Tarım ve Orman Bakanlığı'nın gerçekleştirdiği son denetimler, Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen bir gıda skandalını ortaya çıkardı. Zincir marketlerde satılan bir üründe at ve eşek eti tespit edilmesi, kamuoyunda infial yarattı. Konuyu etik çerçevesinden değerlendiren Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, yaşanan durumu "toplumsal bir zorbalık" olarak nitelendirerek, gıda tağşişinin sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda bir insan hakları ve ahlak meselesi olduğunu vurguladı.

"İSTEYEN İSTEDİĞİNİ YİYEBİLİR AMA İSTEMEDİĞİ ŞEYİ YEDİRTEMEZSİNİZ!"
Prof. Dr. Esra Akın, bu skandalın temelinde yatan asıl sorunun, kişinin iradesi dışında bir eyleme maruz bırakılması olduğunu ifade etti. Skandalı çarpıcı bir benzetmeyle açıklayan Akın, şu ifadeleri kullandı:
"Hayal edin ki bir grup toplanmış, sizin yolunuzu kesmiş ve zorla ağzınıza çamur sokmuş. Bu kabul edilebilir mi? Aynı şekilde at veya eşek eti yemek istemeyen birine, tavuk ya da dana eti yediğini zannederken bunları yedirmek de tam anlamıyla bir zorbalıktır."

MESELENİN ZORBALIK BOYUTU NEDEN GÖRÜLMÜYOR?
Genellikle bu tür olayların ardından kamuoyunda sadece "sağlık riskleri" üzerinden bir tartışma yürütüldüğüne dikkat çeken Akın, meselenin etik boyutunun gölgede kaldığını belirtti. Milyonluk sosyal medya hesaplarından "dana eti" kampanyalarıyla duyurulan ürünlerin içinden farklı hayvan etlerinin çıkmasının, tüketicinin iradesine yapılmış bir saldırı olduğunu savundu:
Asıl Suçlu Marka: Ürünü hazırlayan marka birincil derecede sorumlu tutulmalı.
Market Sorumluluğu: Ürünü satan kooperatif zincir marketin denetim zafiyeti kabul edilemez.
Kitlesel Etki: Binlerce, hatta milyonlarca insan istemediği bir yiyeceği farkında olmadan tüketmeye zorlandı.
"GIDAYA GÜVENİMİZİ YOK EDİYORLAR"
Gıda güvenliğinin sarsılmasının toplumsal bir çöküşe zemin hazırladığını belirten Prof. Dr. Akın, bu tür suçların ceza kanunundaki karşılığının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. İnsanların marketlere ve markalara olan güveninin sistematik olarak yok edildiğini vurgulayan Akın, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
Caydırıcı Cezalar: Gıda tağşişi yapanlar, basit para cezalarıyla kurtulmamalı.
Hukuki Niteleme: Bu suçlar; "gasp" veya "yağma" suçuyla eşdeğer tutularak cezalandırılmalı.
Toplumsal Koruma: Toplumsal değerlerin ve gıda güvenliğinin sarsılmasına izin verilmemeli.
Prof. Dr. Esra Akın’ın bu çıkışı, gıda skandallarında tüketicinin sadece "maddi" değil, "insani ve etik" olarak da büyük bir kayba uğradığını söyledi.
