İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 46’ncı günü Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam etti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, tutuklu mimar Kahraman Yeşilyurt savunma yaptı.
Hakkındaki “örgüt üyeliği” suçlamasını reddeden Yeşilyurt, yaklaşık 25 yıllık meslek hayatında farklı siyasi partilerden belediyelere ve çok sayıda özel şirkete hizmet verdiğini söyledi.
“BEN İŞ YAPAN BİR MİMARIM”
İlk kez ağır ceza mahkemesinde savunma yaptığını belirten Yeşilyurt, Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu olduğunu anlattı.
Yaklaşık 25 yıllık meslek hayatında Türkiye’nin önde gelen şirketleri için proje ve tasarım çalışmaları yürüttüğünü söyleyen Yeşilyurt, Citroën, Hyundai, DS, Akbank, Siemens, Danone, Herbalife ve İstikbal gibi markalar için stant ve ofis projeleri yaptığını kaydetti.
Uluslararası fuarlarda Türkiye’yi temsil ettiğini ve yurt dışından davetler aldığını belirten Yeşilyurt, mesleki geçmişine dikkat çekerek hakkındaki suçlamaların gerçeği yansıtmadığını savundu.
İBB davasında Murat Kapki’den mahkemeye çağrı: Ailem sefalet çekiyor
“NE CHP ÜYESİYİM NE AK PARTİ ÜYESİYİM”
Yeşilyurt, siyasi bir ilişki üzerinden suçlanmasına tepki gösterdi.
CHP’li belediyelere de AK Partili belediyelere de hizmet verdiğini belirten Yeşilyurt, “Ne CHP üyesiyim ne AK Parti üyesiyim. Sayın savcı diyor ki Ekrem İmamoğlu’nun lideri olduğu örgütün üyesiyim. Ben Ekrem İmamoğlu’nu bütün Türkiye’nin tanıdığı kadar tanıyorum. Yaptığım işlerde açılışlara geldiği olmuştur ama bana bir teşekkür dahi etmemiştir” dedi.
Yeşilyurt, İmamoğlu’nun herhangi bir toplantısına ya da mitingine katılmadığını da söyledi.
“Ben iş yapan bir mimarım. İhalelere davet edilmemin nedeni yaptığım işlerdir. İş deneyim belgelerim ve referanslarım nedeniyle davet alıyorum” ifadelerini kullandı.
“SAVCILIK SOMUT DELİLLERİMİZE BAKMADI”
Savcılığın suçlamaları etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarına dayandırdığını savunan Yeşilyurt, soruşturma aşamasında avukatlarının çok sayıda delil sunduğunu ancak bunların dikkate alınmadığını söyledi.
Yeşilyurt, “Avukatlarımız, para verildiği iddia edilen yerlerin kamera kayıtlarının incelenmesini istedi. İhalelere ilişkin bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Yaptığımız işlerin fotoğraflarını, faturalarını ve tüm evrakları dosyaya sunduk. Savcılık bunların hiçbirini araştırmadı” dedi.
“BU MANTIKLA HEPİMİZ ÖRGÜT ÜYESİ OLURUZ”
Hakkındaki suçlamalardan birinin bazı kişilerle aynı baz istasyonundan sinyal vermesi olduğunu söyleyen Yeşilyurt, bu iddiaya da tepki gösterdi.
Yeşilyurt, “Şu an bu salondaki herkesin telefonu aynı baz alanında çalışıyor. Bu mantıkla hepimiz örgüt üyesi oluruz. Bu, suyun aşağısında içen kuzuya ‘suyumu bulandırıyorsun’ diyen kurt hikâyesine benziyor” ifadelerini kullandı.
“İBB’DEN ALDIĞIM TÜM İŞLER GERÇEKTİR”
İBB Kültür AŞ üzerinden aldığı ihaleler nedeniyle yargılandığını belirten Yeşilyurt, dosyada yer alan tüm işlerin fiilen yapıldığını savundu.
İhalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında davet usulüyle gerçekleştirildiğini belirten Yeşilyurt, yapılan iş kadar fatura kesildiğini söyledi.
Yeşilyurt, “Bu işler açık ihale değildir. Davet gelir, teklif verilir, iş yapılır ve yapılan kadar fatura kesilir. Yapılmayan işin faturası kesilemez. Tüm işlerimiz fotoğraflarla, hakediş raporlarıyla ve faturalarla kayıt altındadır” dedi.
