Türkiye müzik endüstrisi, dijitalleşmenin etkisiyle tarihinin en hızlı büyüme dönemlerinden birini yaşarken, sektör temsilcileri büyümenin sürdürülebilirliği için telif sisteminde kapsamlı bir güçlendirme çağrısı yaptı.
Dünya Fikri Mülkiyet Günü kapsamında MESAM, MSG ve MÜYAP tarafından düzenlenen basın toplantısında, Türkiye müzik sektörünün 2024-2025 dönemine ilişkin verileri kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıda açıklanan rakamlar, Türkiye’nin artık yalnızca bölgesel ölçekte değil, küresel müzik ekonomisinde de dikkat çeken pazarlardan biri haline geldiğini ortaya koydu.
Ancak toplantının ana mesajı yalnızca büyüme olmadı. Sektör temsilcileri; dijital platform gelirleri, radyo-TV lisanslamaları, yapay zekâ üretimi müzikler, “royalty-free” içerikler, sahte dinlenmeler ve mevcut telif mevzuatındaki eksikliklerin Türkiye müzik ekonomisinin önündeki en önemli başlıklar olduğunu ifade etti.
TÜRKİYE DÜNYA SIRALAMASINDA 9 BASAMAK YÜKSELDİ
IFPI 2026 Küresel Müzik Raporu’na göre Türkiye, dünya kayıtlı müzik pazarında 24. sıraya yükseldi. Böylece Türkiye, bir önceki yıla kıyasla 9 basamak birden ilerlemiş oldu.
2025 yılı itibarıyla Türkiye’de toplam kayıtlı müzik geliri 144,3 milyon dolara ulaştı. Yıllık büyüme oranı ise yüzde 60,1 olarak kaydedildi.
Bu oran, dünya ortalaması olan yüzde 6,4’ün yaklaşık 10 katına karşılık geliyor. Avrupa ortalamasının yüzde 5,6 seviyesinde kaldığı dikkate alındığında, Türkiye’nin müzik sektöründeki büyüme hızı daha da belirginleşiyor.
Açıklanan verilere göre Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa bölgesinin ana büyüme motorlarından biri haline geldi. Bölgede ikinci sırada yer alan Romanya’nın büyüme oranı dahi Türkiye’nin gerisinde kaldı.
BÜYÜMENİN MERKEZİNDE STREAMİNG VAR
Türkiye’de kayıtlı müzik gelirlerinin büyük bölümü dijital platformlardan geldi. Verilere göre gelirlerin yüzde 59,7’sini ücretli abonelikler, yüzde 27,4’ünü ise reklam destekli streaming gelirleri oluşturdu.
2025 yılında ücretli abonelik gelirleri 86,2 milyon dolara çıkarak yüzde 72,6 büyüdü. Reklam destekli ses streaming gelirleri 16,4 milyon dolar, reklam destekli video streaming gelirleri ise 23,1 milyon dolar oldu.
Toplam streaming geliri 125,7 milyon dolara ulaşırken, bu alandaki büyüme yüzde 58,5 olarak gerçekleşti.
Sektörde yalnızca dijital gelirler değil, fiziksel formatlar da dikkat çekici bir artış gösterdi. Fiziki satışlar 2,1 milyon dolara çıkarken büyüme oranı yüzde 129,6 oldu. Özellikle plak satışlarındaki yükseliş, fiziksel müzik formatlarına yönelik ilginin yeniden canlandığını gösterdi.
ESER SAHİPLERİNE 2,1 MİLYAR TL’NİN ÜZERİNDE DAĞITIM
MESAM ve MSG tarafından paylaşılan verilere göre, eser sahiplerine yapılan telif dağıtımlarında da tarihi seviyelere ulaşıldı.
2025 yılı itibarıyla toplam üye sayısı 27 bin 327’ye çıktı. Lisanslama gelirleri 2 milyar 545 milyon 823 bin 690 TL olarak açıklanırken, eser sahiplerine dağıtılan tutar 2 milyar 117 milyon 357 bin 524 TL oldu.
Lisanslı mecra sayısı ise 25 bin 419’a ulaştı.
Bu tablo, Türkiye’de müziğin ekonomik değerinin daha görünür hale geldiğini ortaya koyarken, sektör temsilcileri lisanssız kullanımların hâlâ önemli bir sorun olduğuna dikkat çekti.
MÜYAP VERİLERİ: TEKLİ ÜRETİMİ 16 BİNİ AŞTI
Bağlantılı haklar alanında faaliyet gösteren MÜYAP da 2025 yılı verilerini kamuoyuyla paylaştı.
220 yapımcı üyeye sahip MÜYAP’ın lisanslama gelirleri 569 milyon 354 bin 511 TL olarak açıklandı. Toplam sözleşme sayısı 25 bin 635’e ulaştı.
2025 yılında 4 bin 197 albüm, 16 bin 843 tekli üretildi.
Bandrol verileri de fiziki pazarın yeniden hareketlendiğini gösterdi. MÜYAP üyeleri için 57 bin 495 CD ve 939 bin 605 plak olmak üzere toplam 997 bin 100 bandrol alındı. Üye olmayan yapımcılar için ise 15 bin 200 CD ve 136 bin 857 plak bandrolüyle toplam sayı 152 bin 57 oldu.
RECEP ERGÜL: “TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ BİR NOKTAYA GELDİ”
MESAM Başkanı Recep Ergül, toplantıda yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin fikri mülkiyet alanında önemli bir dönüşüm geçirdiğini söyledi.
