CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimleriyle ilgili açılan davada ilk duruşma görüldü. Hapis cezası ve siyasi yasak talebiyle yargılanan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat savunmalarını yaptı.
Dava kapsamında, Özgür Çelik’in yanı sıra Beykoz Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Uğur Gökdemir, Pendik İlçe Başkanı Niyazi Güneri ve Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş dahil olmak üzere 10 kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasakla yargılanıyor.
Ara kararını açıklayan mahkeme, duruşmaya katılmayan 4 tutuksuz sanığın bir sonraki celsede dinlenmesine karar vererek davayı 9 Haziran 2026'ya erteledi.
İNAN GÜNEY: BEN BU DOSYADA NASIL YER ALIYORUM
İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, CHP İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin davanın duruşmasında ilk savunmayı yaptı. Ses kayıtlarının mahkemece dinlenmesinin ardından söz alan Güney, parti içi demokrasi ve kongre süreçlerine dair uzun bir açıklama yaptı.
Güney savunmasında, “Yıllardır CHP’de süregelen kongre ve kurultay deneyimlerinden biliyorum ki, partimizde iç demokrasi çok önemlidir. Ben de yüreğimle, gönlümle ve kalbimle kurultayda Özgür Çelik’i destekledim. Aynı şekilde Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanında oldum. Bugün burada, sadece parti içi değişim ve tercih sebebiyle yargılanmak kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

İnan Güney
İddianameye yönelik eleştirilerini de dile getiren Güney, “Kongrede herhangi bir hile yapıldığı iddiası, dosyada ispatlanmış değildir. Bizden, varlığı kanıtlanmamış iddiaların yokluğunu ispat etmemiz isteniyor” dedi.
Savunmasında, ses kayıtları ve soruşturma kapsamında alınan 27 ifadede kendi isminin geçmediğine dikkat çeken Güney, “Ben bu dosyada nasıl yer alıyorum, gerçekten anlamış değilim” diye konuştu. Güney ayrıca şunları söyledi:
“Savcı Sayan’ın sosyal medya paylaşımı dışında, bu dosyada adımın geçtiği hiçbir yer yok. Kendisi hakkında da gerekli suç duyurusunda bulunduk. Tüm bu sebeplerle şahsımla ilgili yöneltilen tüm suçlamaları reddediyorum.
Delil olarak gösterilen ses kaydında, söz konusu sesin bana ait olduğu ispatlanmamıştır. Ayrıca, bu kayıtta herhangi bir gerçek ve somut suç unsuruna rastlanmamıştır. Buna rağmen bizden, varlığı ispatlanmamış iddiaların yokluğunu ispatlamamız isteniyor. Varlığı ispatlanmamış bir olayı savunmak durumunda bırakılıyoruz.”
Dosyada adımın geçmediği, 27 kişiye ayrı ayrı sorulmuş ifadelerde ismimin yer almadığı net bir şekilde görülüyor. Tüm bu yokluklara rağmen ben nasıl bu dosyada varım, gerçekten anlamış değilim.
RIZA AKPOLAT: TEK SUÇUM ÖZGÜR ÇELİK’İN YAKIN ARKADAŞI OLMAK
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP İstanbul İl Kongresi’ne yönelik davada savunmasını yaptı. Konuşmasına, duruşmaya katılanlara teşekkür ederek başlayan Akpolat, “Yalnız olmadığımızı hissetmeyi uzun zamandır çok özlemişim. Bugün buraya gelen herkese çok teşekkür ederim. Yaklaşık 1,5 yıl süren tutukluluğum boyunca, itiraz duruşmalarında gözümüze bile bakmadan tutukluluğuma devam kararı veren hakimlerden sonra bana burada söz hakkı verdiğiniz için teşekkür ederim sayın hakim” dedi.
Bir yılı aşkın süren tutukluluğunda yalnızca, 200. gününde “itirafçı olduğuna” dair çıkan haberler üzerine açıklama yaptığını hatırlatan Akpolat, bu tür iddialarla başa çıkmanın yollarını düşündüğünü aktardı:
“Bu iddiaları dile getiren organize kötülükle nasıl mücadele edebilirim diye düşündüm. Ama kendi kendime, 'Sabredeceğim; iddianame yazılacak, yargılama yapılacak' dedim. Nitekim itirafçı olduğum yönündeki yalan, iddianame ortaya çıktığında nasıl çürüdüyse, diğer tüm iddiaların da yargılama sürecinde tek tek çürüyeceğine inanıyorum.”
Hakkındaki suçlamaların somut bir delile dayanmadığını vurgulayan Akpolat, ses kayıtlarında adının geçmediğini ve iddianamede kendisine yöneltilmiş açık bir suçlama bulunmadığını söyledi. İddianameyi defalarca okuduğunu belirten Akpolat, “Acaba hukukçu olmadığım için mi anlayamıyorum diye avukatlarıma sordum. Bana isnat edilen bir suç var mı diye sordum; onlar da herhangi bir suç unsuru bulamadıklarını söylediler” dedi.
Akpolat, davanın esasen siyasi bir yönü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Anlaşılan o ki, benim tek suçum Özgür Çelik’in yakın arkadaşı olmak. Suçun ne olduğu bile net biçimde ortaya konulmamış. Eğer ortada bir delil sunulursa ona göre savunmamı yaparım. Ama şu an ne delil var ne de somut bir suçlama.”

