Televizyon izleyicisinin merakla beklediği ABİ dizisi, nihayet seyirciyle buluşarak Kenan İmirzalıoğlu ve Afra Saraçoğlu gibi dev isimleri aynı projede bir araya getiriyor.
ATV ekranlarında yayın hayatına başlayan ve ABİ dizisi konusu ile dikkat çeken yapım, hem sosyal medyada hem de eleştirmenler nezdinde ABİ dizisi oyuncuları performanslarıyla geniş yankı uyandırıyor.
Yapılan ABİ dizisi yorumları, projenin senaryo matematiği, ABİ dizisi ne zaman yayınlandığı ve kurgusal tercihleri üzerine yoğunlaşıyor.
Kenan İmirzalıoğlu yeni dizisi ile setlere dönerken, izleyiciler Afra Saraçoğlu ABİ performansını da adım adım takip ediyor.
ATMOSFER YERİNE YILDIZ OYUNCU ODAKLI AÇILIŞ
Akademisyen Prof. Dr. Ayşe Naz Bulamur'un T24'teki yazısına göre, dizinin açılışında tercih edilen ameliyat sahnesi, hikayenin atmosferini ilmek ilmek işlemekten ziyade başrol oyuncusunu bir an önce izleyiciyle buluşturma acelesini hissettiriyor.
Ameliyat masasında kanlar içinde yatan küçük kız çocuğu görüntüsü vicdanları sızlatsa da, henüz tanınmayan bir karakter üzerinden hikayeye duygusal bağ kurmak zorlaşıyor.
Bu sahne, dramatik yapıyı kurmaktan çok, yıllardır ekranlardan uzak kalan Kenan İmirzalıoğlu'nun dönüşünü kutlayan bir araç işlevi görüyor.

DİDAKTİK SÖYLEMLER VE TEKRAR EDEN MESAJLAR
Dizinin giriş bölümü, hikayenin temel çatısını kurmak yerine doğrudan toplumsal mesaj verme kaygısı güdüyor.
Yaralı kız çocuğunun bir düğünde sıkılan kurşunla vurulması üzerine Doktor Doğan, bireysel silahlanma ve maganda kurşunu gerçeğine isyan ediyor.
Ancak bu haklı isyan, karakterin kendi kız kardeşinin düğününde benzer görüntülerin yaşanmasıyla tekrara düşüyor.
Senaryo, izleyiciye karakterleri ve aralarındaki çatışmayı sindire sindire anlatmak yerine, didaktik bir dille ders vermeyi seçiyor.
YARGI DİZİSİYLE KIYASLAMA VE ATMOSFER EKSİKLİĞİ
Başarılı senaryo örneklerinde toplumsal eleştiriler, hikayenin doğal akışı içine yedirilir.
Örneğin bir kadın cinayetiyle başlayan Yargı dizisi, ilk sahneden itibaren izleyiciye hocalık taslamak yerine, öncelikle atmosferi ve karakterleri benimsetmişti.
ABİ dizisinde ise Doğan'ın yıllardır görüşmediği babasını ameliyat ettiği sahneyle açılış yapılması, Hancıoğlu ailesinin karanlık geçmişine ve baba-oğul gerilimine daha hızlı odaklanılmasını sağlayabilirdi.
Mevcut kurguda, tıbbi tahliller ve operasyon sırasındaki telefon trafiği, dizinin ana meselesini yansıtmakta yetersiz kalıyor.

