Prenses Diana, İngiliz Kraliyet Ailesi'ne katıldığı andan itibaren, geleneksel beklentilerin kalıplarına sığmayı reddeden bir figürdü. O, sadece bir prenses değil, aynı zamanda sarayın getirdiği katı kuralları ve duygusal mesafeyi aşarak halkla doğrudan bağ kuran, modern bir kadındı. Hayatı boyunca Kraliyet Protokolü'nü defalarca hiçe sayan Diana, çocuk yetiştirme yöntemlerinden moda seçimlerine, hatta evlilik yeminine kadar her alanda kendi insancıl çizgisini çizdi. Bu başkaldırı ve özgürlük arayışı, ona küresel bir sevgi kazandırırken, aynı zamanda monarşi içindeki yalnızlığını derinleştirdi ve trajik sonunun bir nevi bedeli oldu. İşte Diana'nın 'altın kafesten' çıkmak için attığı, Kraliyet tarihine damga vuran 16 adım...
DİANA'NIN KRALİYET PROTOKOLÜNÜ İHLAL ETTİĞİ 16 KURAL
Diana'nın kraliyet beklentilerine ve geleneklere meydan okuyarak kendi yolunu seçtiği anlar:

ANNE VE EŞ OLARAK YAPTIĞI DEĞİŞİKLİKLER
Çocuklarının İsimlerini O Seçti: Kraliyet geleneğinde isimlerin genellikle kraliçe tarafından onaylanması beklenirken, Diana çocuklarının isimlerini bizzat kendisi belirledi.
Çocuklarını Devlet Okullarına Gönderdi: Prens William ve Prens Harry'yi saray eğitimi yerine halka açık devlet okullarına göndererek Kraliyet çocukları için alışılmadık bir karar aldı.
Çocuklarını Hastanede Doğuran İlk Kişi Oldu: Geleneksel olarak sarayda yapılan doğumlar yerine, çocuklarını hastanede dünyaya getiren ilk Kraliyet mensubu oldu.
Çocuklarını Kraliyetten Uzak Bir Hayata Maruz Bıraktı: Çocuklarını eğlence parklarına ve halkın arasına çıkararak onlara daha 'normal' bir çocukluk yaşatmaya çalıştı.
Uluslararası Turlarına Çocuklarını Da Götürdü: Kraliyet turnelerinde çocukların geride bırakılması yaygınken, Diana onları resmi gezilerine dahil etti.
Kendi Yeminlerini Yazdı Ve Prens Charles'a İtaat Edeceğine Dair Yemin Etmedi: Düğün yemin metninden 'itaat etmek' kelimesini çıkararak Kraliyet eşlerinin geleneksel yeminini değiştiren ilk kişi oldu.

KİŞİSEL İMAJ VE TARZ İHLALLERİ
Sadece Soluk Veya Nötr Renklere İzin Verilmesine Rağmen Kırmızı Oje Sürdü: Kırmızı oje, Kraliyet protokolüne göre 'cesur' ve uygunsuz kabul edilirken, Diana bu kuralı hiçe saydı.
Diz Üstü Ve Düşük Kesimli Elbiseler Giydi: Kraliyet mensuplarından beklenen daha muhafazakar giyim tarzının aksine, cesur ve trendlere uygun, açık dekolteli elbiseler tercih etti.
İstediği Zaman Siyah Elbise Giydiği (bu Renk Sadece Cenaze İçin Giyilir): Siyah, Kraliyet protokolünde genellikle sadece yas ve cenaze törenleri için ayrılmış bir renkken, Diana siyahı sosyal etkinliklerde de kullandı.
"Cesur" Giysiler Giydi: Moda seçimlerinde risk alarak ve o dönemde skandal yaratan "İntikam Elbisesi" gibi cesur parçalar giyerek dikkatleri üzerine çekti.
Kamusal Alanda Rahat Kıyafetler Giydi: Resmi olmayan zamanlarda, halkın arasında spor şortları ve sweatshirt gibi rahat, sıradan kıyafetler giyerek Kraliyet üyelerinden beklenen resmiyetten uzaklaştı.

HALKA YAKINLIK VE AKTİVİZM
Kamusal Etkinliklerde Eldiven Takmayı Reddetti: Halkla doğrudan temas kurmayı tercih ederek, geleneksel olarak Kraliyet üyelerinin halkla arasına mesafe koymak için taktığı eldiveni reddetti.
Prens Harry'nin Okulundaki Bir Yarışta Yalınayak Ve Etekle Koştu: Çocuklarının hayatına aktif olarak katılım gösterdiğini ve resmiyeti umursamadığını gösterdi.
Hayatını Tehlikeye Atarak Mayın Tarlasına Girdi: Mayın yasağı kampanyasına dikkat çekmek için, kişisel risk alarak mayın temizleme alanlarını ziyaret etti ve küresel aktivizme öncülük etti.

EVLİLİK VE ÖZEL HAYAT İFŞASI
Bir Röportajda Evlilik Sorunlarını Kamuoyuna Açıkladı : Kraliyet üyeleri için en büyük protokol ihlali sayılan, evlilik sorunları ve özel yaşam detaylarını kamuoyuyla paylaşarak sarayın duvarlarını yıktı.
Nişan Yüzüğünü Bir Katalogdan Seçti: Geleneksel olarak özel tasarım veya aile yadigarı olması beklenen nişan yüzüğünü, herkesin erişebileceği bir katalogdan seçerek Kraliyet ayrıcalıklarına meydan okudu.
