Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), kamu emekçilerinin yaşadığı ekonomik kayıpları ve çalışma koşullarındaki sorunları gündeme taşımak için 14 Ocak’ta iş bırakma kararı aldı. Sendika, enflasyon verileriyle gerçek yaşam arasındaki farkın maaşları hızla erittiğini belirterek taleplerini kamuoyuyla paylaştı.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 5 Ocak 2026 tarihinde açıkladığı 2025 yılı enflasyon verileri eleştirildi. TÜİK verilerine göre Aralık ayı enflasyonunun yüzde 0,89, yıllık enflasyonun yüzde 30,89, son altı aylık enflasyonun yüzde 12,2 ve kira artışlarında baz alınan 12 aylık ortalama enflasyonun yüzde 34,88 olduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, bu verilerin halkın yaşadığı gerçek enflasyonla ilgisi olmadığı savunularak diğer kurumların verileriyle karşılaştırma yapıldı. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) TÜİK’ten 4 gün önce yıllık enflasyonu yüzde 37,68 olarak açıkladığı, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) ise aylık enflasyonu yüzde 2,11, yıllık enflasyonu ise yüzde 56,14 olarak duyurduğu belirtildi.
YENİ YILDA ZAM YAĞMURU
Kamu emekçilerinin 2026 yılına maaşlarında ortalama yüzde 12,5 artışla başladığı belirtilen açıklamada, 1 Ocak itibarıyla gelen zamlara dikkat çekildi. Toplu taşıma ücretlerine yüzde 35, sağlıkta katılım payları ve muayene ücretlerine yüzde 30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama yüzde 22, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ve damga vergisine ise yüzde 19 zam yapıldığı ifade edildi.
KİRA VE MAAŞ DENGESİ
Sendika, kira artış oranları üzerinden somut bir örnek paylaştı. Kontrat süresi dolanların kirasının Ocak ayından itibaren yüzde 34,88 artacağı belirtilerek şu hesaplamaya yer verildi:
"Bugün 55 bin TL maaş alıp bunun 25 bin TL'sini kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı Ocak ayında 65 bin TL olacak. Ancak kirası 33 bin 720 TL'ye çıkacak. Yani cebine giren maaş zammının neredeyse tamamı kiraya gidecek."
ALIM GÜCÜNDEKİ DÜŞÜŞ
Açıklamada, temel gıda maddeleri ve yatırım araçları üzerinden alım gücündeki düşüş çarpıcı örneklerle anlatıldı:
Bir yıl önce en düşük memur maaşı ile tanesi 10 TL’den 4 bin 370 adet ekmek alınabildiği, ancak 1 Ağustos’ta ekmeğin 15 TL’ye çıktığı hatırlatıldı. Açıklanan son verilere göre, yeni maaşla sadece 4 bin adet ekmek alınabildiği, bu durumda en düşük maaş alan memurun sofrasından aylık 370, günlük ise 12 ekmeğin eksildiği vurgulandı. Ayrıca ekmeğe yeni bir zammın kapıda olduğu belirtildi.
10 yıl önce bir çeyrek altının 175 TL olduğu ve en düşük memur maaşıyla 17 çeyrek altın alınabildiği ifade edildi. Bugün ise çeyrek altının 10 bin 500 TL olduğu ve en düşük memur maaşıyla 6 çeyrek altın dahi alınamadığı kaydedildi. Açıklamada, "Son 10 yılda en az 11 çeyrek altınımızı elimizden aldılar" denildi.
VERGİ ADALETSİZLİĞİ VE ÇALIŞMA KOŞULLARI
Gelir vergisi konusundaki adaletsizliğin derinleştiğine dikkat çekilen açıklamada, maaşlardan kesilen Gelir Vergisi dilimlerinin Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında tutulduğu, bu nedenle maaş artışlarının cebe girmeden vergiye gittiği belirtildi. Ayrıca yıllardır süren büyüme söylemlerinin sermaye ve patronlara yaradığı, emekçilerin ise yoksulluğunun büyüdüğü savunuldu. İş kolundaki angarya çalışma, temel ücrete yansımayan performans, ek ödeme ve teşvik uygulamalarının emekliliği hayal haline getirdiği ifade edildi.
TALEPLER SIRALANDI
SES, tüm konfederasyonları, sendikaları ve kamu emekçilerini "Seslerine SES olmaya" ve üretimden gelen güçlerini kullanmaya davet ederek taleplerini şöyle sıraladı:
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması,
İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret,
Güvenceli istihdam ve güvenli gelecek,
Demokratik ve adil bir çalışma yaşamı,
Halktan yana bir kamu hizmeti,
Grev hakkının önündeki engellerin kaldırıldığı gerçek bir toplu pazarlık sistemi.
Bu talepler doğrultusunda sendika, 14 Ocak'ta iş bırakma eylemi gerçekleştireceğini duyurdu.
