Türkiye'de yaklaşık 1,8 milyon yaşlı yalnız yaşıyor

Türkiye'de yaklaşık 1,8 milyon yaşlı yalnız yaşıyor

Türkiye’de yaşlı nüfus hızla artarken yalnızlık sorunu derinleşiyor. Prof. Dr. Emine Özmete, her 4 haneden birinde yaşlı bulunduğunu, 1 milyon 840 bin yaşlının tek başına yaşadığını ve yalnız yaşayanların büyük bölümünün kadın olduğunu belirtti. “Yalnızlık aslında mental sağlık başta olmak üzere diğer tüm yaşam koşullarını etkileyen ‘pandemi’ olarak tanımlanan bir olgudur.” diyen Özmete, sağlıklı yaşam süresinin düşüklüğüne ve artan bakım ihtiyacına dikkat çekti.

Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla arttığını ve yalnızlık sorununun giderek daha görünür hale geldiğini ortaya koyan çarpıcı veriler paylaştı. 18-24 Mart Yaşlılar Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Özmete, hem demografik dönüşüme hem de yaşlıların yaşam koşullarına ilişkin önemli uyarılarda bulundu.

YAŞAM YAŞLI REFAHI İÇİN ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR

Ankara Üniversitesi bünyesinde 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren YAŞAM’ın, yaşlı refahını artırmaya yönelik projeler yürüttüğünü belirten Özmete, merkezin sosyal, psikolojik, sağlık ve ekonomik alanlarda araştırmalar yaparak politika geliştirme süreçlerine katkı sunduğunu ifade etti. Bu çalışmaların, aktif yaşlanma ve kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesine odaklandığını vurguladı.

“3. YAŞ ÜNİVERSİTESİ” İLE AKTİF KATILIM HEDEFLENİYOR

YAŞAM kapsamında yürütülen “3. Yaş Üniversitesi 50+ Hayat Okulu” programına da değinen Özmete, bu girişimin ileri yaş grubundaki bireylerin toplumsal hayata katılımını artırmayı amaçladığını söyledi. Programın finansal okuryazarlık, sağlık okuryazarlığı, yabancı dil ve çeşitli beceri atölyelerini kapsadığını belirten Özmete, yaklaşık 90 saatlik eğitim sürecinin bu yıl da üniversitenin 80. kuruluş yılı çerçevesinde sürdüğünü dile getirdi.

“SON 5 YILDA YAŞLI NÜFUSUMUZ YÜZDE 20 ARTTI”

Türkiye’de yaşlı nüfusun son yıllarda dikkat çekici biçimde arttığını ifade eden Özmete, TÜİK verilerine işaret ederek, toplam yaşlı nüfusun yaklaşık 9 milyon 600 bine ulaştığını söyledi. Özmete, “Son 5 yılda yaşlı nüfusumuz yüzde 20 artarak, genel nüfus oranı içerisinde yüzde 11’i geçmiştir.” dedi.

“UZUN YAŞIYORUZ ANCAK SAĞLIKLI YAŞAM BEKLENTİMİZ DÜŞÜK”

Yaşam süresindeki artışa rağmen sağlıklı yaşam süresinin düşük kaldığına dikkat çeken Özmete, Türkiye’de ortalama sağlıklı yaşam beklentisinin 58 yıl olduğunu, kadınlarda bu sürenin 56 yıla kadar düştüğünü, erkeklerde ise 59 yıla çıktığını belirtti. Özmete, “Uzun yaşıyoruz ancak sağlıklı yaşam beklentimiz düşük. Örneğin şu anda ülkemizde ortalama sağlıklı yaşam beklentimiz 58 yıldır. Bu kadınlarda 56 yıla kadar düşmekte. Erkeklerde ise 59 yıla kadar çıkmaktadır. Bugün doğan bir kız bebeğin yaklaşık 81 yıl yaşayacağını düşündüğümüzde sağlıklı yaşam beklentimizin de 56 yıl olduğunu değerlendirdiğimizde aradaki 25 yıl sağlık hizmeti ihtiyacını, bakım hizmeti ihtiyacını ve diğer destek hizmeti ihtiyacını artırma anlamına gelmektedir. Erkeklerde ise yaşam süresi ile sağlıklı yaşam beklentisi arasındaki fark 16,5 yıl kadardır.” ifadelerini kullandı.

“YALNIZ YAŞAYAN YAŞLILAR HİZMETTE ÖNCELİKLİ GRUBUMUZDUR”

Yaşlıların yalnızlık sorununun da giderek derinleştiğine işaret eden Özmete, özellikle tek başına yaşayan yaşlıların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de her dört haneden birinde yaşlı bulunduğunu belirten Özmete, “Bugün ülkemizde her 4 haneden birinde yaşlımız yaşamaktadır. Ancak 1 milyon 840 bin kadar yaşlımız hanesinde tek başınadır. Yalnız yaşayan her 4 yaşlıdan 3’ü kadınlardan oluşmaktadır. Yalnızlık aslında mental sağlık başta olmak üzere diğer tüm yaşam koşullarını etkileyen ‘pandemi’ olarak tanımlanan bir olgudur. Yalnız yaşayan yaşlılar hizmette öncelikli grubumuzdur.” dedi.

Özmete, yalnız yaşayan yaşlıların önemli bir kısmının çocuklarının farklı illerde yaşadığını belirterek, bu durumun sosyal destek ağlarını zayıflattığını ifade etti. Buna karşın aynı çevrede yaşayan aile bireylerinin bulunduğu durumlarda kuşaklar arası dayanışmanın daha güçlü olabildiğini vurguladı.

BÖLGELERE GÖRE AKTİF YAŞLANMA FARKI

Aktif yaşlanma kavramına da değinen Özmete, bu yaklaşımın bireylerin toplumsal hayata katılımı, bağımsız yaşamı ve sağlıklı yaşlanma koşullarını kapsadığını söyledi. Türkiye’de bölgesel farklılıkların bulunduğunu belirten Özmete, aktif yaşlanma endeksinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek, Batı Anadolu’nun ise en düşük puana sahip olduğunu aktardı. Marmara Bölgesi’nin ise bu açıdan görece avantajlı bir konumda yer aldığını ifade etti.

“KADINLAR DAHA UZUN AMA DAHA SAĞLIKSIZ YAŞIYOR”

Cinsiyetler arasındaki farklara da dikkat çeken Özmete, “Aktif yaşlanma endeksinde erkekler kadınlara göre 3 kat daha fazla puana sahiptir. Erkeklerin daha aktif ve sağlıklı yaşlandıklarını söyleyebiliriz. Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşasa da daha sağlıksız bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN