Kastamonu’da yaşayan iki çocuk annesi Çile Öztürk, 2012 yılında hobi amaçlı tanıştığı ahşap oyma sanatını, 14 yıllık bir emeğin sonunda ticari bir başarıya dönüştürdü. Kendi atölyesinde üretim yapan Öztürk; kapı, masa, sehpa ve sandık gibi mobilyaları geleneksel motiflerle işleyerek hem kültürel mirası koruyor hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor.
SABIR VE EL İŞÇİLİĞİNİN BULUŞTUĞU ATÖLYE
Üretim sürecinin merkezinde sabrın yer aldığını vurgulayan Çile Öztürk, ahşap oymanın sadece bir el becerisi değil, aynı zamanda bir ruh disiplini olduğunu ifade etti. Öztürk, çalışma felsefesini şu sözlerle özetledi:
"Ahşap oyma ruhun elle birlikte çalışmasıdır. El becerisi ister ama en çok da sabır ister. Ahşap oyma insana sabrı öğretir. Her kesik ustalığın izini taşır. Ahşap; sabır ve el becerisinin dansıdır, ağaçtan gelen ilham elde hayat bulur."

EŞİYLE BİRLİKTE TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINA ÜRETİM YAPIYOR
Öztürk’ün başarı hikayesinde eşiyle kurduğu iş birliği önemli bir rol oynuyor. Atölyedeki iş bölümünde eşi mobilyaların iskelet ve teknik aksamlarını hazırlarken, Çile Öztürk sanatsal dokunuşları ve oyma işlemlerini gerçekleştiriyor.
Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait motiflerin yoğun ilgi gördüğünü belirten usta sanatçı, Türkiye geneline gönderim yaptıklarını ifade etti.

"KADIN İSTERSE BAŞARAMAYACAĞI İŞ YOKTUR"
Mesleğe ilk başladığında "zor iş" olduğu gerekçesiyle çevresinden olumsuz tepkiler aldığını belirten Öztürk, bugün gelinen noktada takdir toplamanın gururunu yaşıyor.
İlk profesyonel adımını katıldığı bir ahşap fuarında sergilediği küçük sandıkların tamamını satarak atan Öztürk, kadınlara şu çağrıda bulundu:
"Ev hanımlarımıza diyorum ki denesinler, kendilerini geliştirsinler. Kadın isterse başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Ahşap oyma benim için bir terapi gibi. Ömrüm yettiği sürece bu sanatı yapmaya devam edeceğim."