“KAMU ZARARI DEĞİL, BEN ZARAR ETTİM”
Yeşilyurt, savunmasında iş eksilişlerine de dikkat çekti.
Sözleşmelerde yer alan rakamların tamamı kadar iş yapılmadığını, belediyenin yıl içinde birçok kalemde iş eksilişine gittiğini anlatan Yeşilyurt, bir ihalede 10 milyon 650 bin liralık sözleşme imzalanmasına rağmen yalnızca 1 milyon 827 bin liralık iş yaptığını söyledi.
Yeşilyurt, “İş yapılmayan kısmın faturası kesilmedi. Buna rağmen kamu zararından söz ediliyor. Tam tersine mağdur olan benim. Personel planlaması yapıyorsunuz, malzeme alıyorsunuz, sonra işlerin büyük bölümü iptal ediliyor” dedi.
İBB tutuklularının çamaşır makinesi talebine ilginç cevap: 'Helikopter yapıp firar edersiniz'
“DİJİTAL DENEYİM MÜZESİ İHALESİNDE YOKUM”
İddianamede yer alan Dijital Deneyim Müzesi ile ilgili suçlamalara da yanıt veren Yeşilyurt, müzenin hiçbir ihalesine katılmadığını söyledi.
Müze projesinde yalnızca güvenlik ve mimari risklere ilişkin görüş bildirdiğini belirten Yeşilyurt, “Bazı koridorların dar olduğunu, yangın güvenliği açısından risk oluşturduğunu söyledim. Çocukların ziyaret edeceği bir alan olduğu için fikir beyan ettim. Bunun dışında projeyle hiçbir ticari ilişkim yok” savunmasını yaptı.
“ÇOCUKLARIN CAN GÜVENLİĞİ İÇİN UYARDIM”
Yeşilyurt, müze alanındaki uyarılarının mesleki sorumluluktan kaynaklandığını belirtti.
Koridor genişlikleri, yangın tahliyesi ve izolasyon sistemleri konusunda görüş bildirdiğini söyleyen Yeşilyurt, “Bilginin zekatı verilmelidir. Özellikle can güvenliği söz konusuysa bilgiyi saklamak topluma ihanettir. Ben sadece çocukların güvenliği için gördüğüm riskleri anlattım” dedi.
“SOMUT DELİLLER BURADA”
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarına tepki gösteren Yeşilyurt, kendisinin somut belgelerle savunma yaptığını söyledi.
Yeşilyurt, “Ben ‘duydum’, ‘gördüm’, ‘bana söylediler’ diyen insanların beyanlarıyla değil, faturalar, hakediş raporları, fotoğraflar ve sözleşmelerle huzurunuzdayım. Somut deliller burada. Yapılan işler burada. Kestiğim faturalar burada” ifadelerini kullandı.
İhalelerde sık sık iş eksiltmeleri yapıldığını belirten Yeşilyurt, “Madem örgütün kasasıyım, madem Kültür AŞ’yi boşaltıyorum, neden bazı işlerde sözleşmenin yüzde 5’ini, yüzde 10’unu, yüzde 20’sini yapmışım? Neden iş eksiltmeleri olmuş? Bu tablo bile hakkımdaki iddiaların mantıksızlığını gösteriyor” dedi.
İMAMOĞLU: AKIL DIŞI BİR KURGU
Duruşmada Kahraman Yeşilyurt’a soru yöneltmek üzere söz alan Ekrem İmamoğlu, savunmalar sırasında Yeşilyurt’un yurt dışı metro kredilerine ilişkin suçlamalar nedeniyle de tutuklu olduğunu ilk kez öğrendiğini söyledi.
İmamoğlu, dosyanın kamuoyuna “160 milyar liralık yolsuzluk” soruşturması olarak sunulduğunu belirterek, bu rakamın yaklaşık 50 milyar liralık bölümünün İBB’nin metro yatırımları için uluslararası finans kuruluşlarından sağladığı kredilerden oluştuğunu ifade etti.
İmamoğlu, “Bu dosya kamuoyuna 160 milyar liralık yolsuzluk olarak duyuruldu. Bunun yaklaşık 50 milyar lirası, Büyükşehir Belediyesi’nin metrolar için kullandığı yurt dışı kredileridir. İddianamede, dünyanın en saygın finans kuruluşlarından alınan bu kredilerin çeşitli şirketlere aktarıldığı, oradan da örgüte yönlendirildiği gibi akıl dışı bir kurgu oluşturulmuş” dedi.
