Yazar ve Klinik Psikolog Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat, son dönemde artış gösteren suça sürüklenen çocuklar ve cinayet vakalarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Bahat, kamuoyunda “yan bakma” gerekçesiyle gündeme gelen cinayetlerin, aslında çocukların ve gençlerin içinde biriken öfkenin dışavurumu olduğunu vurguladı.
Nefes gazetesine konuşan Bahat, Atlas Çağlayan ve Matia Ahmet Minguzzi cinayetlerini örnek göstererek, bu tür olayların basit nedenlerle açıklanamayacağını ifade etti. Bahat’a göre “yan bakma” gibi gerekçeler yalnızca bir tetikleyici, asıl sorun ise uzun süredir bastırılan duygular.
“TOPLUMSAL KOPUŞ ÖFKEYİ BÜYÜTÜYOR”
Bu şiddet olaylarının bireysel bir sorun olmaktan çok, toplumsal ruh halinin yansıması olduğunu belirten Bahat, aile içi ilişkilerde yaşanan kopuşa dikkat çekti. Eskiden sofraların yalnızca yemek için değil, duyguların paylaşıldığı alanlar olduğunu hatırlatan Bahat, günümüzde aynı evde yaşayan bireylerin bile birbirine yabancılaştığını söyledi.
Bahat, “İnsanlar birbirini dinlemeyi, yüzüne bakmayı unuttu. Bu kopuş, en küçük gerilimi bile büyük bir şiddet patlamasına dönüştürüyor” dedi.
“ÇOCUKLARA NEZAKET DEĞİL, GÜÇ ÖĞRETİLİYOR”
Cinayet faillerinin de çocuk yaşta olmasının ciddi bir alarm olduğunu vurgulayan Bahat, bunun yetişkinlerin çocuklara sevgi, empati ve nezaket kazandırma konusundaki eksikliğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Bahat, çocuklara “iyi insan” olmayı öğretmek yerine, güçlü ve sert olmanın yüceltildiğini belirtti.
Mahalle kültürünün kaybolmasıyla çocukların koruyucu sosyal çevreden uzak kaldığını ifade eden Bahat, bu boşluğun şiddetle doldurulmaya çalışıldığını söyledi.
DİJİTAL DÜNYA ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRİYOR
Dijital medya ve dizilerin de bu süreci olumsuz etkilediğini kaydeden Bahat, uyuşturucu, silah ve cinayetin güç göstergesi gibi sunulduğunu belirtti. Dijital oyunların ise şiddeti “kazanma yolu” olarak öğrettiğini ifade eden Bahat, şiddetin giderek sıradanlaştığına dikkat çekti.
Bahat, çözümün evlerde yeniden güvenli, şefkatli ve bağ kurmaya dayalı bir ortam oluşturmak olduğunu vurgulayarak, “Şiddet dilini temizlemeden bu tabloyu değiştiremeyiz” dedi.
