Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Gürlek, yüz yaşlanmasına karşı iki temel yaklaşım bulunduğunu belirtiyor: cerrahi olmayan cihaz uygulamaları ve cerrahi yöntemler.
Prof. Dr. Gürlek, 25–40 yaş aralığında, sarkması ileri düzeyde olmayan kişilerde Ulthera/HIFU, Endolift ve altın iğne (radyofrekans) gibi cihazların etkili olabildiğini ifade ediyor. Bu uygulamaların cilt altını uyararak belirli ölçüde toparlanma sağladığını belirten Gürlek, lazer ve kremlerin ise daha çok yüzeysel etki yarattığını vurguluyor. Kremlerin derinin alt katmanlarına geçiş oranının yalnızca yüzde 1–2 olduğunu, asıl etkinin mezoterapi ve dolgu gibi enjeksiyonlarla doku içine verilen maddelerle sağlandığını söylüyor.

40 yaş ve sonrasında ise en etkili ve kalıcı çözümün yüz germe ameliyatı olduğunu belirten Gürlek, cerrahinin sağladığı kazanımın başka hiçbir yöntemle elde edilemeyeceğinin altını çiziyor. Son yıllarda kullanılan kalıcı ya da eriyen iplerin, ileri derecede sarkması olan yüzlerde sınırlı fayda sağladığını da ekliyor.
Yüz germe ameliyatlarında en kalıcı sonuçların derin plan yüz ve boyun germe tekniğiyle elde edildiğini ifade eden Prof. Dr. Gürlek, bu ameliyatların ortalama 3–7 saat sürdüğünü ve doğru teknikle uygulandığında kişiyi yaklaşık 10–15 yıl daha genç bir görünüme kavuşturduğunu belirtiyor.
