2021 yılında gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon sonrası ilk büyük serginin 2023’te açıldığı Casa Botter’in yeni konuğu, Türk resim sanatının tutkulu ve azimli isimlerinden olan İhsan Cemal Karaburçak. 29 Nisan Çarşamba akşamı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Karaburçak ailesi ve yoğun bir katılım eşliğinde açılan sergi, Türk resminin hak ettiği değeri yeterince görmeyen isimlerinden Karaburçak’ı yakından tanıma ve sanatına tanıklık etmek isteyenler için önemli bir fırsat.
Karaburçak, hiçbir akademik eğitim almadan, herhangi bir akıma bağlanmadan kendi kendini yetiştirmiş (otodidaktik) ve kendi resim anlayışını ortaya koymuş, özellikle mor renkle kurduğu bağla dikkati çekmiştir. Fırçayı eline aldığında 32 yaşında olan ve memuriyeti gereği Paris’te bulunan Karaburçak, Ecole Universalle’de resme başlangıcını 1968 yılında Varlık Dergisi’ne “Bu okula yararlı olur düşüncesiyle kaydımı yaptırmış fakat pek kısa bir zaman sonra okulu bırakmak zorunda kalmıştım. Okuldaki katı öğretim kuralları, çağdaş sanat isteklerime uygun düşmemişti. Ben, akademik tahsil yapmamış -otodidaktik- dedikleri kendi kendini yetiştirmiş bir ressamım. Bu okuldaki hocaların tam akademik bir öğretim yaptıklarını görünce, yüksek matematik tahsili yaptığım için hat perspektifini kendilerinden çok daha iyi bildiğim halde, Cezanne’dan mülhem kasten yaptığım perspektif yanlışlarını bile maksadı anlamadan düzeltmeye kalktıkları için, o zaman için oldukça önemli olan yıllık öğrenim parasını, kitap ve bunun gibi masrafları bir hamlede feda ederek bir iki ay sonra okulu bıraktım” diye anlatır.
SEMBOLİK VE SOYUT BİR DİL
Bir atölyesi olmadığı için Ankara’daki evinin bir odasını atölyeye çevirerek çalışmalarını sürdüren ve kendi resminin dilini kuran Karaburçak, sanat anlayışını da herhangi bir kuralı takip etmeden oluşturur. 1930-70 yılları arasında portre ve natürmort başta olmak üzere, şehir ve gece manzaraları aynı zamanda da soyut ve soyutlama konusunda pek çok eser verir. Doğayı olduğu gibi yansıtmayı amaçlayan bir sanat anlayışına sahip olan İhsan Cemal Karaburçak’ın eserlerinde genellikle doğal güzellikleri, İstanbul ve çevresinin peyzajlarını gerçekçi bir tarzda görmek mümkündür.
MOR RENGİN HAKİMİYETİ
Natüralizm ve realizm akımlarını benimseyerek Türk peyzaj resim sanatına büyük katkılarda bulunan Karaburçak’ı diğer ressamlardan ayıran özelliklerinden biri şüphesiz ki onun mor başta olmak üzere kullandığı koyu renk tonları. 1950’lerden sonra koyu tonları tercih etmiş, güneşin renkleri öldürdüğü, alacakaranlığın onları ortaya çıkardığı fikrini savunmuştur. Bu nedenle toprak renklerine, donuk turuncu, yeşil, mavi ve özellikle mor renklere yer vermiştir. Bu konuda “Ben renk ressamıyım. Güneş de renkleri öldürdüğü için tabiatı havanın karardığı, bulutların biriktiği veya yağmurdan sonra toprağın, ağaçların ve binaların yıkandığı, renklerin meydana çıktığı saatlerde sevmekliğim bu yüzden olabilir” der.
Resimlerinde ‘Karaburçak’, ‘İ. Karaburçak’, ‘İ. C. Karaburçak’ ve ‘İ.C.K.’ isimlerini kullanan İhsan Cemal’in dikkati çeken özelliklerinden biri de birkaç eseri hariç resimlerine ad koymamasıdır.
ADSIZ RESİMLER
Bu husus konusunda yine kendisi şunları söyler: “… Çünkü ben resimlerime esas itibariyle ad koymuyorum. Herhangi bir manzara şuradan veya buradan olabilir. Bunun ne değeri var. Bir ağaç, bir ev, bir dağ, bir bulut, bir saksı veya bir elma her zaman her yerde bulunabilir.”
İBB’nin ev sahipliğinde, İBB Miras ve İBB Kültür tarafından hazırlanan ‘Bir Renk Ressamı: İhsan Cemal Karaburçak’ sergisi, 30 Nisan – 30 Ağustos 2026 tarihlerinde pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında Casa Botter’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
ESERLERİNDE ÖZGÜN TARZ VE DUYGUSAL YOĞUNLUK VAR
Türkiye’de özellikle özgün tarzı ve duygusal yoğunluğu yüksek eserleriyle tanınan bir ressam olan İhsan Cemal Karaburçak, 1898 yılında İstanbul’da Ayaspaşa’da dünyaya geldi. İlk öğrenimini Beşiktaş Rüştiyesi’nde, lise öğrenimini ise Kabataş Lisesi’nde aldı. Kabataş’tan mezun yolduğu yıl başlayan I. Dünya Savaşı’nda babasını kaybetti. Yüksek öğrenimini Posta ve Telgraf Mektebi’nde gören Karaburçak, Posta ve Telgraf Müdiriyet-i Umumisi’nde çeşitli görevlerde bulundu. 1919’da Emine Hanım ile evlenir ve bu evlilikten üç çocuk dünyaya geldi. İlk kişisel sergisini 1949’da 51 yaşında, 49 tabloyla Ankara’da açan ressam, 1956-1965 yılları arasında Ankara’da Karaburçak Sanat Galerisi’ni yönetti ve sanat yazıları yayımladı. 1962 yılında Venedik Bienali’ne katılan Karaburçak, 1968’de Devlet Resim ve Heykel Sergisi ikincilik ödülünü kazandı. Ölümüne dek yurt içi, yurt dışı, kişisel ve karma olmak üzere 54 sergide yer alan İhsan Cemal, Türk Plastik Sanatçıları Derneği Genel Başkanı, Türkiye Sanat Tenkitçileri Cemiyeti, Türkiye Çağdaş Ressamlar Cemiyeti üyeliği yapmış ve Siyah Kalem Grubu kurucuları arasında yer aldı. Karaburçak, 12 Mart 1970’te İstanbul’da açtığı fakat açılışına katılamadığı sergi sonrası aynı yıl 10 Haziran’da Ankara’da hayatını kaybetti. Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.
