1018 yılında restorasyon süreci başlatılan Eyüpsultan’daki tarihî Feshâne-i Âmire binası, Haziran 2023’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından sekiz bin metrekarelik bir kültür ve sanat mekânına dönüştürülmüştü. Bu dönüşümün ardından mekân, “Ortadan Başlamak” başlıklı sergiyle kapılarını sanatseverlere açmıştı. O tarihten bu yana birçok sergiye ev sahipliği yapan mekân, 2025’in son ayında; 11 Aralık akşamı, son yılların en kapsamlı sergilerinden biriyle İstanbullularla buluştu. ‘Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları’ başlığını taşıyan sergi, adını 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransız düşünür Maurice Halbwachs’ın ortaya koyduğu toplumsal bellek kavramından alıyor. İBB Sanat Koleksiyonları’nın ilk kez bu ölçekte ve bütünlüklü bir yaklaşımla kamuoyuna sunulması, sergiyi nicel büyüklüğünün ötesine taşıyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir tarihsel aralığı kapsayan seçki, sanatın, kültürün ve estetik anlayışların zaman içindeki dönüşümünü de görünür kılıyor. Sergide 187 sanatçının 627 eseri yer alıyor.
Serginin kürotaryal yaklaşımı, serginin başlığında da işaret edildiği üzere kolektif bir bilinç etrafında şekilleniyor. İBB Kültür tarafından üstlenilen bu çerçevede, serginin ana omurgasını üç önemli kurumun koleksiyonları oluşturuyor: Zengin arşiviyle İBB Atatürk Kitaplığı, Tevfik Fikret’in evi olarak da bilinen ve Türkiye’nin ilk edebiyat müzesi olma özelliğini taşıyan İBB Aşiyan Müzesi ile İBB Şehir Müzesi. Bu üç müzeden seçilen 316 eser sergide yer alırken, bağış yoluyla İBB Sanat Koleksiyonu’na kazandırılan 311 eser de seçkiye dâhil edilmiş.
Sergi bölümleri, İstanbul’un temsiline ve öznenin şehirle kurduğu ilişkiye odaklanan başlıklar etrafında şekilleniyor: ‘Kenti Manzaradan Okumak’, ‘Mıgırdiç Civanyan’ın İstanbul’u’, ‘Modernliğin Eşiğinde: Meşrutiyet’in Sanatsal Özneleri’, ‘İmparatorluğun Sureti: Geleneğin ve Geleceğin İcadı Olarak Padişah Portreleri’, ‘Özne ve Şehir’, ‘Bakışın Şehri, Şehrin Bakışı’ gibi başlıklarda, soyut çalışmalardan çok figüratif eserlerin ve özellikle portrelerin belirgin bir ağırlık kazandığı görülüyor. Bu tercih, serginin belleği birey üzerinden okuma eğilimini güçlendiriyor. Tabii sergi sadece tablolardan oluşmuyor: Fotoğraf, gravür, heykel ve farklı güzel sanatlardan eserler de yer almakta.
Serginin dikkat çeken yapıtları arasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun koleksiyona kazandırılmasını özellikle istediği Gentile Bellini imzalı 15. yüzyıla tarihlenen ‘Fatih Sultan Mehmet ve Genç Saraylı’ tablosu yer alıyor. 1481 tarihli Costanzo de Ferrara’ya ait bronz döküm Fatih Sultan Mehmet madalyonu da bu eserler arasında bulunuyor. Her iki yapıt, tarihsel temsiller üzerinden günümüzde hâlâ süren tartışmalara temas eden güçlü örnekler sunuyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu geniş sergiyi görmek isteyenler, 13 Aralık 2026’ya kadar; pazartesi günleri hariç her gün 10.00-20.00 saatleri arasında Artİstanbul Feshane’de ücretsiz olarak gezebilir. Son olarak, İstanbul’a Artİstanbul Feshane olmak üzere onun gibi birçok eser, mekân kazandıran İBB Miras ve Mahir Polat’a selam olsun!
ŞAİR TEVFİK FİKRET’İN ESERLERİ DE VAR
Sergide geniş biçimde yer verilen Tevfik Fikret seçkisi, onun Servet-i Fünun’un öncü şairi olmasının yanında, çok yönlü modernliğine de vurgu yapıyor. Cumhuriyet’in kuruluşuna fikirleriyle ilham olmuş Tevfik Fikret’e sergide verilen özel değeri, serginin yüzü olarak onun ‘Krizantemli Vazo’ tablosunun kullanılmasından anlayabiliyoruz. Aşiyan Müzesi koleksiyonundan sergilenen resimler; natürmortlar, manzaralar, portre ve otoportreler aracılığıyla Fikret’in dünyayla kurduğu mesafeli, sorgulayıcı ilişkiyi gözler önüne serdiğini görüyoruz. Özellikle Fikret’in Darwin portresi dikkati en çok çeken eserlerden.
OSMANLI VE CUMHURİYETTEN SİLUETLER
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e dönemin önemli isimlerini barındıran serginin: ‘İmparatorluğun Sureti: Geleneğin ve Geleceğin İcadı Olarak Padişah Portreleri’ bölümünde; Feyhaman Duran’ın ‘Fatih Sultan Mehmet’, ‘Kanuni Sultan Süleyman’, yine Mihriban Sözer’in ‘Fatih’ tablosu ile Cristofano dell’Altissimo’nun 16. yüzyılın sonu ile 17. yüzyılın başlarına tarihlenen ‘Kanuni’ portreleri dikkati çekerken, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ‘Kariye’ tablosu da serginin ilgi çekici eserlerinden. Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesini gösteren, Sami Yetik ile Mehmet Ruhi Arel ve Türk resim sanatının öncülerinden İbrahim Çallı’nın Cumhuriyet’in iki büyük ismi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü portreleri ise serginin başköşesinde yerlerini almakta.
MIGIRDİÇ CİVANYAN’IN TABLOLARI
Eserleri tam bir şehir belleği mahiyetinde olan Osmanlı Devleti’nin önemli ressamlarından Ermeni asıllı Mıgırdiç Civanyan’ın birçok tablosu da sergide yer alıyor. 19. yüzyıl İstanbul’unun en karakteristik manzara resimlerine imzasını atan Mıgırdiç Civanyan; kenti, katman katman bir bellek mekânı olarak resmeder. Onun tuvalinde Boğaziçi kıyıları, ahşap yapılar ve gündelik yaşam sahneleri, romantik bir nostaljiye yaslanmadan kayda geçer. Bu sayede günümüz İstanbul manzaralarıyla mukayese etmemizi de kolaylaştırır.
MELLING’İN GRAVÜRLERİ
Sergide aynı zamanda Alman asıllı mimar, peyzaj mimarı ve ressam Antoine Ignace Melling’in birçok gravürü de yer almakta. 1784 sonunda Rusya Elçisi Bulgakov’un himayesinde geldiği İstanbul’da 18 yıl boyunca yaşayan Melling’in Saray’a girişi, III. Selim’in kız kardeşi Hatice Sultan aracılığıyla gerçekleşir. Hatice Sultan’ın Ortaköy–Defterdarburnu’ndaki sahil sarayında yürüttüğü mimari düzenlemeler ve iç dekorasyon çalışmaları, onun yetkinliğini saraya tanıtır. Ardından III. Selim döneminde Beşiktaş Sarayı, Topkapı Sarayı, Çırağan Sarayı, Emirgan Şerifler Yalısı ve Kandilli’deki Mavi Saray gibi pek çok yapının yeniden düzenlenmesi ve inşa süreçlerinde görev alır. Böylece Melling, dönemin saray mimarlığı içinde benzersiz bir konum edinir. Melling’in bu süreçte yaptığı Pera, Boğaziçi, Galata Kulesi, Haliç Kıyılar ve daha birçok alandaki panoramik çizimleri bugün bile şehir belliğine önemli katkılar sunmaya devam ediyor.
