Dr. Dilek Yeşilbaş’tan ezber bozan bir kitap: ‘Dört kapı bir oda’

Dr. Dilek Yeşilbaş’tan ezber bozan bir kitap: ‘Dört kapı bir oda’

Klinik Psikolog Dr. Dilek Yeşilbaş, Okuyan Us Yayınevi etiketiyle okurla buluşan yeni kitabı ‘Dört Kapı Bir Oda’da, bipolar bozukluğu tıbbi soğukluğun ötesine taşıyor. 18 yıllık mesleki tecrübesini ve gerçek hasta hikâyelerini harmanlayan Yeşilbaş, ruhsal rahatsızlıklara yönelik toplumsal ‘damgalamayı’ kırmayı hedeflerken; bipolar bireylerin ‘öcü’ olmadığını, aksine hayata estetikle bakan hassas ruhlar olduğunu vurguluyor.

Dr. Dilek Yeşilbaş, “Dört Kapı Bir Oda”da bipolar bozukluğu tıbbi terimlerin
ötesine taşıyarak insan hikâyeleriyle anlatıyor. Gerçek yaşam deneyimlerinden
süzülen bu kitap; damgalamayı kırmayı, yalnızlık duygusunu azaltmayı ve
okura “yalnız değilsin” diyebilmeyi amaçlayan samimi bir yolculuk sunuyor.

yeni-sablon-her-sey-1-1-1-52.jpg

Sizi bu kitabı yazmaya iten kişisel veya mesleki motivasyon neydi?

"Bir gün bir hasta geldi ve “Doktor Hanım, ben 18 yıldır sizin cümlelerinize tutunarak
hayata sarılıyorum,” dedi. Bu cümle kalbime girdiği andan itibaren, yolda olanın ve
yolda kalanın yoluna devam edebilmesine katkıda bulunmam gerektiğine inandım.
Destek olma motivasyonu ve heyecanı içimde büyüdü. Bu cümleyi herkes bilsin
istedim. Birbirimize bırakacağımız cümlelerle hayat kurtaran dokunuşlar yapabiliriz.
İnsanların tutunabileceği samimi cümleleri kâinata bırakmak istedim. Kelimelerin,
cümlelerin sihrine hep inandım. “Bir cümle belki gider birine daha derman olur,”
dedim.
Bana gelen insanların öncelikle insan olduklarını ve kendilerine ait biricik hikâyeleri
bulunduğunu hiç unutmadan mesleğimi yapmaya çalıştım. Yeri geldi, ağlayanla
ağladım. İnsan, birtakım tanı kategorileri ve hastalık isimleri arasına
sıkıştırılamayacak kadar muhteşem bir varlıktır. Bu kitapla, hastalarıma terimlerden
ve tanılardan ibaret olmadıklarını göstermek; sonrasında da bunu herkese ilan etmek
istedim."

HEKİMDEN DEĞİL, ÇEKENDEN DİNLEYİN

Peki bu kitap nasıl bir kitap?

"Ne kuru bir bilgi kitabı ne de yalnızca edebi yönü ağır basan hikâyelerden ibaret.
Bipolar bozuklukla ilgili doğruların ve doğru bilinen yanlışların insan hikâyeleri içine
harmanlandığı özgün bir eser diyebilirim. “Motivasyon neydi?” dediniz ya en başta…
Hani “derdinin dermanına giden yolu hekimden değil çekenden sor” derler ya; işte
insanlar dertlerinin yolunu hekimden değil çekenden dinlesinler istedim. Kitapta
geçen hasta hikâyeleri gerçek kahramanlarından dinlenmiştir ve anonimleştirilmiştir.
Yani kitabı okuyanlar hekimden değil, çekenden dinliyor olacaklar. Bu dünyada
hepimizin ortak temel ihtiyacı yalnız olmadığımızı bilmek. Hastalarım yalnız
olmadıklarını bilsinler istedim.

Kitapta Bipolar Bozukluğu sadece tıbbi bir tanı değil, yaşamın çeşitliliğinin bir
parçası olarak sunuyorsunuz. Bu bakış açısına ulaşmanızda hangi deneyimler
belirleyici oldu?

En çok kendi deneyimimden öğrendim. Hastalarımın hayat hikâyelerinden öğrendim.
Bugüne kadar getirdiğim kendi hayat hikâyemden öğrendim. Hayattaki
karşılaşmalardan öğrendim. Hastalarımı çok sevdim. Onları dinlerken insan
olduklarını, duyguları olduğunu, her birinin kendine özgü hikâyeleri bulunduğunu hiç
unutmadım. Yüzlerce hastanın hikâyesine eşlik etmek, bu çeşitliliği fark etmeme
sebep oldu.

Bipolar bozukluğu olan kişilere baktığınızda çok renkli kişiliklere sahip olduklarını
görürsünüz. Sanat yönleri gelişmiş, hayata incelikle ve estetikle bakan hassas ruhlu
insanlar olduklarını fark edersiniz. Sırf bu sebeple bir dönem basında “Ben bipolarım”
ifadesi popüler oldu. Bipolar olmak, çok renklilik ve üretkenlikle eşleştirildi.
İnsanız; çeşit çeşit, özgünüz. En çok kendi deneyimimden ve hastalarımın hayat
hikâyelerinden öğrendim."

yeni-sablon-her-sey-1-1-1-51-kopyasi-6.jpg

RUHSAL RAHATSIZLIKLARDA DAMGALANMA SORUNU

Sizce Türkiye’de ruhsal rahatsızlıklara yönelik en yaygın yanlış algı nedir?