Rıza Akpolat
İddianamede kendisine isnat edilen asıl hususun, kongrede Özgür Çelik’i desteklemesi olduğunu aktaran Akpolat, bu tercihinden pişmanlık duymadığını söyledi:
“Tek kişilik hücremdeyken, hem bu kararla hem de Genel Başkanımız Özgür Özel’i desteklemekle ne kadar doğru bir karar verdiğimi bir kez daha gördüm ve bundan gurur duydum.”
CHP’de delegenin özgür iradesine müdahale edilemeyeceğini de vurgulayan Akpolat, “Bu tür süreçlerde her zaman konuşanlar olur, husumet varsa buna rastlanır. Ama CHP’de delegenin özgür iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Bugün CHP’li arkadaşlarımın umudunu kaybetmiş bir şekilde beni yargılamasındansa, burada yargılanmayı onur sayıyorum” diye konuştu.
Savunmasını tamamlayan Akpolat, “Bu nedenlerle üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bunlar, içeriden çıkmak için konuşanların ve iftira atanların iddialarıdır” ifadelerini kullandı.
ÖZGÜR ÇELİK: CHP'Lİ OLMANIN SUÇ OLDUĞU GÜNLERDEN GEÇİYORUZ
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, davada üçüncü savunmayı yaptı. Yaklaşık 40 dakika süren konuşmasında, hayatında ikinci kez hâkim karşısına çıktığını belirten Çelik, “Daha önce de Çağlayan Adliyesi’ndeki olaylar nedeniyle yargılandım. İl başkanı olduktan sonra ise 22 buçuk yıl hapis istemiyle yargılanıyorum. Görüyoruz ki bugünlerde CHP’li olmanın ve kongre kazanmanın suç olduğu günlerden geçiyoruz” dedi.
Çelik, CHP’nin İstanbul’daki belediye sayısını 14’ten 26’ya çıkardığını ve Özgür Özel’in genel başkanlığında partinin Türkiye’nin birinci partisi olduğunu hatırlatarak, “Bu tablo ortaya çıkınca, yargı süreçleri devreye sokuldu” ifadelerini kullandı.
İstanbul’da özellikle CHP’yi hedef alan bir yargı düzeniyle karşı karşıya olduklarını söyleyen Çelik, “Devletin kurumlarını ve YSK kararlarını yok sayan bir yargı düzeni var. Bu düzen, CHP birinci parti olduktan sonra devreye sokuldu” dedi.
Belediye başkanlarına yönelik operasyonlarla başlayan sürecin devam ettiğine dikkat çeken Çelik, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda belediye başkanımız tutuklu durumda” diye konuştu.
Hedefin yalnızca CHP olmadığını belirten Çelik, “Belediye operasyonlarıyla iktidar yürüyüşümüzün durmayacağı anlaşıldı, bu kez partimizi hedef alan yargı süreçlerine yöneldiler. Süreç öğrencilerden gazetecilere, sanatçılardan sendikalara kadar geniş bir kesimi kapsıyor. 300’ü aşkın öğrenci, genel başkanlar, sanatçılar, iş dünyası, sendikalar, gazeteciler ve televizyonlar hedef alındı” ifadelerini kullandı.

Özgür Çelik
Çelik, sürecin asıl amacının CHP’nin seçmenle kurduğu bağı koparmak olduğunu öne sürerek, “Cumhurbaşkanı adayımızı tutuklayarak en güçlü adayı oyun dışına itmek ve sandığı askıya almak istiyorlar” dedi.
İl Kongresi’ne ilişkin ilk davanın 19 Mart’ta açıldığını hatırlatan Çelik, “Görev süremiz bitmesine altı ay kala dava açıldı. Bunun üzerine biri olağanüstü olmak üzere iki kongre daha yaptık” dedi.
İBB soruşturmasından tutuklu bir kadın bürokratın zorla ifade verdirilmeye çalışıldığına bizzat şahit olduklarını belirten Çelik, yaşananları şöyle anlattı:
“Kaldı ki biz bu ifadelerin hangi koşullarda alındığını ve ne amaçla verildiğini biliyoruz. Ben bizzat Genel Başkanımız Özgür Özel ile bir bayram günü cezaevi ziyaretleri yaptık. Orada bir kadın belediye bürokratı açıkça şunu söyledi: ‘Beni sağlık kontrolü diye bir odaya götürdüler. Adliyede ifademi alan savcı, ‘ifadeni değiştir, özgürlüğüne kavuş’ dedi. Ben de, ‘Ne sorduysanız yanıtladım, başka soru varsa cevaplarım’ dedim. Savcı ‘başka soru yok, ifadeni değiştir’ deyince, ne diyeyim yalan mı söyleyeyim dedim. Savcı da, ‘Sen bu kafayla özgürlüğüne kavuşamaz, uzun süre çocuklarını göremezsin’ dedi.’”