KUSURSUZ KAHRAMAN PORTRESİ VE İZMİR DETAYI
Doğan karakteri; suçlu babasını ve bu duruma boyun eğen annesini terk ederek yerleştiği İzmir'de adeta güneş gibi doğan kusursuz bir profil çiziyor.
Hayat kurtaran, hastaları tarafından el üstünde tutulan ve senaryonun merkezinde parlayan bir yıldız olarak kurgulanıyor.
Bu durum, karakterin insani derinliğini ve içsel çatışmalarını gölgeleyerek, onu sadece senaryoyu aydınlatmakla görevli bir figüre dönüştürüyor.
YAŞ FARKI TARTIŞMASI VE TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ
Dizinin başrol karakterleri arasındaki yaş farkı, senaryo içinde açıkça dile getirilerek meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
50'li yaşlarındaki Doğan ile genç avukat Çağla arasındaki ilişki, 'körpe' ve 'olgunlaşmamış' gibi ifadelerle tanımlanıyor.
Kariyerinin zirvesindeki cerrahın, genç meslektaşının davayı üstlenmesini istememesi, toplumsal cinsiyet rollerine dair tartışmalı bir zemin yaratıyor.
Doğan'ın halasının, "Erkeğin yaşı olmaz" çıkışı ve Çağla'nın arkadaşının 'koruyup kollayan erkek' fantezisini destekleyen sözleri, erkeklerin yaşsız kabul edilirken kadınların yaş üzerinden değerlendirilmesi çelişkisini gözler önüne seriyor.
Benzer bir durum, RU dizisinde Meryem Uzerli'nin kendisinden genç partneriyle olan ilişkisinde eleştiri konusu olmuştu.

GERİYE DÖNÜŞ TEKNİĞİNİN YERSİZ KULLANIMI
Dizi, sinema ve televizyonda sıkça başvurulan 'flashback' (geriye dönüş) tekniğinin hatalı kullanımına dair bir örnek teşkil ediyor.
Ünlü senarist Levent Kazak'ın derslerinde, "Sıkıştıkça flashback'e kaçtı demesinler" uyarısını hatırlatan bir kurgu anlayışı hakim.
ABİ dizisinde karakterlerin çocukluğuna yapılan dönüşler, hikayenin akışını güçlendirmekten ziyade zaman doldurma aracı olarak kullanılıyor.
Türk televizyon tarihinde bu tekniği en iyi kullanan yapımlardan biri olan Ezel dizisinin aksine, buradaki geçişler anlatım bütünlüğünü zedeliyor.
EKRANLARDA MAFYATİK DOKTOR MODASI
Son dönem dizilerinde 'mafyatik cerrah' tiplemeleri bir trend haline gelmiş durumda.
Halef dizisindeki Serhat karakteri gibi, ABİ dizisindeki Doğan da kan davasından kaçıp doktorluğu seçen ancak geçmişinden kurtulamayan bir figür.
Günümüz dizilerinde doktor karakterleri sadece tıbbi yetkinlikleriyle değil, aynı zamanda dövüş tekniklerindeki uzmanlıklarıyla da resmediliyor.
Eğitimli kabadayı profili, ekranlarda giderek daha fazla talep görüyor.

KARİKATÜRİZE TİPLEMELER VE İNANDIRICILIK SORUNU
ABİ dizisi, karakter inşası konusunda stereotiplere sıkışıp kalıyor.
Sürekli acımasız davranan baba, kocasına itaat eden ağlak anne ve birbirinden ayırt edilmesi güç kötü karakterler, derinlikten yoksun bir tablo çiziyor.
Özellikle Çağla'nın abisi gibi gördüğü Behram karakteri, abartılı tavırları ve karikatürize edilmiş yapısıyla inandırıcılıktan uzaklaşıyor.
YILDIZ OYUNCU SENARYOYU KURTARABİLİR Mİ?
Dizi, Kenan İmirzalıoğlu hayranlarının özlemini gidermeyi hedeflese de, bir yapımın başarısı için sadece yıldız oyuncuların varlığı yeterli olmuyor.
Geçmişte Engin Akyürek gibi güçlü isimlerin yer aldığı bazı projelerin (örneğin kısa süren Bereketli Topraklar gibi işler) ekran ömrünün kısa olması, bu durumun en somut göstergesi.
ABİ dizisi, güçlü ve tutarlı bir senaryo olmadan, sadece oyuncu performanslarının diziyi kurtarıp kurtaramayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Televizyon, dijitale 'Dur' dedi, reytingler coştu! Günlük izleme ortalaması 5 saati ilk kez aştı
