Bahçeli: YPG yuvalandığı yerden söküldü

Bahçeli: YPG yuvalandığı yerden söküldü

MHP lideri Devlet Bahçeli, Suriye’deki son gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır” dedi. Halep, Rakka ve Deyrizor’un baskı ve işgalden kurtarıldığını belirten Bahçeli, "Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Suriye’deki son gelişmeleri değerlendirerek, “SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır” dedi. Halep, Rakka ve Deyrizor’un baskı ve işgalden kurtarıldığını belirtti. Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik entegrasyon anlaşmasını “anlamlı ve hayırlı bir sonuç” olarak niteleyen Bahçeli, “Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür” dedi.

CHP’ye yönelik eleştirilerinde ise, “CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır” ifadelerini kullanan Bahçeli, "Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’ ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz." dedi. Bahçeli, “CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır” diye konuştu. Emeklilerle ilgili değerlendirmesinin CHP tarafından istismar edildiğini belirten Bahçeli, “Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız” dedi.

Bahçeli'nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:

"Haftalık arayla önce İl Başkanları Toplantımızı, müteakiben Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantımızı gerçekleştirdik. Bundan sonra takip ve temin edeceğimiz siyasi yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak fikir ve görüş birliği sağladık. Ülkemizi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık. Bilhassa Terörsüz Türkiye ile terörsüz bölge hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları, diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu tertipleri dikkatle yorumladık.

Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirerek temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik. Memnuniyetle ifade etmeliyim ki MHP huzurlu, güvenli, millî birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye’yi, Cumhur İttifakı’nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir.

Bizim anlayışımızda çalışmanın sınırı, başarının limiti yoktur. Kaderin rotası, gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir. Nitekim kader gayrete meftundur. Kur’an-ı Kerim’in Dokuzuncu Suresi’nin 39’uncu ayetinde buyurulduğu gibi, insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin ve halis niyetlerinin karşılığı olacaktır. Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedeflerimiz, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarımız vardır; peki bunu nasıl yapacağız, hangi vasıtaları kullanacağız. İlk olarak milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bilecek, demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz. İkinci olarak çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın genelini de Türkçenin imkânlarıyla okuyacak; zenginliğiyle kavrayacağız. Millî ve manevi değer hükümlerimizi, varoluş onurumuzun zırhı; birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek bir ziyneti olarak değerlendireceğiz.

'SDG VE YPG KAPSAMLI SÜPÜRME HAREKATIYLA DEFEDİLMİŞTİR'

Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Her değerlendirmenin ağırlık merkezi Türkiye olmak mecburiyetindedir. Çünkü politik kavrayışımızın kaynak ve hareket üstü başkent Ankara'nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak, hareketli ucuyla da dünyada yaşanan gelişmeleri analiz ve takip etmek durumundayız. Önce Suriye'de şekillenen ve somut bir içerek kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır. SDG ve YPG yuvalandığı sahalardan Suriye Ordusu'nun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat'ın batısından sürüp çıkarılmıştır. Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart mutabakatına direnç gösteren her fırsatta ayak sürüyen SDG ve YPG kapsamlı süpürme harekatıyla defedilmiştir. Son gelişmeler Suriye, bölge ülkeleri ve Türkiye adına son derece kayda değerdir. Terörsüz Türkiye ile terörsüz bölge hedeflerine suikast düzenleyen SDG ve YPG'nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif hareket ettiği açıktır. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır.

Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların kardeşçe yaşamak dışında arayışları yoktur. Rakka ve Deyrizor'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG başkadır.SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür.

MHP olarak yeni Suriye'de kapsayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye'nin ortak geleceğinde buluşturan, Suriye vatandaşlığında bütünleştiren, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla anayasa yapılmasını önermiştik. Suriye Cumhurbaşkanı'nın yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen yayınladığı kararname düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir. Bize göre kararname isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır.

Suriye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin eşit hak ve özgürlüklük yükümlüklere sahip olması etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın ise Suriye vatandaşlığı olacağı hususunda güvence verilmelidir. Hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup yok sayılmamalıdır. Egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar barışa çok değerli katkı verecektir. Sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat doğusu da faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutumalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.

Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız. Terörün sonu yoktur. Terörizm çıkmaz sokaktır. İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır. Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.

"ŞAM’IN GÜVENLİĞİ ANKARA’NIN GÜVENLİĞİDİR"

Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, “Terörsüz Bölge” hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır.

Farabi, İdeal Devlet isimli eserinde, adaleti, her kim olursa olsun, insanın yolu üzerine dikilen engelleri aşması olarak tarif etmişti. Adalet bir sonuç değil, kutlu bir yolculuktur. Temeli adalet olmayan bir toplum veya devletin binası çürüktür. Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. Geçmişimiz adaletli hükmün tertemiz misalleriyle doludur. Tarihin her döneminde Türk milleti adaletiyle sivrilmiş, böylece adından, şanından gururla bahsettirmiştir. Hz Mevlana’nın dediği gibi, adalet ağaçları sulamak, zulüm ise dikene su vermektir. Biz dikene su verenlerden olmayacağız. Elbette bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir. Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder. Tehdit ne denli çetin, ne kadar derin olsa da, devlet yönetimi adaletten ve hukukun çizdiği sınırlardan kesinlikle taviz vermez, vermemelidir. Terörle ve bölücülükle mücadele de aynen böyle olmalıdır.

Türkiye’nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terörle mücadelesinin 42 yıldır sürdüğü hepinizin malumudur ve beka düzeyinde en önemli sorunudur. Ve bu sorun köklü olarak halledilecektir. Terörsüz Türkiye’ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar, uykuları kaçanlar, çılgına dönenler, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanlar kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya sonuna kadar müstahaklardır. Şirazlı Sadi’den esinlenerek şunu hatırlatırım ki, kendi ayıplarının hamalı olanlar, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyor. Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar.

Tahriklere aldırmayacağız, yolumuzdan ayrılmayacağız. Hamasi ezberlere takılmayacağız, siyasi geçim kapısı demagoji olanları hiç takmayacağız. Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesi açıkça millet iradesine fesat karıştırmaktır. Bunun adı da işin özünde “milli irade gasbı”dır. Nihayetinde milli iradeyi gasp etmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir. Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, asla bulunmayacaktır. Onlar ne söylerse söylesin, sırat-ı müstakim üzere mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bizim gayemiz ülkemizi hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmaktır. Her yolu mubah gören, her rüzgâra yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya taşıyan ikiyüzlülük ve karaktersizliğe de hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz. Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız. Yeni yüzyılda feleğin çemberini kıracağız, tuzakları bozacağız, karanlık senaryoları yırtıp atacağız. Mühürlü kalpler görmese de Türkiye’nin bahtı açık olduğunu, milli birlik ve dayanışma ruhunun düne nazaran çok daha sağlam oluşunu cümle aleme göstereceğiz. Ekonomik olarak gelişmiş, siyasal olarak istikrarını kesintisiz korumuş, adaletin gücüyle birliğini ve dayanışma iklimini muhafaza etmiş, her alanda isminden ve iradesinden bahsettirmiş bir Türkiye’yi Allah’ın izniyle inşa ve ihya edeceğiz.

Bunu yaparken de ahlaki ve manevi cephemizi sarsan iç ve dış operasyonlara, aile kurumunu tahrip eden sistematik saldırılara, milli varlığımızı, milli değerlerimizi yaralayan, hatta yarmayı amaçlayan tehlikeli akımlara sonuna kadar direniş göstereceğiz.

