Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kentte su kesintisi yaşandığı yönündeki iddialara sert tepki gösterdi. Türkiye genelinde birçok belediyede su sıkıntısı bulunduğunu belirten Yavaş, Ankara’da musluklardan suyun kesintisiz aktığını vurgulayarak, CHP’li belediyelerin hedef alındığını savundu. Yavaş, su üzerinden yürütülen söylemlerin kamuoyunda panik yaratmaya yönelik bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu ifade etti.
İsim vermeden Melih Gökçek'i de eleştiren Yavaş, "Televizyonlarda bağıra bağıra konuşanlar ortalama 20 metreküp su kullanmaya devam ediyor. Hiç su tasarrufu yapmamış. Baktık evinde tam 37 ton kullanıyor aylık. Ve bir ton dahi tasarruf etmemiş. Muhtemelen bahçesini suluyor. Yani ben şundan korkarım: Adeta Ankara halkı susuzluk çeksin diye sonuna kadar muslukları açıp, boş bırakırlarsa da artık bunlarla da karşılaşacağız diye tahmin ediyorum." şeklinde konuştu.
Yavaş'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
"KURAKLIK ELAZIĞ'I DA, KAYSERİ'Yİ DE, ANKARA'YI DA VURUYOR"
"Bugün aslında su konusunu konuşmak için bu basın toplantısını düzenledim. Dünyanın içinden geçtiği süreç sıradan bir kuraklık değil. Bu bilim insanlarının adını koyduğu şekliyle bir iklim kırılmasıdır. Akdeniz Havzası Türkiye'nin içinde olduğu bu kuşak dünyada en hızlı kuruyan bölge haline geldi. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor, kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor. Bu küresel tablo Elazığ'ı da, Kayseri'yi de, Malatya'yı da yurdun çeşitli yerlerini vuruyor ve Ankara'yı da vuruyor. Bugün Ankara tarihinin en kurak hidrolojik dönemini yaşıyor. Bunu tahminle değil rakamlarla söylüyoruz.
"SU YOK OLAY BU KADAR BASİT"
Bugün burada izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. Ankara'nın 200 günlük suyu var demiştim, 200 dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte ciddi miktarda tasarruf ettik. Şimdi zaman zaman siyasiler var olan suyun musluklara ulaştırılamadığı gibi saçma sapan konuşmalar yapıyorlar. Dezenformasyon yapıyorlar. Şu anda suyumuz, barajlardan şehre gelecek suyun su alma yapısının altında. Su neden verilemiyor deyince meşhur bir balık fıkrası vardır. Askere gelmiş komutan sormuş 'Niye savaşı kaybettiniz? Anlat bakayım' demiş. 'Bir barut bitti.' Komiser demiş ki 'Gerisini saymana gerek yok.' Su yok. Sizin 2050'ye kadar yetecek dediğiniz baraja Gerede projesinden damla gelmiyor. Su yok. Olay bu kadar basit."
"AMAÇ ŞU: 'CHP'Lİ BELEDİYELER ŞEHRİ SUSUZ BIRAKTI' DEMEK"
Bu mecralarda özellikle her gün 'Kuraklık Türkiye'yi vurdu' diye haber servisi yapan Anadolu Ajansı, Ankara olunca enteresan bir tablo çiziyor. 'Şehir susuz kaldı. Evlerde su yok. Ankara çöktü.' Bakın 'Sıcak kar kuraklığı nedeniyle su kaynakları yeterince beslenemiyor' diye haber yapıyor Anadolu Ajansı. Habertürk 'Acil önlem alınmazsa su krizi ilk olarak tarımı ardından büyükşehirlerdeki yaşamı vuracak' diye yazıyor. Yani ortam, kuraklık, iklim krizi ortada. Hatta kameraları alıyorlar, mahalle mahalle bina bina gezerek, sanki bu şehirde hayat durmuş gibi bir algı üretiliyor. Bugün sabah belediyeye gelirken TGRT Haber'de 'CHP'li belediyelerde su kesintileri yaşanıyormuş. Bunun için de bidon fiyatları artmış' diye haber yapılmış. Şimdi bu ne demek biliyor musunuz? Benim gördüğüm kadarıyla Elazığ Belediyesi'nde su yok. Konya'da sıkıntı var. Bütün Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var. Amaç şu 'CHP'li belediyeler şehri susuz bıraktı' demek. Ve bunun gibi dezenformasyon politikalarına devam ediyorlar. 31 Mart'tan sonra yeni seçilen belediye başkanlarımızla birlikte yaptığımız çalışmalarda bir yıl sonra yapılan anketlerde başarı oranının yüzde 58 çıkmıştı. Bu ne demektir? Yüzde 58 deyince en erken yapılacak seçimde iktidarın değişmesi demektir. O zaman ne yapılması lazım? CHP'li belediyelerin bir defa puanlarının düşürülmesi lazım. Operasyonlar başladı bildiğiniz gibi. Dezenformasyon başladı. 'Silkeleyin bunları' gibi yeni seçilen belediye başkanlarımızı eskiden aldıkları sigorta, vergi borçları yüzünden hacizlere uğramaya başladı. Başarılı CHP'li belediyelere karşı bir operasyon var ve bu maalesef İletişim Başkanlığı'ndan başlamak üzere verilen talimatla, baktığınız zaman yazarların birçoğu da aynı konuya değinerek hiçbirisi ASKİ'den, Büyükşehirden bilgi almadan rastgele bilgilerle ezbere konuşarak bu dezenformasyona katkıda bulunuyor.
"HALKIN KARŞISINA ÇIKAMAYANLAR, TELEVİZYONLARDAN DEZENFORMASYON YAPIYOR"
“Suyu kesilen varsa lütfen el kaldırsın” diyerek iddialara yanıt veren Yavaş, Ankara’da 2 milyon 600 bin abonenin büyük bölümünün herhangi bir kesinti yaşamadığını söyledi. “Bizim sorumluluğumuz gerçeği gizlemek değil, açıkça halkla paylaşmak” diyen Yavaş, bazı siyasilerin su gibi hayati bir konuyu çözüm aramak yerine tartışma ve algı malzemesi haline getirdiğini ifade etti. Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında kasıtlı olarak yanlış bilgi yayıldığını savunan Yavaş, “Halkın karşısına çıkamayanlar, televizyonlardan dezenformasyon yapıyor” dedi.
"BAĞIRA ÇAĞIRA KONUŞANLAR SU TASARRUFU YAPMIYOR"
O televizyonlarda bağıra bağıra konuşanlar ortalama 20 metreküp su kullanmaya devam ediyor. Hiç su tasarrufu yapmamış. Su tasarrufunu hep beraber yapacağız. Bu problem bütün toplumun problemi haline geldi. O bağıran, tweet atan siyasi siyasi, baktık evinde tam 37 ton kullanıyor aylık. Ve bir ton dahi tasarruf etmemiş. Muhtemelen bahçesini suluyor. Yani ben şundan korkarım: Adeta Ankara halkı susuzluk çeksin diye sonuna kadar muslukları açıp, boş bırakırlarsa da artık bunlarla da karşılaşacağız diye tahmin ediyorum.
"HALKIN PARASINI KULLANIP, HALKA YALAN SÖYLEMEYİN"
Buradan bir kez daha çağrı yapıyorum: Nedir bu telaşınız? Şu anda Ankara'da tüm musluklardan su akıyor. Hiçbir tane kesinti yok. Telaş ne? Bu karalama kampanyasının mutlaka bir amacı olması lazım. O amacın ne olduğunu biliyoruz. Ve arkasında şunu söyleyecekler: Ankara'da salgın hastalık başlıyor. İnsanlar leğenle çamaşır yıkıyor. Şehir susuz kaldı gibi sahte haberlere bundan sonra hazır olun. Ama ASKİ Ankara Büyükşehir'e bağlı, o konuşan insanlar dahi, ilçe yöneticileri dahi hepsinin ne kadar su kullandığını görüyoruz. Hepsini dezenformasyondan halka panik yaratmaktan dolayı da götüreceğiz Savcılığa vereceğiz.
TRT'ye sesleniyorum veya İletişim Başkanlığı'na: Sizler 86 milyon vatandaşının vergileriyle yayın yapan bir kurumsunuz. Onlarla faaliyet yapıyorsunuz. Halkın parasını kullanıp, halka yalan söylemeye lütfen utanın. Haber merkezlerinde kurulan WhatsApp gruplarında 'Su akmayan çeşme bulun gidin oradan yayın yapın. Tankerle su verilen bir yer bulun. Ne pahasına olursa olsun görüntü çıkarın' şekilde talimatlar verildiğini bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? WhatsApp gruplarında bizi sevenler bu yazışmaları bize gönderiyorlar. Ve şimdi de bütün Türkiye biliyor. Şunu açıkça söylüyorum: O dosya haber yayınlandığı gün TRT hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulunacağım. Bu kadar da değil."
