SALİHA SULTAN
76.Uluslararası Berlin Film Festivali, sadece bir sinema etkinliği olarak değil, Almanya’nın tarihsel suçluluk psikolojisi ile güncel ‘ifade özgürlüğü’ ilkelerinin çarpıştığı bir arena olarak tarihe geçti. Açılışından kapanışına kadar Gazze gölgesinde geçen festival, sonunda direktörünün koltuğunu sarsan bir siyasi krize dönüştü.
AÇILIŞA WENDERS’İN ÇİFTE STANDARDI DAMGA VURMUŞTU
Festival bu yıl, Jüri Başkanı Wim Wenders'in tartışmalı açıklamasıyla başladı. Wenders, Gazze’deki insanlık dramına ilişkin bir soru üzerine, "Politikadan uzak durmalıyız. Politik filmler yaptığımızda politik arenaya girmiş oluruz" diyerek sanatı siyasetten soyutlamaya çalıştı. Daha önce sarfettiği “Her film politiktir” sözüyle bilinen Wenders’in bu ifadesi, dünyaca ünlü yazar Arundhati Roy'un festivalden çekilmesine ve aralarında Javier Bardem ile Tilda Swinton’ın da olduğu 80'den fazla sanatçının, festivali "soykırıma karşı sessiz kalarak sansür uygulamakla" suçlayan bir açık mektup yayımlamasına neden oldu.
KEFİYELİ FOTOĞRAF GERİLİMİ TIRMANDIRDI
Gerilim, Berlinale Direktörü Tricia Tuttle'ın, Suriyeli-Filistinli yönetmen Abdallah Al-Khatib’in film ekibiyle çektirdiği bir fotoğrafla tırmandı. Fotoğrafta ekip üyelerinin kefiye takması ve Filistin bayrağı tutması, başta Bild olmak üzere Alman sağ medyası tarafından Tuttle’ın taraf tuttuğu ve "anti-semitizme alan açtığı" şeklinde servis edildi. Bu, Tuttle’ın görevden alınacağı yönündeki iddiaların ilk taşlarını döşedi.
SAHNEDE GAZZE’NİN SESİ DUYULDU, BAKAN TÖRENİ TERK ETTİ
21 Şubat gecesi düzenlenen ödül töreni ise Alman hükümetini zorda bırakan bir manifesto alanına dönüştü.
‘Kurtuluş’ filmiyle Gümüş Ayı kazanan Emin Alper, kürsüden Gazze halkıyla dayanışma mesajı göndererek, "En korkunç koşullarda yaşayan Filistinlilerin yanındayız" dedi.
‘Kuşatmadan Günlükler’ filmi ile ‘En İyi İlk Film’ ödülü alan Abdallah Al-Khatib, ödül konuşmasında Alman hükümetinin İsrail’in soykırım ortağı olduğunu söyledi. Yönetmenin bu sözlerinin ardından Alman Çevre Bakanı Carsten Schneider salonu terk etti.
‘Sarı Mektuplar’ (Yellow Letters) filmiyle Altın Ayı kazanan İlker Çatak, Türkiye’deki baskıları eleştirirken, Alman siyasetçiler tarafından törendeki diğer "Gazze çıkışlarına" sessiz kalmakla eleştirilen Tuttle’a destek verdi.
FESTİVAL YÖNETİMİ ACİL TOPLANTIYA ÇAĞIRILDI
Törenin ardından Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, festival yönetimini acil toplantıya çağırdı. Bild gazetesi, Tuttle’ın görevden alındığını/alınacağını manşetten duyurdu. Ancak bu ilk hamle ters tepti. Tilda Swinton ve Sean Baker dahil 700'den fazla sinemacı, Tuttle'ın görevden alınmasının "kurumsal bağımsızlığa darbe" olacağını belirttikleri bir açık mektuba imza attı.
Gelen devasa tepkiler üzerine Weimer’ın ofisi, 26 Şubat’ta görüşmelerin sürdüğünü belirterek görevden alma haberlerini resmen doğrulamaktan kaçındı, ancak Tuttle’ın üzerindeki baskının sürdüğü basına yansıdı.
İSRAİLLİ SİNEMACILAR DA TUTTLE’A SİPER OLDU
Krizin en dikkat çekici virajı, önde gelen İsrailli film yapımcılarının Bakan Weimer’e yazdığı sert mektup oldu. "Almanya'nın hassasiyetlerini" koruma bahanesiyle Tuttle'ın hedef alınmasına en büyük itiraz, bizzat İsrailli yönetmenlerden geldi.
Aralarında Altın Ayı sahibi Nadav Lapid (Synonyms) ve 2024'te ölüm tehditleri alan Yuval Abraham'ın (No Other Land) da bulunduğu yönetmenler; "Siyasi baskı, liderliğin değerlendirildiği bir standart haline gelirse, kültür kurumları ayakta kalamaz" uyarısında bulundular. Sinemacılar mektupta, Tuttle ile her zaman aynı fikirde olmadıklarını görseler de, onun "zorlu bir kamuoyu ortamında diyaloğu sürdürme samimiyetine" kefil olduklarını belirttiler.
Bu mektubun ardından Bakanlığın geri adım atıp atmayacağı veya Tuttle'ın istifaya zorlanıp zorlanmayacağı önümüzdeki günlerin en sıcak tartışması olacak.

ALMANYA’NIN GAZZE KARNESİ
Berlinale krizi, Almanya’nın 7 Ekim sonrası takındığı sert tutumun bir devamı niteliğinde.
7 Ekim sonrası kültür sanat dünyasındaki ilk Filistin sansürü Almanya’dan gelmiş, Frankfurt Kitap Fuarı’nda Filistinli yazar Adania Shibli’nin ödül töreni iptal edilmiş, devam eden iki yıllık süreçte ülkedeki birçok sanatçı İsrail eleştirisi nedeniyle sansürlenmiş veya işinden olmuştu.
Almanya, Holokost’un tarihsel sorumluluğunu ‘İsrail'e sınırsız destek’olarak kodlarken; birçok Alman sanatçı bu durumun İsrail’in Gazze’deki katliamlarını görmezden gelme aracına dönüşmesine itiraz etmeye devam ediyor.