20 Yanvar 1990, Azerbaycan Türkü’nün bağımsızlık iradesinin silahla bastırılmak istendiği, masum soydaşlarımızın hedef alındığı, Bakü başta olmak üzere Azerbaycan’ın muhtelif bölgelerinde haklı taleplerle sokaklara çıkan halka ağır silahlarla müdahale edilmesinin sonucunda yaşanan kitlesel ve tarihe Kara Ocak diye geçen bir felaket günüdür. Resmi verilere göre o kahredici günde 147 kardeşimiz şehit edilmiştir. Ne var ki bu kanlı müdahale Azerbaycan Türklüğünün istiklal yürüyüşünü engelleyememiştir. 20 Yanvar, Azerbaycan halkının bağımsızlık uğruna ödediği en ağır bedellerden birisi olduğu kadar Türk milletinin engin hafızasında yer eden vahim bir acı ve ıstırabın ortak yankısı, ortak yansımasıdır. Diğer taraftan 2020 yılında yapılan 44 günlük Vatan Savaşı, uzun yıllar sabırla beklenen azatlığın ve adaletin gerçekleşmesine sahne olmuştur. Bu duygularla 20 Yanvar 1990 ile Karabağ Savaşı’nda hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, dost ve kardeş ülke Azerbaycan halkını saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kaderimiz birdir, kavlimiz bir; kararımız birdir, kararlılığımız bir. Geçmişimiz birdir, geleceğimiz bir; varlığımız birdir, vuslatımız bir. Adımız birdir, anımız bir; sonsuza kadar kardeştir tek millet iki devlet Azerbaycan Türkiye.

'CHP’NİN MUHALİF SİYASETİ TÜRKİYE’YE KARŞI KURGULANMIŞTIR'

Bizim siyasetimiz hasbidir, harbidir, dürüsttür, ilkelidir, tutarlıdır ve ahlaki esaslara dayanmaktadır. Birileri gibi işkembeden sallamayız. Birileri gibi hem nalına hem mıhına vurmayız. Göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi görünmesini de biliriz. Çizgimizde zikzaklar yoktur. Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’ ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz. CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır. Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP’nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır.

Geçen haftaki grup konuşmamda, en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. Şu hususu ama, fakat demeden tekrar ediyorum: Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye’dir, Türk milletidir.

"SİZİN ÖNERGENİZE DESTEK OLMAYIZ, AYAK OYUNLARINA KANMAYIZ"

MHP, Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in emeklilerle ilgili değerlendirmemizi diline dolaması ve istismara kalkışması kendisini yine boşa düşürmüştür. En son olarak Hatay’da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız. Varsa Türkiye’nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim. Biz havanda su dövmeyiz, bulanık suda balık avlamayız, çölde deve izi saymayız. İmkanlar arttıkça emeklilerimiz durumu da iyileşecektir. İnanıyoruz ki, milli birlik ve beraberlikle yarınlarımız bugünlerden çok daha güçlü, çok daha müreffeh olacaktır. CHP boş keseden sallarken, MHP vatandaşlarımızın geçim meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar üretmektedir. Asgari Reha Seviyesinin Endeks Üzerinden hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi, Beslenme Projesi, Barınma Projesi, Giyinme Yani Örtünme Projesi. İşte MHP bu kadar hazırlıklı, bu kadar donanımlı, bu kadar proje odaklı çalışma halindedir. CHP’nin hali ise şudur: Tencere tava, hep aynı hava. Samimiyetsiz siyasetin sonu hüsranın uçurum dibidir. İstismar siyasetinin sonu ise mutlaka hezimet çukurudur.

İstanbul Güngören’de yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız yan baktın bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledildi. Müteessir bir hissiyatla diyorum ki, Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti. Merhum Atlas evladımıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı niyaz ediyorum. Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gereksiyorsa yapmalıyız. Farkında mısınız, kaygı ve korkuları tırmandıran olaylar her gün birbirine eklemlenerek gözümüzün ta içine kadar sokuluyor. Farkında mısınız, Türkiye’nin toplumsal dokusu tahrip ve tahriş ediliyor. Yine farkında mısınız, ahlak mevziimiz, bizi biz yapan değerler manzumemiz biteviye yaylım ateşine maruz kalıyor. Cinnet, cinayet ve şiddet eşzamanlı mesafe alıyor. Huzurumuz yutuluyor, sükûnetimiz yıpratılıyor, medeniyet mirasımız dört bir koldan hücuma uğruyor.

Bakıyorsunuz, sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor. Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor. Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor, gösteriliyor. Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır? Merhum Hocamız Prof.Dr. Nurettin Topçu der ki, milliyetçiliğin davası ahlak davasıdır. Bu davanın samimi ve faziletli sahiplerinin, çalışmalarının başında, içinde ve gayesinde her türlü siyaset ve menfaat hadiselerinden mutlak süratte sıyrılmaları ve onlara uzak durmaları ilk şarttır.” Evet bizim davamız aynı zamanda ahlak davasıdır. Ahlak yoksa varlığımızın hükmü şahsiyetinden, hürriyetimizin asalet ve ahkamından nasıl bahsedebiliriz?

