CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak için KARAR TV ekranlarında izleyiciyle buluşuyor.
CHP lideri Özel, Karar yazarları Taha Akyol, Akif Beki ve Elif Çakır’ın sorularını cevaplıyor...
Özel'in cümlelerinden satırbaşları şöyle:
Elif Çakır: Geçen hafta, "Eğer herkes verdiği sözde durursa çok güzel bir gelişme olacak" demiştiniz. Ama öyle görülüyor ki verilen sözler tutulmadı. Emekli aylıkları 20 bin lira olarak komisyondan geçti. Siz bir önerge getiriniz, MHP ile aranızda bir polemik de oluştu. Değerlendirmeniz nedir?
Özgür Özel: Meclis'teki aritmetiğe bakıldığında AK Parti'nin 275 milletvekili var, MHP'nin de 47 milletvekili var. Bir arada çoğunluğu sağlayıp istedikleri her kanunu geçiriyorlar. AK Parti ile MHP bir olunca biz hep azınlıktayız. Emekliler arasında bu rakama bir infial oluştu. Bütün partiler tepki verdi. Bahçeli de , "Bu bir sefalet ücretidir" dedi. "Herkes sözünü tutarsa siz çoğunluktasınız" dedim. MHP'den herhangi bir itiraz gelmedi evvelki güne kadar. "Biz ittifak ortağıyız ama iktidar ortağı değiliz, CHP bu maaşlar üzerinden aramıza nifak sokmaya çalışıyor" dendi. Biz öyle bir şey yapmıyoruz.
İstediğimiz şey de çok büyük bir şey değil. 2019 yılı dahil en düşük emekli maaşının iki katıydı ortalama emekli maaşı. Bugün 23/20. Bütün emeklileri tabanda birleştirdiler. Birkaç yıl sonra bütün emekliler en düşük emekli maaşını alır hale gelecekler.
Bizim önergemiz reddedildi. Biz, "28 bin lira" dedik. Gerçekçi olmasa bile gerçekçi olanı onlar söylesin. Devlet Bey büyüğümüz. Bir büyüklük yapsın. Tırnak içinde raconu kessin. Desin ki, "Bunun oluru 24." Devlet Bey'in hatrı için 20 binin üzerindeki her rakama oy vereceğiz. Biz bu 20 bin liraya 'hayır' oyu vereceğiz. Geçen hafta biraz ümitliydik ama Devlet Bey'in bu yaklaşımıyla ümitlerimiz kırıldı.
Taha Akyol: Biliyorsunuz bu iktidarın politikaları Türkiye'nin ve dünyanın saygın iktisatçıları tarafından 'popülizm' olarak niteleniyor. Bütçe imkanlarını zorlayarak, Sayın Erdoğan'ın deyimiyle, 'müjde' dağıttılar ama şimdi yapamıyorlar. Siz '28' derken kaynak üzerine bir çalışma yaptınız mı?
Özgür Özel: Biz asgari ücretin de 28 bin lira değil 38 bin lira olması gerektiğini savunduk. O sırada da kaynak tartışmaları vardı. Asgari ücrette şöyle bir açmaz var: Ya şah ya kale... Asgari ücret veren için çok yüksek alan için çok düşük. Berbat bir durum. Tekstilciler Mısır'daki maliyete bakıyor, oradaki maliyet çok düşük. Asgari ücret bu sebeple verene çok fazla geliyor. Onun ihracat kabiliyetini zorluyor. Bir diğer mesela küçük esnaf. Bir tane kuaför, bir kalfa ve bir çırak çalıştırıyor. Onlara verdiği ücret onun için zorlayıcı ama alan içinde geçinmek mümkün değil. Burada devletin devreye girmesi gerekiyor. Arkadaşlar planını çıkardı. Bütçe komisyonunda da tartışmaya açtık itiraz eden olmadı. Asgari ücret 39 bin liraya geldiğinde diğer ücretlerde asgari ücretin hemen üzerinde konumlanıyor. İnanılmaz bir Sosyal Güvenlik Kurumu'nun toplamda elde ettiği gelir fazlası var. Bunu dönüp, 1 ve 5 arası çalışanı olan küçük esnaflarla belli iş kolları üzerinde bunları prim desteği olarak verelim dedik. Devletin cebinden bir kuruş çıkmıyor.
