Resul Emrah Şahan'dan cezaevindeki 500. günde mektup: Umutsuzluğa yenilmemeyi seçtim

Resul Emrah Şahan'dan cezaevindeki 500. günde mektup: Umutsuzluğa yenilmemeyi seçtim

Tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, cezaevindeki 500. günü dolayısıyla bir mektup yayımladı. Şahan, mektubunda umudunu koruduğunu belirterek adalet, eşitlik, ortak yaşam ve dayanışma vurgusu yaparken, "Bu 500 günde bende büyüyen şey umutsuzluk olmadı. Ben umutsuzluğa yenilmemeyi seçtim" ifadelerini kullandı.

Kent Uzlaşısı soruşturması kapsamında Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, tutukluluğunun 500. gününde kaleme aldığı mektupla kamuoyuna seslendi. Cezaevi sürecine, Türkiye'nin geleceğine ve toplumsal değişime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şahan, adalet ve özgürlük temelinde ortak yaşam çağrısı yaptı.

Toplumsal değişimin yalnızca meydanlarda değil; evlerde, mutfaklarda, sokaklarda ve insanların gündelik yaşamında filizlendiğini savunan Şahan, gençlerin, emekçilerin ve öğrencilerin mücadelesine dikkat çekti.

Mektubunda, hayalini kurduğu Türkiye'yi de tarif eden Şahan, insanların kimlikleri, inançları ve kökenleri nedeniyle ayrışmadığı; herkesin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği bir ülke özlemini dile getirdi. Şişli'nin çok kültürlü yapısının bu anlayışın önemli bir örneği olduğunu belirten Şahan, gerçek bir arada yaşamın "hoşgörü" kavramının ötesinde, eşitlik temelinde kurulabileceğini ifade etti.

Şahan ayrıca yeni nesil siyasetin, toplumda koparılan bağları yeniden kurması gerektiğini savunarak işçilerin, gençlerin ve farklı kesimlerin sorunlarına çözüm üreten adil bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Mektubunun son bölümünde ise cezaevindeki bekleyişini "toprağın sabrı"na benzeten Şahan, Türkiye'nin daha adil ve özgür bir geleceğe ulaşacağına inandığını belirterek, hiçbir duvarın bu umudu engelleyemeyeceğini ifade etti.

"UMUTSUZLUĞA YENİLMEMEYİ SEÇTİM"

Şahan'ın mektubu şöyle:

"Bu 500 günde bende büyüyen şey umutsuzluk olmadı. Yalan olmasın, kötü gecelerim de oldu, insanın içine kızgınlık da çöküyor, yorgunluk da. Ama ben umutsuzluğa yenilmemeyi seçtim. Kulağımı buradaki sessizliğe veriyor, dışarının koşturmasından uzak, her şeyi daha yalın düşünüyorum. Yorgun ama yenilmemiş insanların içinden yükselen sesi düşünüyorum ve hep birlikte kurulabilecek başka bir hayatın ihtimalini.

"DEĞİŞİM MUTFAKLARDA VE SOKAKLARDA FİLİZLENİR"

Değişim nerede başlar? Bunu çok düşünüyorum. Bir gencin korkuya teslim olmayı reddedişinde mi, bir emekçinin hakkını arayan o yalın sesinde mi, yoksa bir öğrencinin geleceğine sahip çıkışında mı? Belki de değişim, meydanlardan önce mutfaklarda, evlerde, sokak aralarında filizlenir.

İşte ben şimdi o filizlenmeyi duyuyorum.

Düşlediğim ülkede kimse kimseden korkmuyor. Anneler babalar, çocuklarını bu ülkenin yarınlarına güvenerek büyütüyor. Gençler, doğup büyüdükleri toprakları terk etmek zorunda kalmadan hayal kurabiliyor. Kürt, Türk, Alevi, Sünni, Anadolu’da büyümüş, gurbetten gelmiş gençler aynı meydanda, kendi dillerinde şarkılarını, acının yükünü yeniden taşımak için değil, ortak bir geleceğin sevincini paylaşmak için söylüyor.

