Türkiye’de sinema salonlarında bugün biri yerli 7 film vizyona giriyor. Filmlerde feminist edebiyatın önde gelen kaleminin 1919 tarihli romanından perdeye uyarlanan ‘Wirginia Wolf’tan Gece ve Gündüz’ (Night & Day) öne çıkıyor. Ancak izleyiciyinin karışısında tozlu raflardan inme, dönem kostümlerinin ağırlığı altında ezilen ve edebiyat ikonuna körü körüne biat eden ağdalı bir klasik uyarlama yok. ‘I Am Nasrine’ filminden hatırladığımız Tina Gharavi’nin yönettiği film, özünde yazarın ikinci ve en uzun romanına verilmiş biraz eğlenceli, biraz da kuralları yıkan postmodern bir ‘kadın cevabı’ niteliğinde. Sinema eleştirmenlerinin ilk yorumlarına göre film; el omuzda hareketli kamera tercihleri, elektro ritimlerin havada uçuştuğu modern müzik tercihleri ve jenerikte aniden patlayan pop tınılarıyla dikkat çekiyor. Karşımıza çıkan bu ‘romantik olmayan’ dönem komedisinde, Haley Bennett’in büyüleyici bir hırs ve incelikle canlandırdığı Katharine Hilbery, dönemin İngiltere’sinde ailesinin onun için kurduğu evlilik tuzaklarından kaçıp teleskobunun başına geçmeye, yani astronom olmaya kararlı dikbaşlı bir kadın rolünde. Pop ikonluğundan aktörlüğe geçiş yapan Lily Allen’ın hayat verdiği kadın hakları savunucusu Mary Datchet ve Elyas M’Barek’in canlandırdığı Ralph Denham ile yolları kesiştiğinde ise hikaye bildiğimiz kalıpları esnetmeye başlıyor. Her ne kadar eleştirmenlerin bir kısmı filmin tonunu yer yer fazla ‘didaktik’ ve konuşkan bulsa da, Timothy Spall ve Jennifer Saunders gibi İngiliz sinemasının ağır toplarını da barındıran filmin, vizyon yolculuğunda Woolf hayranlarını ne kadar cezbedeceği merak konusu.
HAFTANIN DİĞER YAPIMLARI
UYURGEZER (SLEEPWALKER): Gerilim türündeki ABD yapımı, sinemaseverlere karanlık bir psikolojik dehliz vadediyor. Brandon Auman’ın yönettiği filmin başrollerini Hayden Panettiere, Justin Chatwin ve usta aktris Beverly D’Angelo gibi güçlü isimler paylaşıyor. Film, uykusunda tehlikeli eylemlere girişen ve gerçeklikle rüya arasındaki sınırı kaybeden bir karakterin etrafında dönüyor.
ÖRÜMCEK-ADAM: EVE DÖNÜŞ YOK (SPIDER-MAN: NO WAY HOME): Jon Watts’ın yönettiği ve Tom Holland, Zendaya ile Benedict Cumberbatch’i buluşturan 2021 yapımı film; eski serilerden Tobey Maguire, Andrew Garfield ve Willem Dafoe gibi efsaneleri de barındıran nostaljik yapısıyla yeniden perdede.
OTOPSİ (THE MORTUARY ASSISTANT / OTOPSİ): Haftanın yabancı korku seçeneği olan yapım, klostrofobik bir mekanda, izole bir morg laboratuvarında başlayan gizemli olayları merkezine alıyor. Popüler bir korku oyunundan sinemaya uyarlanan ve yönetmen koltuğunda Jeremiah Kipp’in oturduğu filmin oyuncu kadrosunda Willa Holland, Paul Sparks ve Keena Ferguson Frasier yer alıyor.
ÖLÜNÜN LANETİ: Yerli korku severler için vizyonun bu haftaki tek alternatifi olan yapım, mistik ögeler ve yerel efsaneler üzerinden karanlık bir intikam hikayesini perdelere taşıyor. Yönetmen koltuğunda Aziz Özuysal’ın oturduğu filmde Gürcan Koç, Mustafa Atalı ve Aden Lina Tavaslı oynuyor.
KAMPÜSÜ SARSAN BİR MÜZİKAL

Haftanın sinefiller ve festival takipçileri için gizli cevheri, Latin Amerika sinemasının en güçlü damarından geliyor. ‘Gloria’ ve ‘Muhteşem Bir Kadın’ (A Fantastic Woman) filmleriyle hafızalarımıza kazınan, Şili’ye Oscar kazandırmış usta yönetmen Sebastián Lelio, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan yeni filmi ‘Dalga’ (La Ola) ile perdede. Şili’de 2018 yılında gerçekleşen gerçek feminist öğrenci protestolarından ilham alan yapım, üniversite kampüsündeki sistematik taciz ve baskılara karşı yükselen bir kadın isyanını, alışılmışın dışında çağdaş ve dinamik bir müzikal estetiğiyle odağına alıyor. Başrolleri paylaşan genç yetenekler Daniela López, Avril Aurora, Lola Bravo ve Paulina Cortés’in sergilediği yüksek enerjili performanslar, filmin aktivist ruhunu perdede adeta birer silaha dönüştürüyor. Film, Hollywood klişelerinden sıkılan; toplumsal öfkeyi dansla, müzikle ve özgün bir ritimle yoğuran rafine bir sinema dili arayan sinefiller için haftanın kesinlikle kaçırılmaması gereken yegane hazinesi.
‘SARI KAHRAMANLAR’ HOLLYWOOD’U ELE GEÇİRİYOR

Tatildeki çocuklar bu hafta, popüler animasyon dünyasının ikonik sarı kahramanları ile eğlenecek. Pierre Coffin ve Patrick Delage ikilisinin yönettiği, senaryosunu ise Brian Lynch’in kaleme aldığı ‘Minyonlar ve Canavarlar’ (Minions & Monsters), Minyonların Hollywood’u nasıl ele geçirdiklerini, birer film yıldızına nasıl dönüştüklerini, sonra her şeyi nasıl berbat ettiklerini ve dünyaya canavarlar salarak kaosa sürüklediklerini anlatan gürültülü ve eğlence dolu bir serüven. Film, sadece çocuklar için değil, klasik yetişkin ciddiyetinden sıkılıp perdede kaygısız, neşeli ve bol kahkahalı bir kaçış rotası arayan tüm tür meraklıları için haftanın en dinamik alternatifi.