Çok kabaca söylüyorum; Asgari ücret bu sefer alan için 39, veren için 29 bin lira oluyor.
Türkiye gibi bir ülkenin bütçesi bütün ihtiyaçlara yeter de hepsine birden yetmez. Öncelik belirleme işi olmalı. Bu sene bütçe kalemlerinin arasında 168 milyar lira vazgeçilecek kurumlar vergisi var. Emekliye 650 milyar lira yok, faize 2 milyar 4 lira var. "Emekliyi de düşünelim" hesabı yok. AK Parti ilk geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücret alıyordu. Bunu Cumhurbaşkanı yardımcısı kabul ediyor. Dün Erdoğan, kendi ikna gücüyle bunun yalan olduğunu söyledi. 3'te biriydi dedi.
Akif Beki: Şöyle bir açmanız mı yok mu? Toplum kesimleri lehine bir takım önerilerde bulunuyorsunuz. İktidar gerçekleştirdiğinde, "Onlar konuşur, biz yaparız" diyor. Bu durumda yararlanan halk kesimleri de bunu sizden değil iktidardan biliyorlar. İktidar, gerçekleştiremediğinde de verdiğiniz mücadele havada kalmış gibi oluyor. Emekliyi kışkırtmakla suçlanıyorsunuz.
Özgür Özel: Ben soruyorum; "Emekli ikramiyesini Kemal Bey sayesinde alıyoruz" diyorlar. O 4 bin lira ile şu anda bir but alırsın. Bir yanda EYT meselesi. O tansiyon çok yükseldi. Seçime giderken yaptı. Şimdi şikayet ediyor. Şikayet edecektin yapmasaydın biz yapsaydık.
Bütün anketlerde meslek kırılımları var. Gençlerde CHP 55 yaş üstünde açık ara önde. Emeklilerde CHP'nin oy oranı yüzde 54. CHP'nin birinci parti olmasını sağlayan en önemli şey özellikle emeklilerde açık ara birinci parti olması, gençlerde birinci parti olması. Aynı zamanda düşük gelirli seviyelerde ilk kez birinci parti olması.
Ev hanımlarında biz birinci değiliz. AK Parti döneminde istihdam olmuş. İş kuranlarda biraz daha gerideyiz. 25-25 yaş arası kafa kafayayız. Son ankette ak partiden CHP’ye 6.9 puanlık kayış var. 35 bandındayız.
Taha Akyol: CHP, bir merkez partisi haline geldi. Daha çok kitlelere açık. Merkez sağdan bu şekilde oy almak önemli hale geliyor. Sizin partinizde de tesettürlü hanımlar. Bunun karşılığını görüyor musunuz?
Özgür Özel: Burada samimi kanaatimi söyleyeceğim. Burada açılım, lider için şöyle konforlu bir şey: liderlik algısını pekiştiren bir şey. Ben açılık meselesini şöyle görüyorum. Açmamış bir çiçeği ortaya çıkarmak için yaptığını iş doğal değildir. Doğal olanı organik olarak açabiliyor olması. Benim parti meclisi üyem Sevgi Kılıç, 'bize de bir tane başörtülü lazım' diyerek değil de Beykoz'un köyünden yüksele yüksele gelmiş alnının teriyle CHP'nin ilk başörtülü başörtülü genel başkan yardımcısı olmuş kişidir.
CHP'nin listelerinde başörtülü milletvekilleri göreceksiniz, zamanı geldi. Ama bu 'açılım olsun' diye değil. O onlara da hakaret, Türkiye'ye de hakaret. CHP'nin şu anda başörtülü arkadaşın varlığı bir mesaj değil. 'Başörtülü bütün kadınlar başörtüsüz bütün kadınlarla eşit şartlarda, gelin siyaset yapın' demek.
Akif Beki: Milletin değerleri ile, dinle camiiyle kavgalı CHP algısı bir günde oluşmadı. Bu algının artık aşıldığını söyleyebiliyor musunuz?