"GERÇEK BİR ARADA YAŞAM EŞİTLİKLE MÜMKÜN"

Bunu bana en çok da Şişli öğretti. Orada, aynı gökyüzünün altında ne çok hayat yan yana akar. Kurtuluş'ta bir kilisenin çanı, birkaç sokak ötedeki ezanla aynı havada buluşur, başka başka diller, dualar, türküler, hikâyeler iç içe geçer. Bir sokakta eski İstanbul'un hafızası yaşar, bir başkasında kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan gençlerin telaşı. Orada anlarsınız ki bir arada yaşamak, birbirine tahammül etmek ya da katlanmak değildir. Hoşgörü sözü bile yetersiz kalır. Çünkü hoşgören, farkında olmadan kendini yukarıya, hoşgördüğünü aşağıya koyar. Oysa gerçek bir arada yaşam eşitlerin işidir. Birbirini değiştirmeye çalışmadan, susturmadan, küçültmeden, aynı şehri, aynı geleceği adilce paylaşabilmektir.

İşte benim düşlediğim memleket de böyledir.

Kimsenin bir başkasının gölgesinde küçülmediği, herkesin kendi sesiyle, kendi hikâyesiyle var olabildiği bir ülke…

"YENİ NESİL SİYASET KIRILAN BAĞLARI ONARMALI"

Bu aralar çokça konuştuğumuz yeni nesil siyaset de bence işte bu kırılmış bağları yeniden örebilmektir. Birbirine uzak düşürülmüş, birbirinden korkar hale getirilmiş insanları yeniden aynı masaya oturtabilmektir. Bir tekstil işçisinin yorgunluğunu, bir maden işçisinin kaygısını, geleceğe küsmüş bir gencin kırgınlığını yalnızca dinlemek değil, onların hayatını gerçekten değiştirecek adil bir düzeni kurabilmektir.

Ve bekliyorum. Sabırla, sebatla. Çünkü dışarıda saatlerle, toplantılarla, takvimlerle ölçülen hayat, içeride sabra dönüşüyor. Ben bu sabrı toprağın sabrı gibi taşıyorum. Kış boyunca görünmeden hazırlanıp zamanı gelince birden boy veren o bahar gibi… Önce kimse fark etmez. İçeride tomurcuklanır. Sonra bir sabah kalkarsınız ve bütün memleketin renginin değiştiğini görürsünüz.

"DERLER Kİ GECENİN EN KARANLIK ANI, ŞAFAĞA EN YAKIN ANDIR"

Bence biz şimdi o eşikteyiz.

500 gecenin bu geç vaktinde, penceremden henüz görünmeyen ama bir yerlerde beklediğini bildiğim bir sabahı bekliyorum. O sabahın yalnızca benim içimde olmadığını da biliyorum. O, sokakta adalet arayanların, boyun eğmeyenlerin, bu ülkeden umudunu kesmemiş milyonların yüreğinde de büyüyor.

O sabah geldiğinde Türkiye kendi geleceğine yeniden bakacak. Anadolu’nun mayasındaki dayanışmayı hatırlayacağız. Yarım kalan hikâyelerimizi tamamlayacağız. Bu memleketin bütün renkleriyle, bütün sesleriyle yeniden buluşacağız. Ve birbirimize nereli olduğumuzu, neye inandığımızı sormadan önce, adil ve özgür bir hayatı, ortak geleceğimizi birlikte nasıl kuracağımızı konuşacağız.

Duvarlar insanın bedenini kısıtlayabilir, gökyüzünü daraltabilir, adımlarınızı kısaltabilir. Ama bir ülkenin yeniden doğma isteğini bastıramaz. Böyle şeyler önce yürekte başlar, oraya da hiçbir duvar uzanamaz.

Şimdi gece olabilir. Ama bu millet çoktan sabaha, güneşe, yeniye yürümeye başladı."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN