Ankara’da yaşayan Fatma Ç., uzun yıllardır psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını belirterek, geçen yıl nisan ayında polis memuru eşi Y.Ç.’ye karşı boşanma davası açtı. Dava süreci devam ederken, 9 Ocak’ta Fatma Ç.’nin iddiasına göre eşi tarafından evlerinde darbedildi.
Olayın ardından Fatma Ç.’nin yüzünde kesikler, morarma ve şişlikler oluştuğu, vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izleri bulunduğu belirtildi. Şikâyet üzerine gözaltına alınan Y.Ç., ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Yaşananların ardından Fatma Ç., memleketi Şanlıurfa’ya geldi.

“TEHDİT MESAJLARI DEVAM EDİYOR”
Şanlıurfa’da Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Komisyonu’na başvuran Fatma Ç., eşinden tehdit içerikli mesajlar almaya devam ettiğini ifade etti. Yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Ben 14 yıldır evliyim ve bu süre boyunca hem psikolojik hem de fiziksel şiddet gördüm. Nisan ayından itibaren kesin olarak boşanma kararı aldım. Bunu söylediğimde bana ‘Güzelliğine güveniyorsun, ben bu güzelliği senin elinden alacağım’ dedi. Sonrasını tam hatırlamıyorum. Arkadan bir şey koklatıldığını ya da yüzüme bir madde sıkıldığını düşünüyorum. Bayıldım. Uyandığımda hastanedeydim. Çocuklarım annesiz kalabilirdi.”
“CAN GÜVENLİĞİM YOK”
Eşinin tehditlerinin sürdüğünü öne süren Fatma Ç., yetkililerden korunma talep ederek şunları söyledi:
“Can güvenliğim yok. Adil bir şekilde ne yapılması gerekiyorsa yapılsın. Vicdanı olan herkesten yardım istiyorum.”
BARODAN AÇIKLAMA: HUKUK İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR
Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Zeliha Özen, olayla ilgili yaptığı değerlendirmede, Fatma Ç.’nin yüzündeki darp ve morluk izlerinin yalnızca erkek şiddetini değil, aynı zamanda hukukun nasıl işlevsiz bırakıldığını da gözler önüne serdiğini söyledi.
Özen, Fatma Ç.’nin Ankara’da eşi tarafından ağır şekilde darbedildiğini, yaşam hakkı ve vücut dokunulmazlığının açıkça ihlal edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yaşanan olayın ardından mağdurun yer değiştirmek zorunda kaldığı, failin ise yalnızca ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı görülmüştür. Bu yaklaşım kadınların can güvenliğini hiçe saymakta, hukuku işlevsizleştirmekte ve şiddeti cesaretlendirmektedir. Kadına yönelik şiddet dosyalarında ‘ifadesi alındı, serbest bırakıldı’ anlayışı kabul edilemez. Şiddet uygulayan kişinin makamı, mesleği, sosyal statüsü ya da çevresi bir koruma kalkanı olamaz; hiçbir sıfat ya da güç ilişkisi kadına yönelik şiddeti meşrulaştıramaz.”