“METRO KREDİLERİNİN ÇADIR VE TANITIM İHALELERİNE AKTARILDIĞI İDDİA EDİLİYOR”
İmamoğlu, Yeşilyurt’un dosyada yer alma gerekçesine dikkat çekerek, metro projeleri için kullanılan uluslararası kredilerin Yeşilyurt’un şirketlerine aktarıldığının öne sürüldüğünü söyledi.
İmamoğlu, “İstanbul tarihinin en fazla metro üreten dönemini yaşatan, dünyanın en itibarlı kuruluşlarından en uygun koşullarla temin edilmiş kredilerden söz ediyoruz. Şimdi bu kredilerin alınıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çadır ve tanıtım ihaleleri yapan Kahraman Yeşilyurt’a aktarıldığı iddia ediliyor. Kahraman Yeşilyurt bugün burada bu nedenle tutuklu bulunuyor. Bu, iddianamenin ve yaşanan sürecin özeti niteliğindedir” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR SAÇMALIK OLAMAZ”
İmamoğlu, Sayıştay’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yıllarca denetlediğini hatırlatarak, metro kredileriyle ilgili suçlamaları reddetti.
“Yaklaşık 2 milyar avroya ulaşan metro kredilerinin usulsüz kullanıldığı iddia ediliyor. Tarihinin en yoğun Sayıştay denetimlerinden geçen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bunun fark edilmediği söyleniyor ama iddia makamı bunu fark etmiş oluyor. Böyle bir şey mümkün değildir. Böyle bir saçmalık olamaz. Allah bu ülkede insanları bu iftiralardan korusun” dedi.
“KAHRAMAN YEŞİLYURT’U HAYATIMDA İLK KEZ BURADA DUYDUM”
İmamoğlu, Yeşilyurt’a kendisini tanıyıp tanımadığını sordu. Yeşilyurt’un “Türkiye’nin tanıdığı kadar” yanıtı vermesi üzerine İmamoğlu, dosyadaki “örgüt” suçlamalarına değindi.
Yeşilyurt ile herhangi bir tanışıklığı bulunmadığını belirten İmamoğlu, “Ben emeğe teşekkür ederim her zaman. Teşekkür ederim emeğinize de. Kahraman Bey’in sesini ilk kez burada duydum. Kendisi beni Türkiye’nin tanıdığı kadar tanıdığını söyledi. Tanışmıyoruz. Buna rağmen benim lideri olduğum iddia edilen bir suç örgütünün üyesi olarak yargılanıyor” diye konuştu.
“ÖRGÜTÜN ÜYELERİ BİRBİRİNİ TANIMIYOR”
İddianamenin temel dayanaklarından birinin suç örgütü iddiası olduğunu söyleyen İmamoğlu, yargılanan birçok kişinin birbirini tanımadığını savundu.
İmamoğlu, “Burada birçok insanın suç örgütü üyesi ya da yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Ama insanların önemli bir kısmı birbirini tanımıyor. Yan salonda görülen davada örgüt yöneticisi olduğu söylenen kişi, beni tanımadığını söyledi. Ben de onu tanımıyorum. Başka bir kişi ise örgüt paragrafını kendisinin söylemediğini, önüne konulan metni bir şablon olduğunu düşünerek imzaladığını ifade etti” dedi.
“GERİYE KALAN SADECE KAHVEHANE DEDİKODUSUDUR”
İmamoğlu, dosyada yer alan örgüt suçlamalarının çöktüğünü savundu.
İmamoğlu, “Yöneticiliği kimse kabul etmiyor, üyeliği kimse kabul etmiyor. Üye olduğu söylenen insanların bir kısmını ben tanımıyorum. Bir kısmı ise belediyedeki çalışma arkadaşlarım, genel sekreter yardımcılarım, daire başkanlarım ya da belediye başkanlarıdır. Örgüt diye tarif edilen yapının çatısı budur. Açıkçası geriye kalan şey, sadece ve sadece çok vasıfsız bir kahvehane dedikodusudur” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA SANIK SAVUNMALARIYLA SÜRÜYOR
İBB davasının 46’ncı gününde sanık savunmaları ve avukat beyanlarıyla duruşma devam ediyor.
Kahraman Yeşilyurt’un savunması ve İmamoğlu’nun metro kredilerine ilişkin açıklamaları, dosyadaki “örgüt” ve “kamu zararı” iddialarına yönelik en dikkat çekici itirazlardan biri olarak duruşma tutanaklarına geçti.

