Edirne, uzun süren susuzluk döneminin ardından "nemli periyoda" hızlı bir giriş yaptı. Meriç ve Tunca nehirlerinin debilerindeki artış ve barajlardaki doluluk oranları üreticiyi sevindirse de, Trakya Üniversitesi (TÜ) Eğitim Fakültesi Jeomorfoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Musa Uludağ, madalyonun öbür yüzündeki risklere dikkat çekti.
KAYALI BARAJI’NDA "MUCİZEVİ" DÖNÜŞ: %4’TEN %56’YA
Geçtiğimiz yaz aylarında kuruma noktasına gelen ve doluluk oranı %4’ün altına düşen Kayalı Barajı, son yağışlarla birlikte %56 seviyesini aştı. Kentin içme suyunu sağlayan Süloğlu Barajı ise tam kapasiteye ulaştı. Doç. Dr. Uludağ, bu durumu iklimin doğal salınımı içindeki "nemli periyot" olarak tanımlarken, astronomik bir yağış miktarından ziyade, yağışın düşme biçimindeki değişikliğin altını çizdi.
"YAĞIŞIN BİR PERİYODA SIKIŞMASI SAĞLIKLI DEĞİL"
Ekim ayından bu yana metrekareye düşen 450 kilogramlık yağışın büyük bir kısmının son 20 güne ve şubat ayına sıkışmasını eleştiren Uludağ, şu kritik uyarıyı yaptı:
"Uzun sürede yayılması gereken yağışın bir aylık sürede meydana gelmesi, iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucudur. Bu durum su yönetimi ve planlama açısından ciddi riskler barındırıyor. Yağışların bu şekilde dengesiz dağılması sağlıklı bir tablo değil; aksine su yönetiminin buna göre yeniden planlanmasını zorunlu kılan bir kriz sinyalidir."
SINIR AŞAN SULARIN "BARAJ" ÇELİŞKİSİ
Bulgaristan’daki yoğun kar erimeleri ve barajlardan su salınımıyla nehirlerin taşma noktasına geldiğini hatırlatan Uludağ, sınır ötesindeki barajların yapısına dair bir algı problemine dikkat çekti:
Bulgaristan’daki barajlar sel önleme amaçlı değil; içme suyu, elektrik ve sulama odaklıdır. Bu nedenle komşu ülke barajları sürekli dolu tutmakta, taşkın payı bırakmamaktadır.
Sınır aşan suların ülkeler arası yönetimi, taşkın risklerini daha karmaşık ve problemli bir hale getirmektedir.
"TOPLUM OLARAK HAZIR MIYIZ?"
Tarımsal üreticinin ve yerel yönetimlerin mevcut doluluktan memnun olduğunu ifade eden Doç. Dr. Uludağ, asıl sorunun süreklilik olduğunu vurguladı. Taşkınların ve kurak periyotların döngüsel olarak devam edeceğini hatırlatan bilim insanı, Edirne’nin bu aşırı hava olaylarına karşı "şehirsel bir hazırlık ve algı değişimine" ihtiyaç duyduğunu belirtti.
