Derin denizlerin gizemli dünyası, insanoğlunun hayal gücünü zorlayan canlı türlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu türlerin en şaşırtıcı olanlarından biri kuşkusuz Macropinna Microstoma, yani bilinen adıyla "Fıçı Gözlü Balık". Yüzlerce metre derinlikte, güneş ışığının neredeyse hiç ulaşmadığı bölgelerde hayatta kalmak için evrimleşen bu balık, dünyayı kafasının içinden izliyor. Şeffaf kafa yapısı ve ultra hassas göz sistemiyle bu canlı, derinliklerdeki yaşam savaşında doğanın sunduğu en radikal çözümlerden birini temsil ediyor.
KAFASININ İÇİ GÖRÜNÜYOR
Macropinna Microstoma’nın en dikkat çekici özelliği, baş kısmının tamamen şeffaf, sıvı dolu bir dokuyla kaplı olmasıdır. İlk bakışta bir kurgu karakterini andıran bu balık, bu şeffaf "kubbe" sayesinde dış dünyadan gelen en zayıf ışık hüzmelerini bile doğrudan algılayabiliyor. Balığın burnunun hemen üzerinde görülen iki küçük delik sanılanın aksine gözleri değil, koku alma organlarıdır. Asıl gözleri ise o şeffaf dokunun tam içinde, korunaklı bir şekilde yer alıyor.

YUKARIYI GÖREN TELESKOPİK GÖZLER
Bu nadir derin deniz balığının gözleri, tıpkı bir teleskop gibi yukarıya bakacak şekilde konumlanmıştır. Parlak yeşil lenslere sahip olan bu gözler, yukarıdan süzülen avların siluetlerini karanlıkta fark etmek için özelleşmiştir. Ancak Macropinna Microstoma’nın asıl mucizesi burada bitmiyor, balık avını yakalamak için yatay pozisyona geçtiğinde, başının içindeki bu boru şeklindeki gözler öne doğru dönebiliyor. Bu yetenek, balığın hem yukarıdaki avları takip etmesini hem de önündeki yiyeceği net bir şekilde görmesini sağlıyor.
ZİFİRİ KARANLIKTA HAYATTA KALMA STRATEJİSİ
Deniz seviyesinden 600 ile 800 metre derinlikte yaşayan bu canlı için ışık, hayati bir önem taşıyor. Şeffaf kafası, mevcut olan her bir fotonu toplamak için dev bir mercek görevi görüyor. Avcılarından korunmak ve avını gafil avlamak için geliştirdiği bu sistem, derin denizin aşırı basınçlı ve karanlık ortamında ona benzersiz bir avantaj sağlıyor. Bilim insanları, bu balığın kafa yapısının, hassas gözleri deniz analarının yakıcı kapsüllerinden korumak için de evrimleşmiş olabileceğini düşünüyor.