Özgür Özel: Ben öyle görüyorum. Bursa Ulu Camii'de 270 tane selfie çektirdiğime göre... Biz Diyanet'i ve İmam Hatipleri kapatmayacağız. Barış Özgün hocamızı da PM'ye de davet ettik. Diyanet İşleri görevlendirmelerinin nasıl olacağını da yazıyoruz. Biz iktidar olduğumuz da Diyanet'i nasıl yöneteceğimizi yazmaya ve bunun propagandasını da yapmaya hazırlanıyoruz. Yazılı, somut bir vaadimiz olacak.
Bir kaygının oluğunu gözlemliyoruz. Ama eskiye göre din konusunda mesafe aldığımızı görüyoruz. AK Parti'nin bu kadar kötü yönetime karşın hala gerilememesi alternatif için bir takım şüphelerinin olduğunun göstergesi olabilir.
Taha Akyol: Suriye konusunda çok enteresan bir konuşma yaptınız. Hem Suriye'de üniter devlete hem de Suriyeli Kürtlere 'akrabalarımız' diyerek bir sahiplenme gösterdiniz. Biraz açar mısınız Suriye konusundaki görüşünüzü?
Özgür Özel: Düne kadar sessiz sedasız takip edilen süreçte bir anda bir Kürt düşmanlığı oldu. Suriye'de 2 milyonun üzerinde Kürt yaşıyor... Suriye'de sadece YPG'liler yaşıyor diye bir bakış açıları var. Suriye'deki bütün Kürtleri terörist olarak görenler var iktidarın bazı kalemlerinde. Bu o kadar incitici bir şey ki.
Ben kendimi bir Türk olarak Suriye'deki Türkmenlerin de akrabası olarak görüyorum. Türkiye'deki Kürtlerle akrabaysa Suriye'deki Kürtlerle de akrabayım. Çünkü tarih içinde sınırın nereden çizildiğinin kardeşliğe engel olacak bir tarafı yok.
Düne kadar hani biz Orta Doğu'yu doğru okuyorduk? Ben bu açılım sürecinin bitip, Türkiye'ye de Suriye'ye de demokrasinin gelmesi, bunun devamında da birlikte kalkınan iki ülke olmasını umuyorum. Komşu da felaket olursa sana da felaket gelir. Bu arkadaşlara benim temel eleştirim buradan. Geçen sene Suriye'de İdlip'te tutulan yapılar, İngiltere'nin yetiştirmesi, Amerika'nın he demesi ile Şam'a doğru yürüyüşe geçtiler. 48 saat önce Erdoğan'ın beyanı var; "Bunların bizle alakası yok" diye. İki gün sonra Suriye'deki büyük oyunun kurucusu reisimiz diye çıktılar ortaya. Şimdi neredeyse bu süreci şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. Ben ne Suriye'de ne Türkiye'de terör olsun istemiyorum.
Taha Akyol: Terörsüz Türkiye ne olacak?
Özgür Özel: Arkadaşlarımız rapor yazma aşamasında. Şimdi bir rapor yazılacak. Şu ana kadar bütün partilerde bir uzlaşıyla rapor çıkarma olayı var. Raporun içiçelik ilkesiyle yazılmasını savunduk. Raporun birlikte sahiplenilmesi önemli. Büyük bir sorunu ortadan kaldırmak büyük bir cesaret işi.
Elif Çakır: Bu yasal düzenlemelerde CHP'nin kırmızı çizgisi ne olur?
Özgür Özel: Rapor yazım aşamasındayız. Kırmızı çizgi tarif etmek pozitif yasama anlayışına aykırı. Ama hiç şüphe yok ki taahhüdümüze bağlıyız.
Taha Akyol: Özel yasa kavramını kullandınız. Bunu ilk defa Mehmet Uçum söyledi. Yani PKK'lıların statüsünü düzenleyecek bir yasa. Siz de diyorsunuz ki, "Düzenleme bütün demokrasiyi de içine alsın." Burada bir orta yol bulmak mümkün olur mu?
