Manisa Demirci’ye bağlı Sevinçler Mahallesi’nde bağbozumu sonrası pekmez telaşı başladı. Çocuk yaşşlardan beri bağcılık yapan 86 yaşındaki Himmet Taş, eşi, çocukları ve komşularıyla beraber geleneksel pekmez üretim geleneğini sürdürüyor. Zirai ilaç kullanmadan, hayvansal gübreyle yetiştirilen kara üzümler, mahallelinin ortak emeğiyle şifalı pekmez halini alıyor.
Bağlardan toplanarak çuvallara konulan üzümler önce imece usulü ile eziliyor. Çıkarılan üzüm suyu süzüldükten sonra tortunun dibe çökmesi için “pekmez toprağı” olarak bilinen beyaz toprakla dinlendiriliyor. Sonrasında odun ateşinde dev kazanlara alınan şıra, aktarma yöntemi ve kaşık testiyle kıvam kontrolü yapılarak saatlerce kaynatılıyor. Şişelere alınan doğal pekmezler Manisa, İzmir ve Alaşehir başta olacak şekilde Türkiye’nin çeşitli yerlerine gönderiliyor.

“3 GÜNLÜK BİR SÜRECİ KAPSIYOR”
Pekmez yapmanın meşakkatli bir iş olduğunu belirten Himmet Taş, "Eylül ayının sonuna kadar üzümlerimizi kesip getiriyoruz. Çuvallarda ezdiğimiz suyun içine beyaz pekmez toprağı atıyoruz. Tortunun çökmesi ve kaynaması yaklaşık 3 günlük bir süreci kapsıyor. Üzümlerimizde kesinlikle zirai ilaç kullanmıyoruz, tamamen hayvansal gübre ile yetiştiriyoruz; Allah'ın verdiği nasiple bu işi sürdürüyoruz. Hazırladığımız pekmezler siparişe göre Alaşehir'e, Manisa'ya ve İzmir'e gönderiliyor. Kara üzüm pekmezi nezle ve öksürüğe şifadır. Pekmeze tahin katarsanız lezzeti daha da güzel olur” dedi.

“GELENEĞİ İMECE USULÜYLE YAŞATMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Ailelerinden devraldıkları geleneksel üretimi sürdürdüklerini söyleyen Cemile Taş da "Evvelden beri annemden, babamdan kalan bağımız var, bakımını yaparız ve üretimde kesinlikle zirai ilaç kullanmayıp hayvansal gübre tercih ederiz. Eskiden üzümleri eşeklerle, atlarla taşır, ellerimizle sıkarak pekmez yapardık. Şimdi işler biraz daha kolaylaştı. Eski yıllarda evlerde şeker bulunmadığında çaya bile pekmez katardık. Şimdi bu geleneği imece usulüyle yaşatmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
