Türk sinemasının son dönemdeki en dikkat çekici yapımlarından biri olan ve festival yolculuğunda aldığı ödüllerle rekor kıran ‘Tavşan İmparatorluğu’, izleyiciyle buluşmak için gün sayıyor. Yönetmenliğini ve senaristliğini Seyfettin Tokmak’ın üstlendiği film, 6 Mart'ta beyazperdede yerini alacak. Üç yıl süren titiz bir ön hazırlık sürecinin ardından dört ayda tamamlanan yapım, sadece derinlikli senaryosuyla değil, gerçek mekânların yarattığı çarpıcı görsel dille de sinemaseverleri büyülemeye hazırlanıyor. Özellikle Elazığ’da bulunan eski bir cezaevinin okula dönüştürülmesi, filmin atmosferine dair en çok konuşulan detaylar arasında yer alıyor.
CEZAEVİNDEN OKULA: BASKININ SİMGESEL MEKÂNLARI
Filmin hikâyesinde temsil edilen toplumsal baskıyı ve sistemin sertliğini daha etkili bir üslupla yansıtmak isteyen çekim ekibi, mekân seçiminde oldukça radikal bir karara imza attı. Elazığ Keban K2 Tipi Kapalı Cezaevi, film için özenle tasarlanarak bir okula dönüştürüldü. Yönetmen Seyfettin Tokmak, okulun senaryodaki soğuk ve baskıcı temsilini güçlendirmek adına bu mekânı tercih ettiklerini belirtirken; yapım ekibi, cezaevinin kaotik atmosferinde kurulan sette çocuk oyuncuların konforunu sağlamak adına yoğun mesai harcadı. Elazığ’ın Keban, Ağın ve Maden ilçeleri ile Şanlıurfa’da gerçekleştirilen çekimler, doğal görselliğiyle izleyiciye adeta bir görsel şölen sunuyor.
TAVŞANLARIN MİSTİK DÜNYASI
Tavşan İmparatorluğu, babası Beko ile birlikte son derece depresif bir ortamda yaşayan 12 yaşındaki Musa’nın duygusal ve sarsıcı hikâyesini merkezine alıyor. Babası Beko, köylerinde düzenlenen tazı yarışları için tavşan sağlayarak geçimini sürdürürken, küçük Musa ise bu yarışlardan sonra sağ kalan veya yaralanan tavşanları toplama görevini üstleniyor. Musa’nın terk edilmiş bir maden ocağında iyileştirdiği tavşanlarla kurduğu gizli dünya, onun çocukluğunu hissedebildiği yegâne sığınak haline geliyor. Ancak babasının, engelli çocuk maaşı alabilmek için Musa’yı bir sağlık kurulunu ikna etmeye ve engelli okuluna gitmeye zorlamasıyla hikâye karanlık bir viraja giriyor. Bu baskı karşısında Musa, hem kendi çocukluğunu hem de koruduğu tavşanlarını kurtaracak büyük bir isyanın fitilini ateşliyor.
ZORLU ŞARTLARDA ÇEKİLEN ÖDÜL REKORTMENİ YAPIM
Filmin çekim süreci, Elazığ’da 35 yıl aradan sonra yağan yoğun karın etkisiyle oldukça zorlu koşullara sahne oldu. Özellikle Maden ilçesindeki eski bir maden ocağında gerçekleştirilen mağara çekimleri, ekibin sınırlarını zorlayan bir deneyim olarak kaydedildi. Musa’nın tavşanlarını sakladığı bu mağara, filmin en çarpıcı sahnelerine ev sahipliği yapıyor. Bu emeklerin karşılığı ise ulusal ve uluslararası arenalarda toplanan ödüllerle taçlandı:
62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 7 ödülle dönerek rekor kırdı.
28. Tallinn Black Nights Film Festivali’nde ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Sinematografi’ ödüllerini kazandı.
Ankara Film Festivali’nde ‘En İyi Film’, ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Yönetmen’ (FİLM-YÖN) ödüllerine layık görüldü.
Boğaziçi Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ve ‘En İyi Görüntü Yönetmenliği’ ödüllerini topladı.

USTA İSİMLERİN İMZASIYLA GÜÇLÜ KADRO
Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve TRT ortak yapımıyla hayata geçirilen filmin müzikleri, usta müzisyen Erkan Oğur’un imzasını taşıyor. Başrollerinde Alpay Kaya, Sermet Yeşil, Kubilay Tunçer, Perla Palamutçuoğulları ve Emrullah Çakay’ın yer aldığı yapım, Claudia Becceril Bulos’un görüntü yönetmenliği ve Tora Aghabayova’nın sanat yönetmenliği ile görsel bir başarıya dönüşüyor. Meksika, Hırvatistan ve Lübnan gibi ülkelerin ortak yapımcı olarak yer aldığı bu uluslararası iş birliği, 6 Mart’ta Türk sinemasında yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.
