Türkiye ile Fransa arasında kurduğu müzikal köprülerle tanınan Esra Üçcan, kültürel belleklerde yer eden eserleri evrensel bir forma taşıma misyonunu sürdürüyor. Daha önce Ahmet Kaya ve Özdemir Erdoğan gibi isimlerin klasikleşmiş eserlerine getirdiği Fransızca yorumlarla dikkat çeken sanatçı, bu kez Sabahattin Ali’nin zamansız başkaldırısını elektronik-senfonik bir altyapıyla buluşturdu.
ELEKTRONİK FRANSIZ POP İLE SENFONİK DOKU BİRLEŞTİ
Sinop Cezaevi’nin kasvetli atmosferinde yazılan ve özgürlüğe duyulan özlemi anlatan şiir, Üçcan’ın düzenlemesiyle modern bir "ağıt ve direniş" şarkısına dönüştü. "Mon Cœur Gönül", elektronik Fransız pop müziğinin ritmik yapısını senfonik öğelerle harmanlayarak, 93 yıl önceki duygu yükünü bugünün modern dünyasına taşıyor.
Üçcan, eseri sadece tercüme etmekle kalmayıp, melodik yapısını yeniden besteleyerek iki kültürü ortak bir estetik zeminde buluşturmayı hedefliyor.
HER AY YENİ BİR ŞARKI: LONDRA’DA KAYDEDİLDİ
"Mon Cœur Gönül", aynı zamanda sanatçının 8 şarkıdan oluşan yeni albümünün de habercisi niteliğinde. Ocak ayı itibarıyla her ay bir şarkının dijital platformlarda yayımlanacağı albüm projesi, "single" serisi mantığıyla ilerleyecek.
Tamamı Londra’daki stüdyolarda kaydedilen albümün mutfağında da deneyimli isimler yer alıyor. Albümdeki yedi şarkının bestesi ve düzenlemesi bizzat Esra Üçcan’a aitken, bir şarkının düzenlemesini Cem Ergunoğlu üstlendi. Kayıtların mix ve mastering işlemleri ise Londra’da yaşayan ünlü ses mühendisi Ender Akay tarafından gerçekleştirildi.
"DENİZİNİN ÖNÜNE DUVAR ÖRÜLENLERE..."
Diplomat bir ailenin kızı olarak yurt dışında büyüyen, Hacettepe Üniversitesi ve Strasbourg Müzik Konservatuvarı’nda aldığı eğitimi mimarlık disipliniyle birleştiren Üçcan, müziğini "idealist bir etik duruş" olarak tanımlıyor.
Ahmet Kaya’nın "Acılara Tutunmak" eserini "La Souffrance" adıyla, Özdemir Erdoğan’ın bestesini ise Charles Baudelaire dizeleriyle birleştirerek "L’Amour" adıyla yorumlayan sanatçı, yeni projesindeki motivasyonunu şu sözlerle özetledi:
"Yüz yıl önce yazılmış bir metnin bugün başka bir dilde hala aynı etkiyi yaratabilmesi tesadüf değil. Aldırma Gönül’ün Fransızca yorumu nostaljik bir geri dönüş değil, bugüne yöneltilmiş bilinçli bir hatırlatmadır. Denizinin önüne duvar örülmüş kişilerin yüzünü göğe çevirmek ve denizin yansımasını göstermek istiyorum."