Özgür Özel: Siyaset bir uzlaşma ile ilgilidir. Arkadaşlar rapor aşamasında bunu sağlayabileceklerini düşünüyorlar. Adil yargılanma hakkı sadece PKK'lıları kapsamaması lazım. Bir darbe girişimi olmuş, "bu kişilerin dışarı çıkmasını istemiyoruz" yaklaşımını ben paylaşıyorum. Ama 15 Temmuz'dan sonra dünya kadar yargılama yapıldı ya da yapılmadı. Mesela KHK mağduriyeti. Burada bir demokratikleşme adımı atılacaksa, bu özel yasadan PKK örgütü yararlanmasın. Masum insanlar da mağduriyet yaşıyor. O noktada eşitlik ilkesine uygun şekilde adım atılmasını konuşuyoruz. Sihirli kelime; demokratikleşme. Tüm taraflar sözlerini tutarsa hep birlikte bu işlemi gerçekleştirmekte fayda görüyorum.
Elif Çakır: Bir sil baştan infaz kanununun yapılması gerektiğine inanıyor musunuz yoksa CHP'nin böyle bir gündemi var mı?
Özgür Özel: Şüphesiz var. TCK'mız aslında önemli düzenlemeleri olduğu bir infaz kanunuydu. Ama ona emek verenlerin, "Bu bizim yaptığımız kanun değil" dediği berbat bir süreç var. Şu anda hem TCK'nin hem de infaz kanununun baştan ele alınması lazım. Yamalardan oluşuyor.
Akif Beki: Terörsüz Türkiye süreci için CHP kamuoyundan şöyle itirazlar duyuyoruz; Dağdaki illegal terör örgütüne terörü bırakma karşılığında Meclis'te demokratik siyasete katılma kapıları açılacak. Ama ana muhalefet partilerine siyaset yapma kapıları kapanıyor. İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlayan bir süreç var. Bir de Öcalan'ın çağrısıyla başlayan bir süreç var. Bu ikisinin birlikte yürütülemeyeceğini söylüyorlar.
Özgür Özel: Birlikte gitmez. Bize bu komisyona ilk girdiğimizde bunu diyorlardı. Ama şimdi şunu tartışıyoruz; bir yanda bazı kanunlar bir yanda demokratikleşme... Bunları peş peşe değil iç içe yapalım. Şimdi biz bu masada oturduk. Dediğiniz noktaya geldi iş, tarif ettiğiniz gibi oldu diyelim... Bu işe boşuna emek vermiş oluruz. Ama biz bir yandan da Türkiye'nin terör sorunu çözülsün diye de ülkenin ana muhalefet partisi olarak da sorumluluk almış durumdayız. Geçmişteki adımlardan ders almayarak başarmamız imkansız. Geçen sefer de ardından yaşanan büyük acılar bu yüzdendi. O yüzden devlet yönetme ciddiyetindeki insanlar, böyle sorunların çözülmesinin demokratikleşmeyle olacağını görürler.
Rejimin CHP'yi düşman olarak görmesi rejime bir fayda sağlamıyor. Bizi yoruyor, üzüyor ama pes ettirmiyor.
Taha Akyol: Galata Köprüsü'nde Gazze yürüyüşü yapmayı düşünür müsünüz?
Özgür Özel: İstanbul İl Başkanlığımız aslında nehirden denize diye o izni istedi ve reddedildi. Aynı izni 1 Ocak günü Bilal Erdoğan'ın başında olduğu yapıya verdiler. Geçen sene 1 Ocak'ta vermişlerdi. Nisanda emsal göstererek istedik, vermediler.
Mitinglerimize ise 19 Mart'a kadar devam edeceğiz. Martta yargılamalar başlayacak. Bir yılı tamamlayacağız. 19 Mart günü 97. miting falan olacak. İl mitingleri devam edecek. Fırtına kesilirse kesilmenin de başka bir moral değeri olur. Arkadaşlarımız görevlerinin başına dönseler, Savcılarımız iddialarını ortaya koysa masumiyetimizi kanıtlayacağımızı düşünüyorum. Manavgat'ta belediye başkanını bir hafta sonra görevden aldınız. Ben baklava kutusundaki adamı o gün atmışım. Ama şurada bir şüphe var. O içeri girip de gözlüğünü takıyor, "Onun içinde ne var?" diyor. Onun içeri konduğunu görüyor. Önceden çalışmışlar. Ben rüşvet verilmedi demedim. Ama baklava kutusu üzerine siyasileştirilebilecek bir mizasen çalıştıkları için kızıyorum.
