Antalya'nın Kekova Adası açıklarında yürütülen su altı kazılarında keşfedilen yaklaşık 4 bin 700 yıllık gemi batığı, Guinness Rekorlar Kitabı'na "Dünyanın en eski batığı" olarak kaydedildi. Erken Tunç Çağı'na ait olduğu belirlenen batıktan çıkarılan amforaların, İstanbul ve Antalya'daki müzelerde sergilenmesi planlanıyor.
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Akdeniz kıyılarında uzun yıllardır su altı arkeolojisi çalışmaları yürüttüklerini belirtti.
Bugüne kadar çok sayıda önemli gemi batığını gün yüzüne çıkardıklarını aktaran Öniz, Kekova Adası yakınlarında 2024 yılında başlatılan kazılarda yaklaşık 4 bin 700 yıllık amforalara ulaştıklarını söyledi.
Keşfin uluslararası basında geniş yer bulduğunu ifade eden Öniz, Türkiye'nin su altı arkeolojisindeki konumuna dikkat çekerek, "Bu bizim açımızdan gurur verici. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Türkiye su altı arkeolojisinde dünyada lider ülkelerden biri. Bize göre de lider 2-3 ülkeden biri. Çünkü çok iyi altyapımız, bu alanda çalışan çok iyi uzmanlarımız var. En önemlisi dünyanın en zengin kıyı şeridinde çalışıyoruz." dedi.
İLK İNCELEMELERDE OSMANLI DÖNEMİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLDÜ
Kekova açıklarında bulunan batığın Guinness Rekorlar Kitabı'na girdiğini belirten Öniz, keşfin ilk aşamasında geminin Osmanlı döneminden kalmış olabileceğini düşündüklerini anlattı.
Öniz, "Kekova bölgesinde bulmuş olduğumuz batık, bu hafta Guinness Rekorlar Kitabı'na 'Dünyanın en eski batığı' olarak girdi ve resmi olarak ilan edildi. Bu batık bizim çalışmalarımızın yalnızca bir tanesiydi. Kekova batığımızı 2024'te bulmuştuk ama ilk bulduğumuzda bunun Osmanlı dönemine ait batık olduğunu düşünmüştük." ifadelerini kullandı.
Batığın başlangıçta 100 ila 400 yıllık olabileceğini değerlendirdiklerini aktaran Öniz, ekiplerinin ağırlıklı olarak 2 bin ila 2 bin 500 yıllık gemi batıkları üzerinde çalıştığını belirtti.
MISIR'DAKİ BENZER ESERLER BATIĞIN YAŞINI ORTAYA ÇIKARDI
Denizin 35-40 metre derinliğinde bulunan batıktan çıkarılan malzemeler üzerinde yapılan bilimsel incelemeler, geminin tahmin edilenden çok daha eski olduğunu gösterdi.
Öniz, araştırmalar sırasında batıktan çıkarılan amforalara benzeyen eserlerin Mısır'da bulunduğunu tespit ettiklerini belirterek şu bilgileri paylaştı:
"Kekova'daki batık 4 bin 700 yıllık bir gemi batığı. Yaklaşık 5 bin yaşında bir gemi. Buradaki eserlerin bir bölümü, bizim daha az bildiğimiz, daha güncel eserlere benziyordu ama geçen sene yapmış olduğumuz yayın çalışmaları sırasında bu amforaların benzerlerini Mısır'da bulduk. Yani bu gemiden çıkardığımız amforaların benzerlerinin yayınlardan Mısır'da olduğunu gördük. Bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığımızın izinleriyle tekrar alana gidip çalışma yaptığımızda bunların hakikaten Erken Tunç Çağı'na ait gemi batığı olduğunu anladık. Çıkardığımız amfora ağırlıklı eserlerimiz şu an hem bölge laboratuvarımızda hem de Akdeniz Üniversitesinin Kemer'deki su altı arkeoloji laboratuvarında işlemden geçiriliyor."
BATIKTAN ÇIKARILAN ESERLER MÜZELERDE SERGİLENECEK
Yaklaşık 4 bin 700 yıllık batıktan çıkarılan tarihi eserlerin koruma ve inceleme işlemleri devam ederken, ziyaretçilerle buluşturulacakları müzeler de belirlendi.
Öniz, eserlerin bir bölümünün gelecek aylarda İstanbul Haydarpaşa'da yapımı tamamlanan "Dört Deniz Bir Müze"de sergileneceğini açıkladı. Diğer eserlerin ise Antalya'nın Kemer ilçesinde inşaatı tamamlanma aşamasına gelen Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Müzesi'nde yer alacağını belirtti.
BATIK 2024 YILINDA KEŞFEDİLDİ
Öniz ve ekibi, 2024 yılında Kekova açıklarında gerçekleştirdikleri kıyı ve yüzey araştırmalarında deniz tabanında çeşitli eşya ve malzemeler tespit etti. İncelemeler sonucunda bu buluntuların bir gemi batığına ait olduğu belirlendi.
Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yapılan sonraki dalışlarda batıktan yeni malzemeler çıkarıldı ve eserler üzerinde bilimsel araştırmalar yürütüldü.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da 14 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Kekova Adası yakınlarında yaklaşık 4 bin 700 yıllık amforaların bulunduğunu duyurmuştu.