"Tek bir cevabı olmayan güzel bir soru. Ruhsal rahatsızlığı olan insanların potansiyel
bir tehlike gibi görülmesinden, bunun bir eksiklik ya da kusur olarak algılanmasına
kadar uzanan geniş bir yelpaze var. Bana kalırsa damgalanma, ruhsal rahatsızlıklara
sahip insanların en büyük sorunu. Hiç kimse “Dahiliye doktoruna gittim, midem
rahatsızmış, diyabetim varmış,” demekten çekinmez. Ama “Bir süredir kötü
hissediyordum, bu yüzden psikiyatriste gittim,” demek cesaret ister. Diğeri rahatlıkla
ifade edilirken psikiyatriste gitmek çoğu zaman saklanır. Diğer tıbbi hastalıklar
kolaylıkla bir sohbet konusu olabilirken, ruhsal rahatsızlıklar çoğu zaman
konuşulmaz; ya da cümleler “Bir arkadaşım psikiyatriye gitmiş de şu ilacı vermişler,”
diye başlayıp devam eder (gülüyor). Bir diğer sorun, ruhsal rahatsızlıkların bir
eksiklik, bir kusur gibi görülmesi; sanki bir zekâ sorunuymuş gibi algılanmasıdır. Öte yandan insanlar ruhsal rahatsızlık isimlerini birbirlerine hakaret olarak kullanabiliyor.
Psikolojik rahatsızlıkları da tıpkı diğer bedensel rahatsızlıklar gibi görmediğimiz
sürece pek çok hasta tedaviden mahrum kalacak gibi görünüyor. Bu kitapla biraz da
bu damgalamayı kırmaya yönelik bir şeyler yapmaya çalıştım. Meseleyi insan olma
perspektifinden uzaklaştıkça sorunu çözmek de o kadar imkânsız hâle geliyor.
Bipolar bozukluğu olan hastalar öcü değildir. Zekâ geriliği olan, dengesiz, potansiyel
tehlikeli ya da suç unsuru olabilecek insanlar değildir. Uzak durulması gereken
insanlar hiç değildir."

DÖRT KAPI: İNSAN-I KÂMİLE GİDEN YOL

Kitapta her bölüm bir “kapı” ve her hikâye bir terapi odasının temsili. Bu
metaforu seçmenizin nedeni neydi?

"Kitabı okuyanlar içerikteki tasavvufi desenleri göreceklerdir. Yolda olmak, yolcu olmak
tasavvufun temel öğretilerindendir. Ve insanın bu yolculukta insan-ı kâmil (ideal
insan) olmak gibi bir hedefi vardır. Bu hedefe giden yolda hepimiz bir şeylerle
eğitiliyoruz.

Dört kapı, kitabın içerisindeki dört insan hikâyesinin yanı sıra pek çok derin anlama
da işaret ediyor. Kitaba adını veren bu dört kapı; insanın yolculuğunda geçmesi
gereken dört mertebeyi de temsil ediyor. İnsan-ı kâmile giden yolda dünya hayatı
içinde hepimiz bu dört kapıdan geçmek zorundayız. Ve tüm kapıların açıldığı bir
odada buluşacağız…"

Toplumda sıkça karşılaştığınız ama bilimsel olarak doğru olmayan hangi mitleri
bu kitapla yıkmak istediniz?

"Yıkmak istediğim pek çok önyargı ve mit var elbette. “Bipolar bozukluk tedavi olmaz”,
“Bipolar bozukluğu olan kişi çalışamaz, evlenemez, çocuğu olmaz”, “Suç işleyebilir,
dengesizdir, ne yapacağı belli olmaz” gibi mitler yıkmaya çalıştıklarımızdan sadece
birkaçı. İnanıyorum ki bu kitap, bu mitlere inanıp umutsuzluğa düşen pek çok hasta
ve hasta yakınına umut olacak."

İYİLEŞMEK BİR AİLE MESELESİDİR

Bipolar Bozuklukla yaşayan kişilerin yakınlarına yönelik en temel ama en az bilinen öneriniz ne olur?

"Bipolar bozuklukta hasta yakınlarının varlığı ve desteği, hastalığın gidişatını
doğrudan etkileyen en temel parametredir. Sosyal destek iyiyse hastalık iyiye; sosyal
destek yoksa hastalık kötüye gider. Bir evdeki bir hasta, etrafındaki en az beş kişinin
yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Hastanıza destek olduğunuzda kendi yaşamınızla
ilgili de doğrudan bir iyilik yapmış olursunuz. Bir hastanın iyi olması demek, bir aileyi
kapsayan bir iyilik hâlinin sağlanması demektir. Türkiye'de ortalama sekiz yüz bin
bipolar bozukluk hastası olduğu düşünüldüğünde, konunun nüfusun ciddi bir kısmını
etkileyecek kadar önemli olduğu görülüyor."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN