiğini ifade eden usta, "Çok şükür bugünleri gördük ama mesleğimiz artık durma noktasına geldi" diyerek hüzünlü bir tablo çiziyor.

ANTİKA SAATLERİN DİLİNDEN ANLAYAN KİMSE KALMADI
Günümüzde seri üretim ve kullan-at saatler piyasayı domine etse de, antika ve mekanik saat tutkunları için durum çok farklı. Sakarya, kaliteli bir saatin tamirinin ancak yılların tecrübesiyle mümkün olduğunu vurguluyor. Usta, "Kaliteli saatleri yapacak kimse kalmadığı için artık aranır hale geldik. Koleksiyon yapanlar veya bu işin meraklıları bizi buluyor; çünkü her saatin yapısı aynı görünse de çalışma sistemleri birbirinden farklıdır. Bu sırrı çözmek ise on yıllar gerektiriyor" diyor.
TEKNOLOJİ GALİP GELDİ, ÇIRAKLIK SİSTEMİ ÇÖKTÜ
Zanaatkarlığın en büyük sorunu olan "yetişecek eleman bulamama" derdi, saatçilik mesleğini de vurdu. Salih Sakarya, arkalarından gelen bir neslin olmadığını, çırak yetişmediği için kendilerinden sonra bu sanatın son bulacağını belirtiyor. Bir insanın mekanik bir saat üzerinde uzmanlaşması için en az iki yıl sadece kalfa olabilmek adına çalışması gerektiğini hatırlatan Sakarya, "Usta kolay olunmuyor. Teknoloji bizi yeniyor olabilir ama bizden sonra teknoloji, bu kaliteli saatleri onaracak insanları çok arayacak" sözleriyle tehlikeye dikkat çekiyor.

ZAMANA HÜKMETMEK SABIR İŞİDİR
Saatçilik, sadece bir vidayı sıkmak değil, minicik parçaların birbirine olan etkisini hissetmekten geçiyor. 40 yıldır zamana "ince ayar" vermeye çalıştığını söyleyen Ordu'nun son saat ustası, elindeki merceği ve cımbızıyla hala ilk günkü titizlikle çalışmaya devam ediyor. Teknolojik gelişmelere rağmen, mekanik bir saatin içindeki o ruhu yaşatabilmek için sabır ve ustalığın şart olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