Şimdi Merhum Akif’e kulak verelim, deyim yerindeyse titreyip kendimize dönelim: “Ahlâkın izmihlâli ne müthiş bir izmihlâl; Ne millet kurtulur, zîrâ, ne milliyet, ne istiklâl. Oyuncak sanmayın! Ahlâk-i millî, rûh-i millîdir; Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.” Son günlerde gördüğümüz ve şahit olduğumuz gelişmeler alarm zillerini çalmaktadır. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesi dehşet verici bir tehdittir. Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı alçak ve namussuz uyuşturucu tacirlerinin eline ve emeline teslim edemeyiz. Topyekun bir mücadele başlatmalıyız. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız.

"KAFA KAFAYA VEREREK MİLLİ AHLAK REFORMU HAZIRLAYIP BUNU DA TATBİK ETMELİYİZ"

Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz. Millî ahlâk milletin kurtuluşudur. Milli ahlaktan uzaklaşmak milli ruhu kaybetmekle eşdeğerdir. Ahlaki iflas bir nevi ölümdür. Bir kez daha ahlak kahramanımız, istiklalimizin manzum dehası Akif’e sözü bırakalım: “Gökten inmez bir de hiçbir şey…Bütün yerden taşar; Kendi ahlakiyle bir millet ölür, yahut yaşar.” Şımaran, tırmandığı mevkii hazmedemeyen, her türlü çarpık ve aşağılık ilişkiler yaşayan, uyuşturucuyla kendinden geçip zıvanadan çıkan kim varsa diyorum ki, yeter artık, yetti artık, milletimizin gündeminden çıkın artık.

Sanatçı medeniyet inşa edendir, peki karşımızdaki sanatçı tablosu hangi medeniyet mirasının sonucudur? Daha doğrusu, bunlarla medeniyet kavramını yan yana getirmek akıl ve ahlak işi midir? Ruhen dinamikliğini yitirmiş, Kirlenmiş, duygusuz, yıkıcı fikirleri benimsemiş, Zulme razı, adaleti ve hakkaniyeti önemsemeyen, Kendi iyimserliği ile yetinip, zayıf, ihtiyaç sahibi bireyleri unutan, Kibirli, bencil, yalan söyleyen, verdiği sözü unutan, mezhep, meşrep, milliyet, dil farklılığını tefrika nedeni yapan, Faydasız törenlerle meşgul olan, güçlünün dalkavukluğunu yapan, aslan, kedi örneği ile anlattığı ikircikli tavır içinde olan insanların oluşturduğu toplumun halini parçalanmış, çözülmüş vücudun haline benzeten Âkif, kurtuluş için ahlâkımızın yükselmesini önermektedir. Ahlakımızı yükseltmekten başka emin olunuz ikinci bir seçenek yoktur.

Süregelen adli süreçlerin acilen sonuçlandırılması, ülkemizin ve milletimizin içinde düştüğü anafordan derhal kurtulması ve kurtarılması çok güçlü talep ve beklentimizdir. Türkiye, Bebek otelindeki şaibeli olaylarla anılamaz, temizliğin simgesi olan bebek kelimesi aşağılık ilişkilerle yan yana getirilemez. Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez. Türkiye, medyaya, işi dünyasına, siyaset ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezellerle eşitlenemez. Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır?

Ailelerimiz, eğitim kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, siyasi partilerimiz hazırlanacak acil eylem planı çerçevesinde milli ahlakı müdafaa edecek cesur ve cüretkar bir mücadeleyi amansız şekilde ve eşgüdüm halinde icra etmelidir. O gün bugündür. İhmal felakettir. Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, ahlak cephemizin bozgununa göz yummayacağız, Türkiye’yi kesinlikle düşürmeyeceğiz. Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinin kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup içten çöküşümüzün umudunu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız. Mert olacağız, ahlaklı olacağız, erdemli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye’yi sonuna kadar savunacağız, Türk milletine tercüman olacağız."

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN