Viktor Orbán nisanda kaybedebilir mi?

Son on beş yılda Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Avrupa’nın en güçlü siyasi figürlerinden biri olarak kendini kabul ettirdi. Ancak güçlü liderler de siyaset dinamikleri, ekonomik gerilemeler veya uluslararası ilişkilerdeki değişimlerden muaf değildir. Bugün bu üç alanın da değişiklik içinde olduğu bir dönemde, 12 Nisan’da yapılacak parlamento seçimleri öncesinde Orbán’ın iktidar üzerindeki hâkimiyetinin zayıfladığı görülüyor.

Eğer partisi Fidesz seçimi kaybederse, bunun sonuçları uzun süredir uluslararası siyasi eğilimlerin bir göstergesi olarak görülen Macaristan’ın çok ötesine uzanacaktır. Donald Trump ABD’de siyasi sahneye çıkmadan önce bile Orbán’ın Macaristan’ı, popülist illiberalizmin ve yeni aşırı sağın yükselişinin habercisi olmuştu. Güçlü lider yönetimlerini önlemek veya onlardan kurtulmak isteyen herkes bu seçimi yakından izleyecek.

Macaristan’daki seçim kampanyası şimdiden önemli dersler sunmuş durumda. Bunlardan ilki, Macaristan gibi “seçimli otokrasi” olarak tanımlanan bir ülkede bile geleneksel siyasetin hâlâ önemini koruduğu gerçeği. Siyasi beceri ve taban mobilizasyonu dengeleri değiştirebilir ve yenilmezlik algısına meydan okuyabilir. Orbán’ın karizması ve siyasi yeteneği onu Avrupa’nın en uzun süre görev yapan liderlerinden biri haline getirdi. Ancak karizmatik liderler, aynı derecede karizmatik rakipler karşısında savunmasız olabilir. Orbán’ın karşısındaki isim de tam olarak böyle biri: Péter Magyar.

Eski bir Fidesz üyesi olan Magyar, muhalefetteki Tisza (Saygı ve Özgürlük) partisinin lideri olarak Macar siyasetini altüst etti. Orbán’a kendi yöntemleriyle meydan okuyor. Bu da Orbán’ın “Avrupa değerlerini cesurca savunan özgürlük savaşçısı” şeklindeki siyasi markasının giderek sorgulanmasına yol açabilir.
Magyar’ın deneyimi Orbán’a kıyasla sınırlı olsa da, deneyimli bir siyasetçi gibi hareket ediyor. Orbán yönetimindeki zayıf taraflarını gündeme taşıdı; özellikle altyapının kötü durumu ile sağlık ve eğitim sektörlerindeki gerilemeye dikkat çekti. Bu alanlar, iktidarın kültürel savaşlarına ve dış politikaya aşırı odaklanması nedeniyle uzun süredir ihmal edilmiş durumda. Ayrıca yüzlerce yüz yüze temasla disiplinli bir kampanya yürüterek aktif ve coşkulu bir seçmen tabanı oluşturmayı başardı.

Ancak yetenekli bir rakibin yükselişi hikâyenin yalnızca yarısı. İkinci önemli ders, çok güçlü liderlerin bile ekonomiyi görmezden gelemeyeceğidir. Pandemiden önce Macaristan’ın yıllık GSYİH büyümesi ortalama %3.6 düzeyindeydi (bunda Avrupa Birliği uyum fonlarının düzenli katkısı önemli rol oynadı). Bu durum Orbán’a yaşam standartlarının kendi yönetimi altında sürekli yükseldiğini iddia etme fırsatı verdi. Ancak pandemiden beri büyüme neredeyse durma noktasına geldi; 2025’te yalnızca %0.4 olarak gerçekleşti. Bu oran hem AB ortalamasının hem de hükümetin başlangıçtaki %3.4’lük hedefinin oldukça altında.

Beklendiği üzere Orbán korku söylemini arttırdı ve Magyar liderliğindeki bir hükümetin Macarları ve paralarını Ukrayna’daki savaşa göndereceğini iddia etti. Ancak belirleyici mesele ekonomi olmaya devam ediyor. Özellikle işçi sınıfı ve pratik nedenlerle geleneksel olarak Fidesz’i destekleyen sınırlı orta sınıf kesimi ağır darbe aldı. 2015 ile 2024 arasında tüketici fiyatları %66 arttı; bu, Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki en hızlı artış. Bu koşullarda en karizmatik liderin bile seçmeni memnun etmesi zor olur.
Son ders ise Macaristan’daki seçim kampanyasının gerçekleştiği uluslararası bağlamla ilgili. Avrupa liderleri, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşından yorgun düşmüş ve Trump’ın Venezuela’ya müdahalesi ile Grönland’a yönelik planlarından endişe duymuş durumda. Bu nedenle yeni bir stratejik yaklaşım geliştirmek ve askeri kapasitelerini ile güvenlik altyapılarını güçlendirmek için çaba gösteriyorlar. Öte yandan Avrupa’daki aşırı sağ da kendi ittifaklarını kurmaya çalışıyor ve ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS), Trump yönetiminin kime destek verdiği konusunda pek az şüphe bırakıyor.

Bu nedenle kampanya dinamikleri ve ekonomik durum Magyar’ın lehine görünse de, daha geniş jeopolitik koşullar Trump’ın sadık destekçisi olan Orbán’a avantaj sağlayabilir. Bununla birlikte Trump’ın yeniden iktidara gelişi Orbán’a beklenen faydayı getirmiş değil. Macaristan da Avrupa Birliği’nin geri kalanı gibi Trump’ın gümrük tarifelerinden ve bunun yarattığı belirsizlikten etkilendi. Ayrıca Biden yönetimi tarafından sonlandırılan ABD-Macaristan çifte vergilendirme anlaşması da yeniden yürürlüğe konmuş değil. Orbán’ın geçen yıl Beyaz Saray ziyareti sırasında güvence altına aldığını düşündüğü 20 milyar dolarlık ABD kredi limiti ise görünüşe göre gerçekleşmedi.

Bununla birlikte, Macaristan açısından çıkarlar sınırlı olsa bile Trump yine de Orbán’a kişisel olarak destek sağlayabilir. Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, Macaristan’ı MAGA’nın Avrupa Birliği’nden koparmayı umduğu ülkeler arasında sayıyor. Bu da yaklaşan seçimlerde yalnızca Rusya’nın değil, ABD’nin de müdahale edebileceği ihtimalini akla getiriyor. Ancak Trump’tan gelecek herhangi bir desteğin karşılıksız olması beklenmiyor. Orbán şimdiden küçük modüler nükleer reaktörler de dâhil olmak üzere 20 milyar dolara kadar ABD enerji ürünleri satın alma sözü verdi.

Şimdilik Magyar ve partisi, öfke ile umut karışımının yarattığı güçlü ivmeyle yarışta önde görünüyor. Ancak güçlü liderler iktidarı korumak için her yolu denemekten geri durmaz ve Orbán’ın da elinde yeni hamleler olduğu kesin. 2008’de Vladimir Putin’in Kremlin’e bir dönemliğine Dmitri Medvedev’i atamasından yapay zekâ üretimi dezenformasyonla bilgi alanını doldurmaya kadar Orbán’ın sahayı kendi lehine çevirebileceği pek çok araç bulunuyor.

Sonuç ne olursa olsun, Macaristan’daki seçim yakından izlenecek. Eğer Péter Magyar kazanırsa, izlediği strateji başkaları için de bir model sağlayabilir.

*Zselyke Csaky, Centre for European Reform’da kıdemli araştırma görevlisi ve Freedom House’un eski araştırma direktörüdür.

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.