Ergül, geçmişte küresel dijital platformların Türkiye’yi düşük gelirli pazar olarak gördüğünü, ancak MESAM, MSG ve MÜYAP’ın ortak mücadelesiyle bu algının değiştiğini belirtti.
Türkiye’nin artık gelişmiş ülkelerle benzer seviyelerde gelir elde etmeye başladığını ifade eden Ergül, telif meselesinin yalnızca dijital platformlarla sınırlı olmadığını vurguladı.
Ergül’e göre radyo, televizyon, oteller, restoranlar, kafeler, barlar, kuaförler, güzellik merkezleri, toplu taşıma araçları ve müziğin ticari amaçla kullanıldığı tüm alanlar lisanslama sisteminin parçası olmalı.
FERHAT GÖÇER: “DİJİTALDE ÜZERİMİZDE DİYET POLİTİKASI UYGULANIYOR”
MSG Başkanı Ferhat Göçer ise Türkiye müzik sektörünün en büyük gelir kayıplarını radyo-TV ve dijital yayıncılık alanlarında yaşadığını söyledi.
Göçer, küresel şirketlerin Türkiye’ye yönelik yaklaşımını eleştirerek, ülkenin coğrafi ve kültürel konumu itibarıyla daha yüksek gelir elde etmesi gerektiğini ifade etti.
İstanbul’un dünya müziğinde en önemli şehirlerden biri olduğunu belirten Göçer, buna rağmen Türkiye’de müzik üreticilerinin düşük ücretlerle karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Göçer, “En büyük sıkıntımız dijitalde üzerimizde uygulanan diyet politikasıdır. Plak şirketlerimiz değer kaybediyor” değerlendirmesinde bulundu.
YAPAY ZEKÂ MÜZİKLERİ TELİF HAVUZUNU TEHDİT EDİYOR
Toplantının en kritik başlıklarından biri de yapay zekâ oldu.
Paylaşılan uluslararası verilere göre, Deezer’e her gün 75 binden fazla tamamen yapay zekâ üretimi eser yükleniyor. Bu içerikler toplam yüklemelerin yüzde 44’ünü oluşturuyor.
Ayrıca bu içeriklere yönelik dinlemelerin yüzde 85’inin sahte ya da manipülatif olduğu belirtiliyor. Spotify’ın son 12 ayda 75 milyondan fazla spam niteliğinde yapay zekâ üretimi eseri platformdan kaldırdığı da toplantıda aktarılan veriler arasında yer aldı.
Sektör temsilcilerine göre bu tablo, gerçek sanatçıların gelirlerinde azalmaya, telif havuzunun seyrelmesine, algoritmik manipülasyonlara ve lisanslama sisteminin zayıflamasına yol açabilir.
Özellikle otel, restoran ve kafe gibi HORECA alanlarında kullanılan “royalty-free” yapay zekâ müziklerinin de yeni bir telif riski oluşturduğu ifade edildi.
FSEK İÇİN GÜNCELLEME ÇAĞRISI
MESAM, MSG ve MÜYAP temsilcileri, mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun dijital dönüşüm ve yapay zekâ çağının ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde güncellenmesi gerektiğini vurguladı.
Sektörün önerileri arasında, yapay zekâ eğitiminde kullanılan eserler için hak sahiplerine ödeme yapılması, yapay zekâ çıktılarının lisans kapsamına alınması, genişletilmiş toplu lisanslama modelinin uygulanması ve sahte dinlenmelere karşı zorunlu denetim mekanizmalarının kurulması yer aldı.
Ayrıca radyo-TV ve dijital yayıncılıkta gelir paylaşımı modeline geçilmesi, tek elden lisanslama sisteminin yaygınlaştırılması ve etkin denetim altyapısının oluşturulması gerektiği belirtildi.
KÜRESEL MÜZİK EKONOMİSİ 30 MİLYAR DOLARI AŞTI
Toplantıda küresel müzik pazarına ilişkin veriler de paylaşıldı.
CISAC 2024 verilerine göre küresel eser sahibi telif gelirleri yüzde 6,6 artarak 13,97 milyar Euro’ya ulaştı. Yalnızca müzik telif gelirleri ise yüzde 7,2 artışla 12,59 milyar Euro seviyesine yükseldi.
Müzik, toplam telif gelirlerinin yüzde 90’ını oluşturarak yaratıcı endüstrilerin en güçlü alanlarından biri olmayı sürdürdü.
IFPI 2026 Küresel Müzik Raporu’na göre ise küresel kayıtlı müzik gelirleri ilk kez 30 milyar dolar barajını aşarak 31,7 milyar dolara çıktı. Streaming gelirleri toplam pazarın yüzde 69,6’sını oluşturdu.
ORTAK MESAJ: MÜZİĞİN EKONOMİK DEĞERİ KORUNMALI
Toplantıda MESAM, MSG ve MÜYAP’ın ortak mesajı, müziğin yalnızca kültürel bir üretim değil, aynı zamanda ekonomik bir değer ve yaratıcı emeğin temel alanlarından biri olduğu yönünde oldu.
Sektör temsilcileri, Türkiye’nin yakaladığı büyüme ivmesinin kalıcı hale gelmesi için telif haklarının korunması, lisanslama altyapısının güçlendirilmesi, dijital platformlarla daha adil gelir modellerinin kurulması ve yapay zekâ kaynaklı risklere karşı hızlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye müzik sektörü, veriler bakımından küresel ölçekte güçlü bir çıkış yakalamış görünse de sektörün önündeki temel soru değişmiş değil: Bu büyüme, yaratıcı emeği koruyan güçlü bir telif sistemiyle desteklenmezse kalıcı olabilir mi?
